#Franchise

Medya Franchise - Franchise haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Franchise haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Franchise Ekosisteminde Fark Yaratan Marka: HuQQabaz Haber

Franchise Ekosisteminde Fark Yaratan Marka: HuQQabaz

Franchise Ekosisteminde Fark Yaratan Marka: HuQQabaz Türkiye’de 18 şubesi bulunan ve 9 ülkede faaliyet gösteren HuQQabaz, ayrışan franchise modeliyle büyümeye devam ediyor. Atasay Group iştiraki Q Food & Beverage çatısı altında konumlanan marka; güçlü misafir memnuniyeti, premium algısı, operasyonel standardizasyonu ve aktif eğitim sistemi ile yatırımcılar için ölçeklenebilir bir büyüme zemini sunuyor. 2016 yılında İstanbul’da hayata geçen HuQQabaz, 10. yılında 9 ülkede 33 şubeye ulaşarak yerelden globale uzanan güçlü bir büyüme hikayesi ortaya koyuyor. Yılda 8 milyondan fazla misafiri ağırlayan marka, klasik restoran anlayışının ötesine geçen deneyim yaklaşımıyla gastronomi, atmosfer, servis ve misafirperverliği tek bir dilde buluşturuyor.Şehir hayatının değişen ritmine “nefes arası” fikriyle yanıt veren HuQQabaz, günün farklı saatlerine ve farklı kullanım anlarına uyum sağlayan yapısıyla ayrışıyor. Sabah kahvaltısından akşam geç saatlere, yemekten müziğe, eğlenceden ailelere yönelik deneyimlere uzanan konseptiyle HuQQabaz, günün farklı anlarına hitap eden güçlü bir buluşma noktası yaratıyor. HuQQabaz, farklı lokasyonlarda aynı standardı korurken franchise modelini de güçlü marka algısı ve merkezden yönetilen operasyonel sistemle desteklenen sürdürülebilir bir büyüme yapısına dönüştürüyor. Güçlü Marka Algısı, Yüksek Memnuniyet ve Tekrar Ziyaret Potansiyeli HuQQabaz’ın franchise modeli, sahada karşılığı olan güçlü bir marka algısıyla destekleniyor. Barem Araştırma tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, markanın müşteri memnuniyet oranı %94,7, NPS skoru 76 olarak ölçüldü. Restoran sektöründe misafir deneyimi, servis standardı ve marka sadakatinin büyüme performansı açısından giderek daha belirleyici hale geldiği bir dönemde bu oranlar, HuQQabaz’ın sektörde dikkat çeken bir memnuniyet alanı yarattığını gösteriyor. Bu sonuç, markanın yalnızca tercih edilen bir deneyim sunmakla kalmadığını; misafirleri tarafından çevrelerine tavsiye edilen güçlü bir memnuniyet alanı yarattığını gösteriyor. Aynı araştırmaya göre misafirlerin %94,3’ü HuQQabaz’ı “premium” olarak tanımlıyor. Markanın tekrar ziyaret oranı da büyüme potansiyeli açısından önemli bir gösterge sunuyor. Araştırmaya göre HuQQabaz’da tekrar ziyaret etme oranı %89,5 seviyesinde gerçekleşiyor. Bu oran, HuQQabaz deneyiminin misafirler nezdinde güçlü bir yeniden tercih edilme eğilimine sahip olduğuna ve franchise modeli açısından sürdürülebilir talep yaratma gücüne işaret ediyor. Servis tarafındaki sonuçlar da markanın operasyonel gücünü destekliyor. Araştırmada HuQQabaz’ın servis memnuniyeti %88,5 olarak ölçülürken, “güleryüzlü, samimi ve ilgili ekip” başlığında oran %91,9. Karşılama, bekleme süresi, servis hızı ve ekip yaklaşımı gibi temas noktalarındaki yüksek skorlar, markanın deneyim standardını sahada istikrarlı biçimde taşıyabildiğini gösteriyor. Bu tablo, HuQQabaz’ın franchise büyümesini yalnızca şube sayısı üzerinden değil, misafir memnuniyeti ve operasyonel tutarlılık üzerinden de güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Atasay Group Gücüyle Desteklenen Yapı HuQQabaz’ın arkasındaki yapı, kökleri 90 yılı aşkın bir geçmişe dayanan Atasay Group’a ait. Grubun ticari disiplini, operasyonel yaklaşımı ve marka yönetimi deneyimi, HuQQabaz’ın büyüme modelini destekleyen kurumsal zemini oluşturuyor. Atasay Group’un yeme-içme alanındaki yapılanması, 2013 yılında HuqqA’nın açılmasıyla birlikte Q Food & Beverage çatısı altında kuruldu. İstanbul ve Dubai’deki iki genel merkezden yönetilen bu yapı, restoran işletmeciliği, farklı yeme-içme markalarının yönetimi ve ilgili hizmet alanlarında faaliyet göstermek üzere hayata geçirildi. Q Food & Beverage bünyesinde başta HuqqA, HuQQabaz, ve The Market olmak üzere 10 farklı marka bulunuyor. Bu yapı içinde HuQQabaz; erişilebilir, ölçeklenebilir ve farklı lokasyon formatlarına uyum sağlayabilen bir marka olarak konumlanıyor. Premium-casual segmentte yer alan marka, daha geniş bir kitleye hitap eden yapısıyla Q Food & Beverage portföyünün büyüme odaklı markalarından biri olarak öne çıkıyor. Yerel Operasyon Gücünden Global Büyümeye HuQQabaz, Türkiye’deki 18 şubesiyle oluşturduğu operasyon deneyimini yurt dışı pazarlara taşıyor. Marka bugün Türkiye’nin yanı sıra Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Suudi Arabistan, Ürdün, Azerbaycan, Irak ve Mısır’da varlık gösteriyor. Türkiye’de 18, globalde toplam 33 şubeye ulaşan HuQQabaz için bu çok pazarlı yapı, uluslararası büyüme hedeflerinin önemli zeminini oluşturuyor. Marka, önümüzdeki 3 yıl içinde faaliyet gösterdiği ülke sayısını 15’e, toplam şube sayısını ise 40’a çıkarmayı hedefliyor. Aynı dönemde uluslararası operasyonlardan elde edilen cironun yaklaşık beş kat artırılması planlanıyor. Standardizasyon, Eğitim ve Operasyonel Kontrol HuQQabaz’ın franchise modelinde temel öncelik, her lokasyonda aynı deneyim kalitesini sunabilmek. Bu nedenle mutfak, servis, hijyen, misafir karşılama, ekip yaklaşımı ve operasyonel işleyiş tek bir sistemin parçaları olarak ele alınıyor. Ürünlerde standart reçeteler ve tazelik önceliği korunurken, servis tarafında aynı deneyim dilini sürdüren net kriterlerle ilerleniyor. Bu yapının önemli taşıyıcılarından biri HuQQabaz Akademi. Yeni açılan şubelerde ekiplerin markanın servis kültürünü, operasyon yaklaşımını, ürün bilgisini ve misafir deneyimi standartlarını aynı çerçevede öğrenmesini sağlıyor. Eğitim süreçleri açılış öncesi hazırlıkla sınırlı kalmıyor; operasyon boyunca devam eden denetim, gelişim ve geri bildirim mekanizmalarıyla destekleniyor. Bu sistem, franchise yatırımcılarına güçlü bir markanın yanı sıra merkezden yönetilen eğitim, operasyon ve denetim altyapısına dahil olma imkânı sunuyor. Böylece HuQQabaz deneyimi kişilere veya tekil lokasyonlara bağlı kalmadan, sistemli biçimde yönetilebiliyor. HuQQabaz Yurt İçi Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Feride Ürgen, operasyonel standardizasyonun franchise modeli için önemini şöyle aktarıyor: “HuQQabaz’da büyümenin en kritik koşulu, misafirin hangi şubeye giderse gitsin aynı deneyim kalitesiyle karşılaşması. Bu nedenle operasyonu servis standardı, ekip yaklaşımı, ürün bilgisi, hijyen, hız ve misafir memnuniyetiyle birlikte ele alıyoruz. Akademi yapımız bu standardın sahaya doğru şekilde aktarılmasını sağlıyor. Franchise modelinde yatırımcıya güven veren en önemli unsur, markanın deneyimini öğretilebilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir sisteme dönüştürebilmiş olması.” HuQQabaz Yurt Dışı Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Akın Soydan ise markanın global büyüme yaklaşımını şöyle değerlendiriyor: “HuQQabaz’ın yurt dışı büyümesinde önceliğimiz markanın deneyim standardını farklı coğrafyalarda tutarlı biçimde sürdürebilmek. Yeni pazarlara girerken sosyal yaşam dinamiklerini, tüketim alışkanlıklarını, lokasyon potansiyelini ve operasyonel sürdürülebilirliği birlikte değerlendiriyoruz. Franchise modeli bu büyümenin ana taşıyıcılarından biri. Bu modeli güçlü kılan ise merkezden yönetilen eğitim, denetim ve operasyon standartları. Türkiye’den çıkan bir markanın farklı pazarlarda aynı deneyim kalitesini sunabilmesi, global marka olma vizyonumuzun en önemli göstergelerinden biri.” Q Food & Beverage Hakkında Q Food & Beverage, kökleri 90 yılı aşkın bir geçmişe dayanan Atasay Group’un yeme-içme alanındaki yapılanmasıdır. 2013 yılında HuqqA’nın açılmasıyla birlikte kurulan Q Food & Beverage; restoran işletmeciliği, farklı yeme-içme markalarının yönetimi ve ilgili hizmet alanlarında faaliyet göstermektedir. Bünyesinde başta HuqqA, HuQQabaz ve The Market olmak üzere 10 farklı marka yer alan Q Food & Beverage, gastronomi, misafir deneyimi, marka yönetimi ve operasyonel standardizasyonu bir arada ele alan bir yapı ile büyümesini sürdürmektedir. HuqqA, premium lounge segmentinde global ölçekte konumlanırken; HuQQabaz premium-casual alanda daha erişilebilir ve ölçeklenebilir bir deneyim markası olarak öne çıkmakta, The Market ise gastronomi odağı yüksek, rafine bir deneyim sunmaktadır.

Franchise ile tarımın geleceği kurtarılabilir mi? Haber

Franchise ile tarımın geleceği kurtarılabilir mi?

820 milyar dolarlık dünya franchise pazarı her geçen gün yeni iş fikirleriyle büyüyor. Franchise çiftlik almak ister misiniz? Franchise pazarı için çok yeni iş fikri tarımın geleceğini tamamen değiştirebilir. Çiftlik franchise modeli, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar’dan geldi. Proje ile gençlere teknoloji destekli model çiftlikler kurulacak. Bir bakıma çiftlik franchise modeli. Tarım/gıda ekosisteminin geleceği çoklu krizlere gebe, gençler bu haliyle tarım yapmak istemiyor, tarım finansmanı her geçen gün zorlaşıyor. Gençleri çiftlik sahibi yapacak yeni model, tarım-gençlik entegrasyonu için yeni bir perspektif sunuyor. Tüm dünyada gençleri tarıma çekmek için dağıtılan “koyun, kuzu, sığır, traktör” desteği gibi geleneksel destekleme modelleri yanında bir bütün olarak çiftlik kurma desteği devrim niteliğinde. Açlık savaşları başladı… “Türkiye’nin 3 tarafı denizlerle, 5 tarafı krizlerle dolu” 40 bin genç, 40 bin çiftlik kurulacak Dünyada şu anda McDonald’s gibi tam anlamıyla standart çiftlik franchise modeli yok. Hy-Farm, mikro yeşillik üreten bir çiftlik ağı; 200 noktada mikro yeşillik üretimine yönelik danışmanlık veren bir sistem. GroSpace, tavukçuluk, sebze ve tahıl gibi alanlarda üretim modeli, pazar erişimi ve teknik konularda destek sunuyor. AgriLiving, meyvecilikte çiftçi kümeleri kuran bir kooperatif modeli. Dünyada gerçek çiftlik franchise modeline en yakın sistem Babban Gona; küçük çiftçileri organize ediyor, finansman sağlıyor. Model, çiftçi gelirlerini yüzde 300 artırdı. Çiftçilere dijital danışmanlık sunan DeHaat, dünyada “tarımın Starbucks’ı” olarak tanımlansa da sadece üretim desteği sunuyor. Dünyadaki örneklerin parçalı çözümlerinin aksine Türkiye’deki model entegre, tam bir çiftlik modeli. Bu anlamda TÜME ve Burdur Üniversitesi tarafından başlatılan sistem, tarım-gençlik entegrasyonu sorununu çözebilir. Kendi çiftliğine sahip olmak isteyen gençlere fırsat Yeni modelin özü, ölçeklenebilir ve standartlaştırılabilir ticari bir çiftlik modeli kurgulamak. Franchise kapsamında çiftlik işletmesine dair teknoloji, üretim, muhasebe, pazarlama gibi alanlardaki know-how alınacak. Gelir modeli kurgulanmış, başarılı çiftlikler sayesinde tarımda maliyetler kontrol edilirken verim de artırılacak. Tarım alanında dünyada ilk kez “franchise benzeri” bir sistem kurularak isteyen gençler kendi çiftliğine sahip olabilecek. Model benzersiz olsa da kimi uzmanlara göre büyük şirketler model çiftlikler kurarak tarımda tekel oluşturabilir. Finansmana erişimi olan gençler çiftlik sistemden faydalanabilirken, düşük gelirli gençler de modelde çalışan olarak istihdam edilebilir. Çiftlik markaları dönemi başlıyor Uzun vadede farklı çiftlik markaları ortaya çıkarak daha başarılı, avantajlı çiftlik modelleri tarımı geliştirebilir. Birçok genç kırsalda yaşamak isterken tarımın fiziksel alanıyla değil, veri, pazarlama gibi alanlarında çalışmak, çiftlik yönetmek istiyor. Bu anlamda yeni model, bir çiftçilikten öte çağın gereklerine uygun bir çiftlik sistemi olarak düşünülebilir. Gençler de ilgi alanlarına göre kırsalda yaşayıp tarımın yönetişim tarafında yer alabilirler. Gençlerin teknoloji yetkinliği ile çiftlik ürünlerinin perakendede daha güçlü yer alması sağlanabilir. Marka çiftlikler çoğaldıkça ortak satın alma, ortak muhasebe, ortak pazarlama tarıma değer katabilir. Marka çiftliklerden çıkan markalı ürünler çoğaldıkça çiftçi kazançları artırılabilir. Franchise çiftlik projesinin arkasındaki tarım aklı TÜME Sadece Türkiye değil, tüm dünya kırsala/tarıma dönüşü teşvik edecek yeni modeller arıyor. Tarım/gıda alanında teknoloji geliştiren markaların, akademisyenlerin, üreticilerin ve gençlerin aynı çatı altında buluştuğu; tarımın geleceğini, yerli teknolojilerin sahada yaygınlaştırılmasını, gençlerin yeniden üretime dönmesini ve verimlilik artışını hedefleyen TÜME Vakfı ve YÖK iş birliğiyle yürütülen model çiftlik projesinde 10 üniversite yer alıyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) pilot uygulama merkezlerinden biri. Türkiye’den dünyaya çiftlik franchise ihracatı Uzmanlara göre bugüne kadar gerçek bir çiftlik franchise modelinin kurulamama sebebi, “toprak, su, iklim standardizasyon sorunları, yerel ürün farklılıkları, verim kontrolündeki zorluklar.” Örtü altı tarım, mikro yeşillikler, mantar üretimi, tavukçuluk, fide üretimi gibi alanlarda bütünsel olarak çiftlik franchise modeli ölçeklenebilir. Şu anda dünyada geleneksel tarla tarımında, meyvecilikte, büyükbaş hayvancılık gibi alanlarda franchise sistemi yok. Türkiye, yüksek genç işsizliği ortadan kaldıracak “çiftlik franchise ihracatçısı” olabilir; hem içeride hem dışarıda önemli bir istihdam alanı yaratabilir. Köye dönüş için maaşlı çiftçilik MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar programa ilişkin, “Türkiye’de 40 bin gence 40 bin çiftlik kurulacağını” ifade ediyor. Dalgar’a göre, “Tarımda asıl mesele ürün fiyatı değil, maliyet ve verim. Model çiftliklerde gençler eğitilecek, teknoloji ile donatılacak, akredite edilecek. Gençlerin köylerinde gösterecekleri arazide çiftlik kurulacak. Belli bir süre gençlere maaş verilerek çiftçilik öğretilecek. Uzun bir eğitim ve oryantasyon sürecinden sonra istenirse çiftlik gençlere devredilecek.” Tüm bu süreçte gençler desteklenecek. Çiftlik eğitimindeki gençlere bekârsa iki asgari ücret, evliyse en az üç asgari ücret verilecek. Performanslarına göre 5 ile 10 yıl sonra çiftlik gençlere bırakılacak. Burdur’da örnek çiftlikler Sistem hâlihazırda Burdur’da bazı köylerde uygulanıyor. MAKÜ’deki model çiftliklerde “yem robotu, gübre temizleme robotu, sağım robotu, yem karma” gibi robotlar kullanılıyor. Kullanılan her türden teknoloji ve yöntem sığırların daha az hastalanmalarını sağlarken, buzağı ölüm oranını düşürüyor, et ve süt verimini artırıyor, girdi maliyetlerini düşürüyor. Örnek çiftlikte sabit yüksek maliyetli yapılar yerine demonte sistemler kullanılıyor. Ahırlar prefabrik yapılıyor, istendiğinde taşınabiliyor veya arazi yeniden eski hâline dönüştürülebiliyor. Değerli ürün, değerli çiftçi Tüm dünya gençleri çiftçilik mesleğiyle tanıştırmak için modeller çalışırken, çiftlik ürünlerine de değer katacak uygulamalar yaratılıyor. ABD, bizdeki “yerli malı” kullanımına benzer şekilde Amerika ürünlerini tanıtmak ve yaygınlaştırmak için yeni bir etiket düzenlemesi yaptı. “ABD ürünü” denen etiket gönüllülük esasına göre kullanılıyor. Tarım Bakanı Rollins’e göre, “Vatansever çiftçiler ve üreticiler, dünyanın en güvenli, en uygun fiyatlı gıdalarını ABD’de üretiyor. Amerikalı tüketiciler, Amerikan malını satın alarak ülkemizi destekleyebilirler. Amerikan mallarının tedarik zincirinde adil şekilde rekabet edebilmesi desteklenebilir.” Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı Benzer şekilde Türkiye’de “ürünlerin kooperatiflerde üretildiği, hatta üretenin isminin yer aldığı” gibi etiket düzenlemeleri yapılabilir. Yerli malı haftası, daha yeni ve güncellenmiş şekilde “yerli malı” etiketi çalışılarak yerli üretimin avantajları ön plana çıkarılabilir. Market raflarında yerli ürünler desteklenebilir. Geçtiğimiz yıllarda “Cevizin yerlisi, lezzetlisi” programı ile Ceviz Üreticileri Derneği, yerli cevizde farkındalık için örnek bir etiketleme yapmıştı. Amerika’nın tüm tarlaları artık bir AR-GE merkezi Gençleri tarıma entegre etmek için sadece çiftlik kurmak yetmiyor, üretilen ürünlerin pazarda değer görmesi tüm paydaşların ortak çalışmasını gerektiriyor. ABD sadece yerli malını övmekle kalmıyor, aynı zamanda ABD’de geliştirilen yeni teknolojileri test etmek için de ülke çapında güçlü bir “deneme test ağı” oluşturdu. Amerika’da tarım-gıda alanında yapılan her türden teknoloji, iş geliştirme, tohum, ilaç, gübre gibi ürün ve hizmetlerin denemesi için “tarım teknoloji test alanları ağı” kuruldu. Dijital ve yapay zekâ tabanlı teknolojiler, toprak sağlığı ürünleri gibi pek çok AR-GE’yi objektif olarak doğrulamak için ulusal araştırma ağı kurulacak, yatırım kararları güvenilir performans sonuçlarına göre verilecek. Tüm tarlalar test alanına dönüşürken çiftçiler de öğrenmiş ve gelir elde etmiş olacak. Brezilya’nın tarım ağı dünyayı besliyor Benzer şekilde Brezilya’da EMBPARA, 1973’ten beri Brezilya Tarım Bakanlığı’na bağlı çalışan bir AR-GE merkezi olarak çalışıyor. Ülke çapında örgütlenmiş bir bilim ağı. Ağdaki herkes Brezilya tarımı ve ihracat için teknoloji geliştiriyor, bilim yapıyor. Tüm paydaşlar birlikte hareket etmek zorunda. Brezilya’daki yatırım ve teknoloji haritası, herkesi içine alan, herkesin birbirinden haberdar olduğu güçlü ve etkin bir ağ. Brezilya için tüm tarlalar, fabrikalar bir tarım laboratuvarı, deneyim alanı. Söz konusu kurum, Brezilya’nın tarıma elverişsiz alanları olan Cerrado ve Amazonları dünyanın en verimli tarım arazilerine dönüştürdü. Brezilya, ABD’nin yeni kurduğu test ağı projesini 40 yıldır uyguluyor. EMBPARA sadece ülkede değil, yurt dışında çalışma ofisleri olan, küresel ortaklıkları bulunan dünyanın en geniş kapsamlı tarım AR-GE ağı. TAGEM de Türkiye’de benzer bir amaçla kuruldu. Türkiye’de kömür işletmelerinin ürettiği gübreler, Tarım Orman Bakanlığı Eğitim Yayın Dairesi marifetiyle denenip hem ürün test ediliyor hem de çiftçilere tanıtılıyor, hızlı geri dönüşler alınıyor. Kırsalda genç çiftlikler var Gençler artık sadece iş aramıyor; anlam, sosyal hayat, deneyim ve sürdürülebilirlik arıyor. Bu anlamda kırsalda sadece üretim yapılacak çiftlikler değil, yaşam enerjisi de inşa edilmeli. Sosyal alanlar, kültürel etkileşim, spor, eğitim ve topluluk hissi olmadan gençleri kırsalda tutamayız. Kırsalın yeniden inşası fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve zihinsel bir inşa olmalı. Bu anlamda franchise modeli çiftlik projesinde sosyologlar, psikologlar yeni bir çiftçilik/kırsal sosyolojisi de inşa etmeli. Çiftliklerin komşuları yazılımcı hubları, sanat enstitüleri Franchise çiftlik modelinin tutması için kırsalda sadece çiftlik kurmak yetmiyor. Yeni nesil kırsal, sadece çiftçilerin değil; mühendislerin, tasarımcıların, veri bilimcilerin, pazarlamacıların ve yatırımcıların da üretim yaptığı bir ekosistem olmalı. Bu anlamda kırsal, çok disiplinli bir üretim sahası olarak yeniden kurgulanmalı. Kırsalda evden çalışan mühendisler, yazılımcılar, sanatçılar yeni bir ekosistem yaratmalı. Franchise çiftliklerin kurulduğu köylere girişimci hub’lar, sanat enstitüleri birlikte inşa edilmeli. Gençlere çiftlik kurmak değil, kırsalda yeni bir medeniyet tasarlamak gerek Büyük şirketlerin call center’ları franchise modeliyle çiftliklerin olduğu köylere taşınmalı. Kırsalda gençliğin olduğu yeni bir yaşam dönüşüm ekosistemi tasarlanmalı. TOKİ, gençler için kırsalda evler inşa etmeli, gençlerin kendi çağlarının ruhunu yansıtmalarına olanak tanınmalı. Turgut Uyar’ın dediği gibi “kentleri imar ederken kuşakları ihmal etmemeliyiz.” Gençleri kırsala göndermek bir istihdam politikası değil, bir medeniyet tasarımı olmalı. Hedef gençleri köye göndermek değil; köyü geleceğin merkezine dönüştürmek olmalı. Franchise ile tarımın geleceği kurtarılabilir mi? Velhasıl, medeniyet tohumu denilen tarım uygarlığının miadı dolmak üzere. İklim, beslenme alışkanlıkları değişirken çiftçilik de değişiyor. Çiftçi gelirleri düşüyor, sistematik şoklar tarımı daha da kırılgan hâle getiriyor. Gençler çiftçilik yapmak istemiyor. Üretimle toplum arasındaki bağ kopuyor. Kentlerle köyler arasındaki kırılan bağları onarmak için geliştirilen bu yeni model, tarım için, sağlıklı gelecek için bir milat. Gençler başka bir tarıma/yaşama talipler. Bu anlamda gençleri kırsala hazırlarken kırsalı da gençler için hazırlamalıyız. Kim bilir, Türkiye’nin geliştirdiği bu model tüm dünyada modern çağın tarım felsefesini kökten değiştirebilir.

 Her İki Şubeden Biri Neden Kapanıyor? Haber

 Her İki Şubeden Biri Neden Kapanıyor?

Her İki Şubeden Biri Neden Kapanıyor? Naci Murat Servi’nin kaleminden, Türkiye’de franchise sektörü son yıllarda ciddi bir büyüme ivmesi yakaladı. Gıda, kahve, restoran, hizmet ve perakende alanlarında birçok marka, yatırımcılarla buluşarak yeni şubeler açıyor. Ancak bu büyümenin arka planında çoğu zaman görmezden gelinen çok önemli bir gerçek var: Açılan her franchise şubesi başarıya ulaşmıyor. Bugün sektörde yaşanan en temel sorun, franchise modelinin hâlâ birçok marka tarafından yalnızca “şube satışı” olarak görülmesidir. Oysa franchise, sadece bir yatırımcıya tabela vermek, konsept satmak ya da açılış yapmak değildir. Franchise; operasyon, eğitim, denetim, tedarik, finansal sürdürülebilirlik, marka yönetimi ve yatırımcı ilişkilerini kapsayan ciddi bir sistem işidir. Bu nedenle kapanan şubelerin nedenini yalnızca yatırımcı hatasında aramak doğru değildir. Çoğu zaman asıl sorun, franchise veren markanın sistemi yeterince kurmadan büyümeye çalışmasından kaynaklanır. Franchise Vermek Başka, Franchise Taşımak Başkadır Bugün piyasada birçok marka franchise verdiğini söylüyor. Ancak kritik soru şudur: Bu marka gerçekten franchise taşıyabiliyor mu? Bir markanın franchise verebilmesi için öncelikle kendi operasyonunu kanıtlamış olması gerekir. Ürünün kalitesi, müşteri deneyimi, kârlılık modeli, personel eğitimi, satın alma süreçleri, reçeteler, fiyatlandırma politikası, denetim sistemi ve açılış sonrası destek mekanizması net şekilde oluşturulmalıdır. Eğer bir marka kendi şubesinde sürdürülebilir kârlılığı sağlayamamışsa, bunu yatırımcıya sunması son derece risklidir. Çünkü franchise modelinde yatırımcı sadece bir markaya değil, o markanın sistemine yatırım yapar. Sistem yoksa, yatırımcı yalnız kalır. Yatırımcı yalnız kalırsa, şube kısa sürede sorun yaşamaya başlar. En Büyük Hata: Hazır Olmadan Büyümek Franchise sektöründe en çok karşılaştığımız hatalardan biri, markaların büyüme isteği ile franchise hazırlığını birbirine karıştırmasıdır. Bir markanın büyümek istemesi doğal ve değerlidir. Ancak büyümek istemek, franchise’a hazır olmak anlamına gelmez. Hazır olmayan markalarda süreç genellikle benzer şekilde ilerler: Önce hızlı franchise satışı yapılır. Ardından şube sayısı artar. Fakat operasyonel altyapı bu büyümeyi taşıyamaz. Denetimler aksar, ürün standardı bozulur, personel eğitimi yetersiz kalır, yatırımcı beklentileri karşılanamaz. Sonuçta şube kapanışları başlar ve markanın itibarı zarar görür. Bu noktada sorun yalnızca kapanan şube değildir. Asıl zarar, markanın güvenilirliğinin zedelenmesidir. Franchise’da itibar, en önemli sermayedir. Bir kez kaybedildiğinde geri kazanılması son derece zordur. Kendi Şubesinde Kazanamayan Marka, Yatırımcıya Kazandıramaz Franchise sisteminin en temel kuralı şudur: Marka önce kendi şubesinde kazanmalıdır. Kendi şubesinde kârlılık sağlayamayan, operasyonunu yönetemeyen, personel sirkülasyonunu kontrol edemeyen, maliyetlerini ölçemeyen bir yapının yatırımcıya kazanç vaat etmesi doğru değildir. Yatırımcıya sunulan modelin mutlaka test edilmiş olması gerekir. Ortalama yatırım maliyeti, geri dönüş süresi, aylık gider yapısı, ürün maliyetleri, ciro potansiyeli ve kârlılık oranları gerçek verilerle ortaya konulmalıdır. Aksi hâlde franchise, yatırımcı için güvenli bir girişim modeli olmaktan çıkar; belirsiz bir risk alanına dönüşür. Marka Sahibi İşin Mutfağını Bilmelidir Franchise sisteminde marka sahibinin ya da üst yönetimin işi yalnızca pazarlama diliyle anlatması yeterli değildir. Bu işin mutfağını bilmek gerekir. Bir restoran markası için mutfak operasyonunu, ürün standardını, fire oranını, personel vardiyasını, servis hızını, müşteri şikâyetini ve günlük kasa yönetimini bilmeden franchise sistemi kurmak mümkün değildir. Franchise, sahadan kopuk yönetilemez. Masa başında hazırlanan dosyalar tek başına sistem oluşturmaz. Gerçek sistem, sahada test edilmiş, ölçülmüş, geliştirilmiş ve yazılı hale getirilmiş süreçlerden oluşur. Bu nedenle başarılı franchise markaları, sadece iyi ürün satan markalar değildir. Aynı zamanda iyi yönetilen, iyi denetlenen ve yatırımcısına sürdürülebilir destek sunan markalardır. Yatırımcılar Sadece Vitrine Bakmamalı Franchise almak isteyen yatırımcıların da dikkatli olması gerekir. Şık bir mağaza, güçlü bir sosyal medya hesabı, etkileyici bir logo ya da yoğun görünen bir şube tek başına doğru yatırım anlamına gelmez. Yatırımcı şu soruları mutlaka sormalıdır: Bu marka kendi şubesinde gerçekten para kazanıyor mu? Kaç şubesi açıldı, kaçı kapandı? Açılış sonrası destek nasıl veriliyor? Operasyon kim tarafından yönetiliyor? Eğitim süreci ne kadar güçlü? Tedarik sistemi sürdürülebilir mi? Marka sahibi bu işi gerçekten biliyor mu? Yatırım geri dönüş süresi gerçekçi verilere dayanıyor mu? Bu sorulara net ve şeffaf cevap alınamıyorsa, yatırım kararı da net olmamalıdır. Asıl Mesele Franchise Satmak Değil, Marka Yönetmektir Franchise veren markaların unutmaması gereken en önemli konu şudur: Ana iş franchise satmak değil, markayı doğru yönetmektir. Bir marka ürününü geliştirmiyorsa, müşteri deneyimini iyileştirmiyorsa, operasyonunu güçlendirmiyorsa, eğitim ve denetim süreçlerini sürekli güncellemiyorsa; şube sayısı artsa bile gerçek anlamda büyümüş sayılmaz. Kontrolsüz büyüme, büyüme değildir. Sadece yayılmadır. Yayılmanın sonunda da marka geri toplanmak zorunda kalır. Doğru franchise sistemi; markanın kimliğini, standardını, operasyonel gücünü ve yatırımcı güvenini aynı anda koruyabilen sistemdir. Sonuç: Franchise Ya Doğru Kurulur Ya Hiç Kurulmaz Franchise modeli, doğru kurulduğunda hem marka hem yatırımcı için çok güçlü bir büyüme aracıdır. Ancak eksik, plansız ve yalnızca satış odaklı kurulduğunda ciddi sorunlar doğurur. Bu nedenle franchise sistemi “biraz doğru” kurulamaz. Ya doğru kurulur ya da kısa sürede kriz üretir. Doğru kurulan franchise modelinde yatırımcı kazanır, marka güçlenir, müşteri aynı kaliteyi her şubede deneyimler. Yanlış kurulan modelde ise yatırımcı zarar eder, şube kapanır, marka itibarı zedelenir. Benim bu sektörde en çok önemsediğim yaklaşım şudur: Hızlı büyümek değil, doğru büyümek. Çünkü franchise’da başarı, kaç şube açtığınızla değil; açtığınız şubeleri ne kadar yaşatabildiğinizle ölçülür.

1401 Coffee Shop Yurt Dışı Franchise Atağını Hızlandırıyor Haber

1401 Coffee Shop Yurt Dışı Franchise Atağını Hızlandırıyor

1401 Coffee Shop, Almanya’nın ardından İngiltere franchise anlaşmasını tamamlayarak global büyümesini hızlandırdı. Marka, 2026 sonuna kadar İngiltere’de 8 şube açmayı ve Hollanda, Dubai, Bakü pazarlarına giriş yapmayı hedefliyor. Oluşturma Tarihi: 01 Nisan 2026 15:04 Okuma süresi: 3 dakika Paylaş Kahve sektöründe değişen tüketici alışkanlıklarını doğru analiz ederek Türkiye’de güçlü bir konum elde eden 1401 Coffee Shop, şimdi rotasını uluslararası pazarlara çevirerek yatırımcılar için cazip bir franchise modeli sunuyor. Halihazırda 30 şubelik operasyonel güce ulaşan marka, sürdürülebilir büyüme stratejisi kapsamında Avrupa ve Orta Doğu’da etkisini artırmayı hedefliyor. Markanın kurucusu Bülent Özgür Kılıç, global vizyonlarını şu sözlerle ifade ediyor: “Yerel pazarda oluşturduğumuz kalite standartlarını uluslararası arenaya taşıyoruz. Amacımız, farklı coğrafyalarda sürdürülebilir ve güçlü bir franchise sistemi kurmak.” Almanya’da aktif olarak faaliyet gösteren 1401 Coffee Shop, İngiltere ile yaptığı resmi anlaşma sonrası yurt dışı operasyonlarını daha da hızlandırdı. İngiltere’de yıl sonuna kadar minimum 8 şube açılması planlanırken; Hollanda, Dubai ve Bakü gibi stratejik pazarlarda da yatırımcı görüşmeleri devam ediyor. Yatırımcı Dostu Güçlü Franchise Modeli 1401 Coffee Shop, franchise yatırımcılarına yalnızca marka gücü sunmakla kalmıyor; uçtan uca bir iş modeliyle fark yaratıyor: - Lokasyon analizi ve fizibilite desteği - Mimari konsept ve mağaza tasarımı - Personel eğitimi ve operasyon yönetimi - Tedarik zinciri ve ürün standardizasyonu - Pazarlama ve marka iletişimi desteği Bu bütüncül yapı sayesinde yatırımcılar, düşük operasyonel risk ile yüksek verimlilik odaklı bir iş modeline dahil oluyor. Tarihi Hikâye ile Güçlenen Marka Kimliği 1401 Coffee Shop, sadece bir kahve markası değil; aynı zamanda köklü bir hikâyenin temsilcisi. Markanın ismindeki “1401”, kahvenin Avrupa’ya ulaştığı döneme referans verirken; logodaki keçi figürü ise kahvenin keşfine dair efsanelerden ilham alıyor. Bu güçlü hikâye, markayı rakiplerinden ayrıştıran önemli bir değer oluşturuyor. Farklı Konseptlerle Esnek Yatırım Modelleri Marka, farklı lokasyon ve hedef kitlelere uygun esnek mağaza konseptleriyle yatırımcıya çeşitlilik sunuyor: • 1401 Food & Drink: Geniş metrekareli, zengin yiyecek & içecek menüsü • High-street & AVM konseptleri: Yoğun yaya trafiğine uygun hızlı servis modeli Bu çeşitlilik, yatırımcıların bütçe ve lokasyon stratejilerine göre en doğru modeli seçmesini sağlıyor. Küresel Büyüme, Yerel İstihdam 1401 Coffee Shop’un her yeni şubesi yalnızca ticari bir yatırım değil; aynı zamanda bulunduğu bölgede istihdam yaratan bir değer zinciri oluşturuyor. Marka, globalleşirken yerel ekonomilere katkı sağlamayı da öncelikleri arasında konumlandırıyor.

Turyap, Ankara’da 12 Franchise Yenilemesi ile Güven Tazeliyor Haber

Turyap, Ankara’da 12 Franchise Yenilemesi ile Güven Tazeliyor

Türkiye’nin öncü emlak pazarlama markası Turyap, Ankara’da 12 franchise ofisinin sözleşmesini aynı anda yenileyerek yatırımcılarla güven tazeledi. Türkiye’nin ilk yerli ve milli gayrimenkul pazarlama markası Turyap, franchise ağına olan bağlılığı ve yatırımcılarıyla kurduğu güçlü iş ortaklığını bir kez daha gösterdi. Marka, başkent Ankara’da 12 franchise yenilemesini aynı anda gerçekleştirerek, hem girişimcilerle olan uzun vadeli iş birliğini hem de sektördeki istikrarlı büyümesini ortaya koydu. Franchise yenilemeleri, Turyap markasına duyulan güvenin ve markanın yatırımcılara sunduğu sürdürülebilir iş modelinin önemli bir göstergesi oldu. Turyap Holding Yönetim Kurulu Başkanı M. Onur Sarıbay, Ankara’daki yenilemelere ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Bir markaya yatırımcıların yeniden güven duyarak sözleşmelerini uzatması, aslında en güçlü referanstır. Ankara’da 12 franchise ofisimizin birden yenilenmesi, hem markamızın gücünü hem de iş ortaklarımızla kurduğumuz karşılıklı güveni ortaya koyuyor. Bizim için bu durum, sadece bir yenileme değil; geleceğe dönük ortak bir başarı yolculuğunun teyididir.” Başkentte gerçekleştirilen bu 12 franchise yenilemesi ile Turyap, hem kurumsal marka değerini pekiştirdi hem de Ankara’daki hizmet ağını daha güçlü bir zemine taşıdı.

İki fastfood markası YÖRPAŞ bünyesine katıldı Haber

İki fastfood markası YÖRPAŞ bünyesine katıldı

Komagene ve Bereket Döner gibi markaların sahibi YÖRPAŞ, Türkiye’nin ilk yerli pizza markalarından Pizza Max ile Schnitzel Landmann’i bünyesine kattığını açıkladı. Şirket, bu adımla fast food sektöründeki büyüme stratejisini güçlendirdi. Markaların gruba katılımı 18 Nisan 2026’da TÜYAP Franchise İstanbul Expo Fuarı’nda duyuruldu. Etkinliğe franchise, gastronomi ve iş dünyasından isimlerin yanı sıra Safiye Soyman, Faik Öztürk ve Wilma Elles de katıldı. Pizza Max’in “Maksimum Lezzet, Maksimum Mutluluk” mottosuyla yeniden faaliyete geçtiği belirtilirken, Landmann Schnitzel’in ise modern üretim ve hızlı servis odaklı yapısıyla sektörde yerini sağlamlaştırdığı ifade edildi. YÖRPAŞ’ın ayrıca yeni markası Landmann Bowl’u kısa süre içinde Türkiye genelinde devreye alacağı bildirildi. Mevlüt Ceyhun Tekdemir: Yatırımcılar için bir çekim merkeziyiz Yörpaş Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Ceyhun Tekdemir ise yaptığı açıklamada, grubun yalnızca markalarıyla değil, oluşturduğu iş modeliyle de sektörde fark yarattığını vurguladı. Tekdemir, “Bizim yaklaşımımız çok net. Sadece restoran açmıyoruz, yatırımcımıza çalışan bir sistem sunuyoruz. Gücümüzü üretim altyapımızdan, operasyonel disiplinimizden ve yıllara dayanan tecrübemizden alıyoruz” dedi. YÖRPAŞ’ın bugün fast food sektöründe güçlü markaları ve sürdürülebilir iş modeliyle yatırımcılar için önemli bir çekim merkezi haline geldiğini belirten Tekdemir, bu ekosistemi daha da büyütmeyi hedeflediklerini ifade etti. “Doğru lokasyonda, doğru yatırımcılarla, güçlü markalarımızı birlikte geleceğe taşımak istiyoruz. İnanıyoruz ki doğru kurulmuş bir sistem, yatırımcısına sadece kazanç değil, güvenli bir gelecek de sunar” diyen Tekdemir, YÖRPAŞ olarak büyümeye hazır tüm iş ortaklarını bu yolculuğa davet ettiklerini sözlerine ekledi.

Coca-Cola, Costa'nın satışını iptal etti Haber

Coca-Cola, Costa'nın satışını iptal etti

ABD merkezli içecek devi Coca-Cola, Birleşik Krallık kökenli kahve markası Costa Coffee için yürüttüğü satış sürecini sonlandırma kararı aldı. Financial Times’ın aktardığına göre, özel sermaye fonlarından gelen tekliflerin hedeflenen değerlemenin oldukça altında kalması, aylar süren çalışmanın rafa kaldırılmasına neden oldu. ABD merkezli içecek devi Coca-Cola, Birleşik Krallık kökenli kahve markası Costa Coffee için yürüttüğü satış sürecini sonlandırma kararı aldı. Financial Times’ın aktardığına göre, özel sermaye fonlarından gelen tekliflerin hedeflenen değerlemenin oldukça altında kalması, aylar süren çalışmanın rafa kaldırılmasına neden oldu. Konuya yakın kaynakların verdiği bilgilere göre Coca-Cola, aralık ayında Costa için yarışta kalan son potansiyel alıcılarla temasını kesti. Böylece Lazard danışmanlığında yürütülen ve bir süredir devam eden açık artırma süreci fiilen askıya alınmış oldu. Son adaylar beklentiyi karşılamadı Satış görüşmelerinin ileri aşamasında Asda’nın da sahibi olan TDR Capital ile Bain Capital’in özel durumlar fonu öne çıktı. Daha önceki turlarda ise Apollo Global Management, KKR ve Çinli Luckin Coffee’nin ana hissedarı Centurium Capital sürece dahil olmuştu. Ancak sunulan tekliflerin hiçbiri Coca-Cola yönetimini ikna edecek seviyeye ulaşmadı. Hedeflenen değerleme tutmadı Financial Times’ın daha önceki haberlerinde Coca-Cola’nın Costa Coffee için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir değerleme hedeflediği belirtilmişti. Bu rakam, şirketin Costa’yı 2018 yılında Whitbread’den 3,9 milyar sterline satın aldığı bedelin neredeyse yarısına denk geliyor. Olası bir TDR anlaşmasında Coca-Cola’nın azınlık hissedar olarak kalması da seçenekler arasında yer almıştı. Üst yönetim değişimi etkili oldu Satıştan vazgeçilmesi, Coca-Cola’daki yönetim değişimi süreciyle aynı döneme denk geldi. Operasyonlardan sorumlu yönetici Henrique Braun’un mart ayında CEO’luk görevini James Quincey’den devralması bekleniyor. Quincey’nin ise icra kurulu başkanı pozisyonuna geçeceği ifade ediliyor. Quincey, geçen yıl temmuz ayında analistlerle yaptığı görüşmede Costa’nın Coca-Cola bünyesinde beklendiği ölçüde performans sergileyemediğini kabul etmişti. Rekabet baskısı ve artan zararlar Coca-Cola çatısı altındaki Costa Coffee, bir yandan daha “premium” bağımsız kahve zincirleriyle, diğer yandan Greggs gibi daha düşük fiyatlı markalarla rekabet etmekte zorlandı. Zayıflayan tüketici harcamaları bu tabloyu daha da ağırlaştırdı. Şirket verilerine göre Costa’nın faaliyet zararı 2024’te 13,5 milyon sterline yükselirken, gelirler 1,2 milyar sterlin seviyesinde kaldı. Yönetim, düşük cadde trafiği ve fiyat odaklı rakipleri temel sorunlar arasında gösterdi. Bilanço için değer düşüklüğü ihtimali Satışın gerçekleşmemesi, Coca-Cola’nın Costa Coffee’nin bilanço değerini aşağı yönlü revize etmesini gündeme getirebilir. Nitekim şirket, 2024 yılında Çin operasyonları için 48,6 milyon sterlinlik değer düşüklüğü kaydetmişti. Ayrıca Costa’nın self-servis kahve makinelerini işleten Express birimi de geçen yıl 51 milyon sterlin zarar açıkladı.

Coffy, 2028 yılına kadar 500 mağazaya ulaşıyor! Haber

Coffy, 2028 yılına kadar 500 mağazaya ulaşıyor!

Türkiye’de dinamik bir girişim ruhuyla temellerini atan ve kısa sürede geniş bir operasyonel ağa ulaşan DP Eurasia Group markası Coffy, grubun global tecrübesini arkasına alarak 2028 yılına kadar 500 mağazalık bir ekosisteme dönüşmeyi planlıyor. Türkiye kahve pazarının 2030 yılında 155 milyar TL’lik bir hacme ulaşması öngörülürken, bu potansiyeli kaliteli kahveyi erişilebilir fiyatlarla sunma vizyonuyla karşılayan marka, teknoloji odaklı iş modeli ve güçlü franchising sistemiyle sektördeki konumunu her geçen gün güçlendiriyor. 01.04.2026, İstanbul Küresel kahve sektörü 2030 yılına kadar 370 milyar dolarlık dev bir hacme doğru ilerlerken, Türkiye kahve pazarı bu yarışta önemli bir oyuncu haline geliyor. 2030 yılında 155 milyar TL’lik bir hacme ulaşması beklenen pazarda, bu potansiyeli “kaliteli kahveyi erişilebilir kılma” vizyonuyla karşılayan DP Eurasia Group markası Coffy, grubun teknolojik, operasyonel ve lojistik gücünü arkasına alarak yükselişini sürdürüyor. 2025 yılını, bir önceki döneme göre %86,7’lik rekor bir ciro artışı ile kapatan marka, ulaştığı bu yüksek hacmin üzerine 2026'da yaklaşık %70 oranında bir büyüme daha eklemeyi öngörüyor. Sektördeki bu ivmeyi değerlendiren Domino’s Pizza Eurasia Group CEO’su Aslan Saranga, Coffy’nin temelinde yatan "bu ülkenin vatandaşı kaliteli kahveye çok fazla para ödememeli" ilkesinin altını çiziyor. Bu yaklaşımın sadece bir ticari motto değil, markanın sektördeki net duruşu olduğunu vurgulayan Saranga; Türkiye’de dinamik bir yapıyla yola çıktıklarını ve bu girişimi küresel bir operasyonel güçle birleştirdiklerini ifade ediyor. 2025 yılında gerçekleşen rekor büyümenin bir tesadüf olmadığını, ölçek ekonomisinin ve teknoloji tabanlı doğru iş modelinin somut bir sonucu olduğunu belirten Saranga, rüştünü ispatlamış bu kârlı modeli yakın gelecekte Türkiye sınırlarının ötesine, Doğu Avrupa, Balkanlar, Orta Doğu ve Asya'daki dünya başkentlerine taşımayı amaçlıyor. Dijitalleşme ve operasyonel güç: 250 kişilik teknoloji ekibi ve kesintisiz tedarik zinciri Coffy’yi sıradan bir kahve zincirinden ayıran en büyük güç olan “Food-Tech” vizyonu, markayı teknolojiyi odağına alan bir perakende mühendisliği şirketine dönüştürüyor. Merkez ofisinde görev yapan 200-250 kişilik dev bir teknoloji ekibiyle kendi yazılım ve dijital altyapısını yöneten marka, bugün satışlarının %30’dan fazlasını doğrudan dijital kanallar üzerinden gerçekleştiriyor. 1,14 milyon kayıtlı kullanıcı sayısına ulaşan Coffy App, %39’luk aktiflik oranıyla sektör standartlarının üzerinde bir sadakat tabanı oluştururken, “Beklemeden Gel Al” özelliği ve ziyaret sıklığını mükafatlandıran sadakat uygulamalarıyla müşteri deneyimini uçtan uca özelleştiriyor. Bu dijital kasları operasyonel mükemmellikle birleştiren Coffy, Gebze, İzmir, Ankara ve Gaziantep’teki dört üretim tesisi sayesinde Türkiye’nin her noktasına sekiz saatte tedarik sağlayabiliyor. Çekirdekten fincana tüm tedarik zincirini kontrol altında tutan marka, bu sayede hem kalite standardını koruyor hem de yatırımcıları için düşük maliyet avantajı yaratıyor. Yerel güç global deneyim DP Eurasia’nın 1000 mağazalık operasyon tecrübesinin ve ekosistemiyle yarattığı ölçek ekonomisinin Coffy modeline entegre edildiğini belirten Coffy CBO’su Feliks Boynuinceoğlu, "müşteri bizi nerede istiyorsa oradayız" prensibiyle hareket ettiklerini vurguluyor. Değişen pazar koşullarında artık tek tip bir müşteri olmadığını ifade eden Boynuinceoğlu, “Her harcamasını rasyonel bir yatırım kararı gibi veren bütçe odaklı kitle ile kafeleri bir sosyalleşme alanı ya da ev ve iş arasındaki durak olarak tercih eden kitleyi aynı potada eriterek günlük rutinlerinin bir parçası olmaya gayret ediyoruz” diyor. Türkiye'nin en saygın tedarikçileri ile çalışarak Coffy için ithal edilen %100 Arabica kahve çekirdeklerini yine Coffy’ye özel geliştirilen kavurma profili ile yerel tesislerinde hazırladıklarını ifade eden Boynuinceoğlu, yerel üretimi küresel standartlarla buluşturduklarının altını çiziyor. Güçlü franchise ekosistemi ve yatırımcı odaklı büyüme Bugün Türkiye’nin 44 ilinde ve KKTC’de yer alan 200 aktif mağazasıyla hizmet veren Coffy, 2028’de 500 mağazaya ulaştığında Türkiye’nin en büyük ilk iki kahve zincirinden biri olma hedefine odaklanıyor. Boynuinceoğlu, Coffy mağazalarının %74’ünün franchise ortakları tarafından yönetilmesinin bu sisteme duyulan güvenin kanıtı olduğunu vurguluyor. 36 ay gibi sektör lideri bir geri dönüş süresi ve esnek mağaza konseptleriyle girişimciler için benzersiz bir fırsat sunduklarını hatırlatan Boynuinceoğlu, yeni ürün ve uygulamaları önce kendi merkez mağazalarında test ederek yatırımcı riskini minimize eden, güvenli ve ölçeklenebilir bir iş modeli sunduklarını söylüyor.

Kahve sektöründe yapay zeka destekli Robotik Barista sistemi Haber

Kahve sektöründe yapay zeka destekli Robotik Barista sistemi

Coffeetropic Kahve San. ve Tic Ltd. şirketi, kahve sektöründeki deneyimini robotik teknolojiyle birleştirerek yapay zeka destekli Robotik Barista projesini geliştirdi. Tamamen otonom çalışan ve yüksek etkileşimli deneyim sunan sistem, kiosk modeliyle hizmet vermeye başladı. Saatte 40 kahve yapan sistemin Türk mühendisler tarafından geliştirildiğini söyleyen şirketin kurucu ortağı Fazıla Bingöl, “Robotik Barista, kahveyi hazırlayıp servis alanına getiriyor. Kahveyle sadece müşteri temas ediyor. Kullanılan tüm kahve ekipmanları profesyonel ve bu sisteme özel olarak modifiye edildi. Robot kolunun hareketlerinden sipariş ve ödeme süreçlerine kadar pek çok özel yazılım geliştirildi” dedi. GELDİĞİMİZ AŞAMA OLDUKÇA UMUT VERİCİ VE DAHA DA İLERİYE TAŞIMAYI HEDEFLİYORUZ’ Coffeetropic Kahve San. ve Tic Ltd. kurucu ortağı Fazıla Bingöl, “Bu Robotik Barista projesi yaklaşık bir yıllık çalışmanın ürünü. Projede, Coffeetropic Kahve ve E-Commint Yazılım firmaları birlikte çalıştı. E-Commint yapay zeka yazılım teknolojilerini geliştirdi. Ticarileştirme süreci kapsamında da yaklaşık üç haftadır Kozzy AVM’de pilot uygulama yapıyoruz. Gördüğümüz ilgiden son derece memnunuz. Açıkçası projenin bu noktaya bu kadar hızlı geleceğini çok fazla hayal etmemiştik. Ancak geldiğimiz aşama oldukça umut verici ve daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz” dedi. ‘BİR MACERA OLARAK BAŞLADI; ŞİMDİ İSE PROFESYONEL BİR PROJEYE DÖNÜŞTÜ’ Teknoloji geliştirme ve yazılım alanında faaliyet gösterdiklerini söyleyen Bingöl, “Coffeetropic bünyesinde genç ve yenilikçi bir kadromuz var. Aynı zamanda teknoloji geliştirme ve yazılım alanında faaliyet gösteriyoruz. Dubai’de ilk örnekleri görülmeye başlandığında arkadaşlarımız, ‘Bizim hem kahve tecrübemiz hem de teknoloji geliştirme şirketimiz var. Neden bunu Türkiye’de kendi imkanlarımızla yapmıyoruz?’ diye öneride bulundular. Başlangıçta bunun mümkün olup olmayacağı konusunda soru işaretlerim vardı. Ancak zamanla amatör bir ruhla denemelere başladık. Süreç ilerledikçe yaptığımız işten keyif almaya ve heyecan duymaya başladık. Bir yılı bile doldurmadan bugün ticarileşmiş bir Robotik Barista sistemi ortaya çıkardık. Bizim için bir ihtiyaçtan çok bir macera olarak başladı; şimdi ise profesyonel bir projeye dönüştü” diye konuştu. ‘KAHVEYE SADECE MÜŞTERİ TEMAS EDİYOR’ Robotik Barista sisteminin klasik kahve otomatlarından farklı bir teknolojiye sahip olduğunu belirten Bingöl, “Bu sistem, klasik kahve otomatlarından tamamen farklı bir teknolojiye sahip. Yapay zeka destekli bir altyapısı var. Robotik Barista kahveyi hazırlayıp servis alanına getiriyor; ancak arka planda ciddi bir yazılım, donanım ve teknoloji geliştirme süreci bulunuyor. Kullanılan tüm kahve ekipmanları profesyonel ve bu sisteme özel olarak modifiye edildi. Robot kolunun hareketlerinden sipariş ve ödeme süreçlerine kadar pek çok özel yazılım geliştirildi. Bu nedenle basit bir otomat sistemi değil. En önemli farklardan biri de profesyonel ekipmanlarla, profesyonel kahve üretilmesi. Bir kafede insan baristanın hazırladığı kahvenin aynısı, aynı standartta hazırlanıyor. Robotik Barista her seferinde aynı öğütme ayarı ve akış süreleriyle standart kalite sunuyor. Ayrıca tamamen hijyenik bir ortam sağlıyor. Kahveye sadece müşteri temas ediyor” ifadelerini kullandı. ‘SİSTEM SAATTE YAKLAŞIK 100 KAHVE ÜRETEBİLECEK KAPASİTEYE SAHİP’ Sistemin saatte yaklaşık 30-40 kahve üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu söyleyen Bingöl, “Sistem tamamen Türkiye’de geliştirildi. Yazılım altyapısı ve yapay zeka kurgusu tamamen bize ait. Sadece robot kolunu yurt dışından temin ettik. Şu anda pilot uygulamada üç çeşit kahve sunuyoruz: Americano, Latte ve Cappuccino. En uzun hazırlama süresi Cappuccinoda; süt köpürtme süreci nedeniyle yaklaşık iki dakika sürüyor. Sistem saatte yaklaşık 30-40 kahve üretebilecek kapasiteye sahip. Bazı kişiler insan temasının olmaması nedeniyle sistemi biraz soğuk bulabiliyor. Ancak bunun önemli avantajları var. Sistem 7 gün 24 saat kesintisiz çalışabiliyor. Dinlenme süresi gerektirmiyor. Bu da girişimciler için sürekli gelir anlamına geliyor. Yaklaşık dört metrekarelik küçük bir alanda kurulabiliyor. AVM’ler, metro istasyonları, hastaneler, üniversite kampüsleri ve gece hayatının yoğun olduğu alanlar için oldukça uygun” dedi. ‘TÜRK MÜHENDİSLER GELİŞTİRDİ’ Robotik Barista sistemine ilginin yoğun olduğunu söyleyen Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yapıyı sadece kahve için değil, farklı ürün ve hizmet alanlarına da uyarlamayı planlıyoruz. Sipariş kiosku ve sesli sipariş ekranı gibi sistemler farklı müşteri deneyimlerine de adapte edilebilir. Web siteleri ve farklı satış noktaları için bile talepler alıyoruz. İlgi oldukça yoğun. Özellikle çocuklar büyük ilgi gösteriyor; ailelerine kahve siparişi verdirmek istiyorlar. Genç girişimcilerden ve pasif gelir modeli arayanlardan da ciddi talep var. Franchise modeliyle yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Yurt dışından da ilgi görmeye başladık. Ortaya çıkan bu ürün tamamen Türk mühendislerinin geliştirdiği bir teknoloji. Bu da bizim için ayrı bir gurur kaynağı. Sürece ilham veren genç ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Büyük bir heyecan ve emekle bu noktaya geldik. Projenin bittiğini değil, yeni başladığını düşünüyoruz. Geliştirme çalışmalarımız sürüyor. Macera devam ediyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.