#Franchise

Medya Franchise - Franchise haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Franchise haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Her İki Şubeden Biri Neden Kapanıyor? Haber

 Her İki Şubeden Biri Neden Kapanıyor?

Her İki Şubeden Biri Neden Kapanıyor? Naci Murat Servi’nin kaleminden, Türkiye’de franchise sektörü son yıllarda ciddi bir büyüme ivmesi yakaladı. Gıda, kahve, restoran, hizmet ve perakende alanlarında birçok marka, yatırımcılarla buluşarak yeni şubeler açıyor. Ancak bu büyümenin arka planında çoğu zaman görmezden gelinen çok önemli bir gerçek var: Açılan her franchise şubesi başarıya ulaşmıyor. Bugün sektörde yaşanan en temel sorun, franchise modelinin hâlâ birçok marka tarafından yalnızca “şube satışı” olarak görülmesidir. Oysa franchise, sadece bir yatırımcıya tabela vermek, konsept satmak ya da açılış yapmak değildir. Franchise; operasyon, eğitim, denetim, tedarik, finansal sürdürülebilirlik, marka yönetimi ve yatırımcı ilişkilerini kapsayan ciddi bir sistem işidir. Bu nedenle kapanan şubelerin nedenini yalnızca yatırımcı hatasında aramak doğru değildir. Çoğu zaman asıl sorun, franchise veren markanın sistemi yeterince kurmadan büyümeye çalışmasından kaynaklanır. Franchise Vermek Başka, Franchise Taşımak Başkadır Bugün piyasada birçok marka franchise verdiğini söylüyor. Ancak kritik soru şudur: Bu marka gerçekten franchise taşıyabiliyor mu? Bir markanın franchise verebilmesi için öncelikle kendi operasyonunu kanıtlamış olması gerekir. Ürünün kalitesi, müşteri deneyimi, kârlılık modeli, personel eğitimi, satın alma süreçleri, reçeteler, fiyatlandırma politikası, denetim sistemi ve açılış sonrası destek mekanizması net şekilde oluşturulmalıdır. Eğer bir marka kendi şubesinde sürdürülebilir kârlılığı sağlayamamışsa, bunu yatırımcıya sunması son derece risklidir. Çünkü franchise modelinde yatırımcı sadece bir markaya değil, o markanın sistemine yatırım yapar. Sistem yoksa, yatırımcı yalnız kalır. Yatırımcı yalnız kalırsa, şube kısa sürede sorun yaşamaya başlar. En Büyük Hata: Hazır Olmadan Büyümek Franchise sektöründe en çok karşılaştığımız hatalardan biri, markaların büyüme isteği ile franchise hazırlığını birbirine karıştırmasıdır. Bir markanın büyümek istemesi doğal ve değerlidir. Ancak büyümek istemek, franchise’a hazır olmak anlamına gelmez. Hazır olmayan markalarda süreç genellikle benzer şekilde ilerler: Önce hızlı franchise satışı yapılır. Ardından şube sayısı artar. Fakat operasyonel altyapı bu büyümeyi taşıyamaz. Denetimler aksar, ürün standardı bozulur, personel eğitimi yetersiz kalır, yatırımcı beklentileri karşılanamaz. Sonuçta şube kapanışları başlar ve markanın itibarı zarar görür. Bu noktada sorun yalnızca kapanan şube değildir. Asıl zarar, markanın güvenilirliğinin zedelenmesidir. Franchise’da itibar, en önemli sermayedir. Bir kez kaybedildiğinde geri kazanılması son derece zordur. Kendi Şubesinde Kazanamayan Marka, Yatırımcıya Kazandıramaz Franchise sisteminin en temel kuralı şudur: Marka önce kendi şubesinde kazanmalıdır. Kendi şubesinde kârlılık sağlayamayan, operasyonunu yönetemeyen, personel sirkülasyonunu kontrol edemeyen, maliyetlerini ölçemeyen bir yapının yatırımcıya kazanç vaat etmesi doğru değildir. Yatırımcıya sunulan modelin mutlaka test edilmiş olması gerekir. Ortalama yatırım maliyeti, geri dönüş süresi, aylık gider yapısı, ürün maliyetleri, ciro potansiyeli ve kârlılık oranları gerçek verilerle ortaya konulmalıdır. Aksi hâlde franchise, yatırımcı için güvenli bir girişim modeli olmaktan çıkar; belirsiz bir risk alanına dönüşür. Marka Sahibi İşin Mutfağını Bilmelidir Franchise sisteminde marka sahibinin ya da üst yönetimin işi yalnızca pazarlama diliyle anlatması yeterli değildir. Bu işin mutfağını bilmek gerekir. Bir restoran markası için mutfak operasyonunu, ürün standardını, fire oranını, personel vardiyasını, servis hızını, müşteri şikâyetini ve günlük kasa yönetimini bilmeden franchise sistemi kurmak mümkün değildir. Franchise, sahadan kopuk yönetilemez. Masa başında hazırlanan dosyalar tek başına sistem oluşturmaz. Gerçek sistem, sahada test edilmiş, ölçülmüş, geliştirilmiş ve yazılı hale getirilmiş süreçlerden oluşur. Bu nedenle başarılı franchise markaları, sadece iyi ürün satan markalar değildir. Aynı zamanda iyi yönetilen, iyi denetlenen ve yatırımcısına sürdürülebilir destek sunan markalardır. Yatırımcılar Sadece Vitrine Bakmamalı Franchise almak isteyen yatırımcıların da dikkatli olması gerekir. Şık bir mağaza, güçlü bir sosyal medya hesabı, etkileyici bir logo ya da yoğun görünen bir şube tek başına doğru yatırım anlamına gelmez. Yatırımcı şu soruları mutlaka sormalıdır: Bu marka kendi şubesinde gerçekten para kazanıyor mu? Kaç şubesi açıldı, kaçı kapandı? Açılış sonrası destek nasıl veriliyor? Operasyon kim tarafından yönetiliyor? Eğitim süreci ne kadar güçlü? Tedarik sistemi sürdürülebilir mi? Marka sahibi bu işi gerçekten biliyor mu? Yatırım geri dönüş süresi gerçekçi verilere dayanıyor mu? Bu sorulara net ve şeffaf cevap alınamıyorsa, yatırım kararı da net olmamalıdır. Asıl Mesele Franchise Satmak Değil, Marka Yönetmektir Franchise veren markaların unutmaması gereken en önemli konu şudur: Ana iş franchise satmak değil, markayı doğru yönetmektir. Bir marka ürününü geliştirmiyorsa, müşteri deneyimini iyileştirmiyorsa, operasyonunu güçlendirmiyorsa, eğitim ve denetim süreçlerini sürekli güncellemiyorsa; şube sayısı artsa bile gerçek anlamda büyümüş sayılmaz. Kontrolsüz büyüme, büyüme değildir. Sadece yayılmadır. Yayılmanın sonunda da marka geri toplanmak zorunda kalır. Doğru franchise sistemi; markanın kimliğini, standardını, operasyonel gücünü ve yatırımcı güvenini aynı anda koruyabilen sistemdir. Sonuç: Franchise Ya Doğru Kurulur Ya Hiç Kurulmaz Franchise modeli, doğru kurulduğunda hem marka hem yatırımcı için çok güçlü bir büyüme aracıdır. Ancak eksik, plansız ve yalnızca satış odaklı kurulduğunda ciddi sorunlar doğurur. Bu nedenle franchise sistemi “biraz doğru” kurulamaz. Ya doğru kurulur ya da kısa sürede kriz üretir. Doğru kurulan franchise modelinde yatırımcı kazanır, marka güçlenir, müşteri aynı kaliteyi her şubede deneyimler. Yanlış kurulan modelde ise yatırımcı zarar eder, şube kapanır, marka itibarı zedelenir. Benim bu sektörde en çok önemsediğim yaklaşım şudur: Hızlı büyümek değil, doğru büyümek. Çünkü franchise’da başarı, kaç şube açtığınızla değil; açtığınız şubeleri ne kadar yaşatabildiğinizle ölçülür.

1401 Coffee Shop Yurt Dışı Franchise Atağını Hızlandırıyor Haber

1401 Coffee Shop Yurt Dışı Franchise Atağını Hızlandırıyor

1401 Coffee Shop, Almanya’nın ardından İngiltere franchise anlaşmasını tamamlayarak global büyümesini hızlandırdı. Marka, 2026 sonuna kadar İngiltere’de 8 şube açmayı ve Hollanda, Dubai, Bakü pazarlarına giriş yapmayı hedefliyor. Oluşturma Tarihi: 01 Nisan 2026 15:04 Okuma süresi: 3 dakika Paylaş Kahve sektöründe değişen tüketici alışkanlıklarını doğru analiz ederek Türkiye’de güçlü bir konum elde eden 1401 Coffee Shop, şimdi rotasını uluslararası pazarlara çevirerek yatırımcılar için cazip bir franchise modeli sunuyor. Halihazırda 30 şubelik operasyonel güce ulaşan marka, sürdürülebilir büyüme stratejisi kapsamında Avrupa ve Orta Doğu’da etkisini artırmayı hedefliyor. Markanın kurucusu Bülent Özgür Kılıç, global vizyonlarını şu sözlerle ifade ediyor: “Yerel pazarda oluşturduğumuz kalite standartlarını uluslararası arenaya taşıyoruz. Amacımız, farklı coğrafyalarda sürdürülebilir ve güçlü bir franchise sistemi kurmak.” Almanya’da aktif olarak faaliyet gösteren 1401 Coffee Shop, İngiltere ile yaptığı resmi anlaşma sonrası yurt dışı operasyonlarını daha da hızlandırdı. İngiltere’de yıl sonuna kadar minimum 8 şube açılması planlanırken; Hollanda, Dubai ve Bakü gibi stratejik pazarlarda da yatırımcı görüşmeleri devam ediyor. Yatırımcı Dostu Güçlü Franchise Modeli 1401 Coffee Shop, franchise yatırımcılarına yalnızca marka gücü sunmakla kalmıyor; uçtan uca bir iş modeliyle fark yaratıyor: - Lokasyon analizi ve fizibilite desteği - Mimari konsept ve mağaza tasarımı - Personel eğitimi ve operasyon yönetimi - Tedarik zinciri ve ürün standardizasyonu - Pazarlama ve marka iletişimi desteği Bu bütüncül yapı sayesinde yatırımcılar, düşük operasyonel risk ile yüksek verimlilik odaklı bir iş modeline dahil oluyor. Tarihi Hikâye ile Güçlenen Marka Kimliği 1401 Coffee Shop, sadece bir kahve markası değil; aynı zamanda köklü bir hikâyenin temsilcisi. Markanın ismindeki “1401”, kahvenin Avrupa’ya ulaştığı döneme referans verirken; logodaki keçi figürü ise kahvenin keşfine dair efsanelerden ilham alıyor. Bu güçlü hikâye, markayı rakiplerinden ayrıştıran önemli bir değer oluşturuyor. Farklı Konseptlerle Esnek Yatırım Modelleri Marka, farklı lokasyon ve hedef kitlelere uygun esnek mağaza konseptleriyle yatırımcıya çeşitlilik sunuyor: • 1401 Food & Drink: Geniş metrekareli, zengin yiyecek & içecek menüsü • High-street & AVM konseptleri: Yoğun yaya trafiğine uygun hızlı servis modeli Bu çeşitlilik, yatırımcıların bütçe ve lokasyon stratejilerine göre en doğru modeli seçmesini sağlıyor. Küresel Büyüme, Yerel İstihdam 1401 Coffee Shop’un her yeni şubesi yalnızca ticari bir yatırım değil; aynı zamanda bulunduğu bölgede istihdam yaratan bir değer zinciri oluşturuyor. Marka, globalleşirken yerel ekonomilere katkı sağlamayı da öncelikleri arasında konumlandırıyor.

Turyap, Ankara’da 12 Franchise Yenilemesi ile Güven Tazeliyor Haber

Turyap, Ankara’da 12 Franchise Yenilemesi ile Güven Tazeliyor

Türkiye’nin öncü emlak pazarlama markası Turyap, Ankara’da 12 franchise ofisinin sözleşmesini aynı anda yenileyerek yatırımcılarla güven tazeledi. Türkiye’nin ilk yerli ve milli gayrimenkul pazarlama markası Turyap, franchise ağına olan bağlılığı ve yatırımcılarıyla kurduğu güçlü iş ortaklığını bir kez daha gösterdi. Marka, başkent Ankara’da 12 franchise yenilemesini aynı anda gerçekleştirerek, hem girişimcilerle olan uzun vadeli iş birliğini hem de sektördeki istikrarlı büyümesini ortaya koydu. Franchise yenilemeleri, Turyap markasına duyulan güvenin ve markanın yatırımcılara sunduğu sürdürülebilir iş modelinin önemli bir göstergesi oldu. Turyap Holding Yönetim Kurulu Başkanı M. Onur Sarıbay, Ankara’daki yenilemelere ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Bir markaya yatırımcıların yeniden güven duyarak sözleşmelerini uzatması, aslında en güçlü referanstır. Ankara’da 12 franchise ofisimizin birden yenilenmesi, hem markamızın gücünü hem de iş ortaklarımızla kurduğumuz karşılıklı güveni ortaya koyuyor. Bizim için bu durum, sadece bir yenileme değil; geleceğe dönük ortak bir başarı yolculuğunun teyididir.” Başkentte gerçekleştirilen bu 12 franchise yenilemesi ile Turyap, hem kurumsal marka değerini pekiştirdi hem de Ankara’daki hizmet ağını daha güçlü bir zemine taşıdı.

İki fastfood markası YÖRPAŞ bünyesine katıldı Haber

İki fastfood markası YÖRPAŞ bünyesine katıldı

Komagene ve Bereket Döner gibi markaların sahibi YÖRPAŞ, Türkiye’nin ilk yerli pizza markalarından Pizza Max ile Schnitzel Landmann’i bünyesine kattığını açıkladı. Şirket, bu adımla fast food sektöründeki büyüme stratejisini güçlendirdi. Markaların gruba katılımı 18 Nisan 2026’da TÜYAP Franchise İstanbul Expo Fuarı’nda duyuruldu. Etkinliğe franchise, gastronomi ve iş dünyasından isimlerin yanı sıra Safiye Soyman, Faik Öztürk ve Wilma Elles de katıldı. Pizza Max’in “Maksimum Lezzet, Maksimum Mutluluk” mottosuyla yeniden faaliyete geçtiği belirtilirken, Landmann Schnitzel’in ise modern üretim ve hızlı servis odaklı yapısıyla sektörde yerini sağlamlaştırdığı ifade edildi. YÖRPAŞ’ın ayrıca yeni markası Landmann Bowl’u kısa süre içinde Türkiye genelinde devreye alacağı bildirildi. Mevlüt Ceyhun Tekdemir: Yatırımcılar için bir çekim merkeziyiz Yörpaş Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Ceyhun Tekdemir ise yaptığı açıklamada, grubun yalnızca markalarıyla değil, oluşturduğu iş modeliyle de sektörde fark yarattığını vurguladı. Tekdemir, “Bizim yaklaşımımız çok net. Sadece restoran açmıyoruz, yatırımcımıza çalışan bir sistem sunuyoruz. Gücümüzü üretim altyapımızdan, operasyonel disiplinimizden ve yıllara dayanan tecrübemizden alıyoruz” dedi. YÖRPAŞ’ın bugün fast food sektöründe güçlü markaları ve sürdürülebilir iş modeliyle yatırımcılar için önemli bir çekim merkezi haline geldiğini belirten Tekdemir, bu ekosistemi daha da büyütmeyi hedeflediklerini ifade etti. “Doğru lokasyonda, doğru yatırımcılarla, güçlü markalarımızı birlikte geleceğe taşımak istiyoruz. İnanıyoruz ki doğru kurulmuş bir sistem, yatırımcısına sadece kazanç değil, güvenli bir gelecek de sunar” diyen Tekdemir, YÖRPAŞ olarak büyümeye hazır tüm iş ortaklarını bu yolculuğa davet ettiklerini sözlerine ekledi.

Coca-Cola, Costa'nın satışını iptal etti Haber

Coca-Cola, Costa'nın satışını iptal etti

ABD merkezli içecek devi Coca-Cola, Birleşik Krallık kökenli kahve markası Costa Coffee için yürüttüğü satış sürecini sonlandırma kararı aldı. Financial Times’ın aktardığına göre, özel sermaye fonlarından gelen tekliflerin hedeflenen değerlemenin oldukça altında kalması, aylar süren çalışmanın rafa kaldırılmasına neden oldu. ABD merkezli içecek devi Coca-Cola, Birleşik Krallık kökenli kahve markası Costa Coffee için yürüttüğü satış sürecini sonlandırma kararı aldı. Financial Times’ın aktardığına göre, özel sermaye fonlarından gelen tekliflerin hedeflenen değerlemenin oldukça altında kalması, aylar süren çalışmanın rafa kaldırılmasına neden oldu. Konuya yakın kaynakların verdiği bilgilere göre Coca-Cola, aralık ayında Costa için yarışta kalan son potansiyel alıcılarla temasını kesti. Böylece Lazard danışmanlığında yürütülen ve bir süredir devam eden açık artırma süreci fiilen askıya alınmış oldu. Son adaylar beklentiyi karşılamadı Satış görüşmelerinin ileri aşamasında Asda’nın da sahibi olan TDR Capital ile Bain Capital’in özel durumlar fonu öne çıktı. Daha önceki turlarda ise Apollo Global Management, KKR ve Çinli Luckin Coffee’nin ana hissedarı Centurium Capital sürece dahil olmuştu. Ancak sunulan tekliflerin hiçbiri Coca-Cola yönetimini ikna edecek seviyeye ulaşmadı. Hedeflenen değerleme tutmadı Financial Times’ın daha önceki haberlerinde Coca-Cola’nın Costa Coffee için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir değerleme hedeflediği belirtilmişti. Bu rakam, şirketin Costa’yı 2018 yılında Whitbread’den 3,9 milyar sterline satın aldığı bedelin neredeyse yarısına denk geliyor. Olası bir TDR anlaşmasında Coca-Cola’nın azınlık hissedar olarak kalması da seçenekler arasında yer almıştı. Üst yönetim değişimi etkili oldu Satıştan vazgeçilmesi, Coca-Cola’daki yönetim değişimi süreciyle aynı döneme denk geldi. Operasyonlardan sorumlu yönetici Henrique Braun’un mart ayında CEO’luk görevini James Quincey’den devralması bekleniyor. Quincey’nin ise icra kurulu başkanı pozisyonuna geçeceği ifade ediliyor. Quincey, geçen yıl temmuz ayında analistlerle yaptığı görüşmede Costa’nın Coca-Cola bünyesinde beklendiği ölçüde performans sergileyemediğini kabul etmişti. Rekabet baskısı ve artan zararlar Coca-Cola çatısı altındaki Costa Coffee, bir yandan daha “premium” bağımsız kahve zincirleriyle, diğer yandan Greggs gibi daha düşük fiyatlı markalarla rekabet etmekte zorlandı. Zayıflayan tüketici harcamaları bu tabloyu daha da ağırlaştırdı. Şirket verilerine göre Costa’nın faaliyet zararı 2024’te 13,5 milyon sterline yükselirken, gelirler 1,2 milyar sterlin seviyesinde kaldı. Yönetim, düşük cadde trafiği ve fiyat odaklı rakipleri temel sorunlar arasında gösterdi. Bilanço için değer düşüklüğü ihtimali Satışın gerçekleşmemesi, Coca-Cola’nın Costa Coffee’nin bilanço değerini aşağı yönlü revize etmesini gündeme getirebilir. Nitekim şirket, 2024 yılında Çin operasyonları için 48,6 milyon sterlinlik değer düşüklüğü kaydetmişti. Ayrıca Costa’nın self-servis kahve makinelerini işleten Express birimi de geçen yıl 51 milyon sterlin zarar açıkladı.

Coffy, 2028 yılına kadar 500 mağazaya ulaşıyor! Haber

Coffy, 2028 yılına kadar 500 mağazaya ulaşıyor!

Türkiye’de dinamik bir girişim ruhuyla temellerini atan ve kısa sürede geniş bir operasyonel ağa ulaşan DP Eurasia Group markası Coffy, grubun global tecrübesini arkasına alarak 2028 yılına kadar 500 mağazalık bir ekosisteme dönüşmeyi planlıyor. Türkiye kahve pazarının 2030 yılında 155 milyar TL’lik bir hacme ulaşması öngörülürken, bu potansiyeli kaliteli kahveyi erişilebilir fiyatlarla sunma vizyonuyla karşılayan marka, teknoloji odaklı iş modeli ve güçlü franchising sistemiyle sektördeki konumunu her geçen gün güçlendiriyor. 01.04.2026, İstanbul Küresel kahve sektörü 2030 yılına kadar 370 milyar dolarlık dev bir hacme doğru ilerlerken, Türkiye kahve pazarı bu yarışta önemli bir oyuncu haline geliyor. 2030 yılında 155 milyar TL’lik bir hacme ulaşması beklenen pazarda, bu potansiyeli “kaliteli kahveyi erişilebilir kılma” vizyonuyla karşılayan DP Eurasia Group markası Coffy, grubun teknolojik, operasyonel ve lojistik gücünü arkasına alarak yükselişini sürdürüyor. 2025 yılını, bir önceki döneme göre %86,7’lik rekor bir ciro artışı ile kapatan marka, ulaştığı bu yüksek hacmin üzerine 2026'da yaklaşık %70 oranında bir büyüme daha eklemeyi öngörüyor. Sektördeki bu ivmeyi değerlendiren Domino’s Pizza Eurasia Group CEO’su Aslan Saranga, Coffy’nin temelinde yatan "bu ülkenin vatandaşı kaliteli kahveye çok fazla para ödememeli" ilkesinin altını çiziyor. Bu yaklaşımın sadece bir ticari motto değil, markanın sektördeki net duruşu olduğunu vurgulayan Saranga; Türkiye’de dinamik bir yapıyla yola çıktıklarını ve bu girişimi küresel bir operasyonel güçle birleştirdiklerini ifade ediyor. 2025 yılında gerçekleşen rekor büyümenin bir tesadüf olmadığını, ölçek ekonomisinin ve teknoloji tabanlı doğru iş modelinin somut bir sonucu olduğunu belirten Saranga, rüştünü ispatlamış bu kârlı modeli yakın gelecekte Türkiye sınırlarının ötesine, Doğu Avrupa, Balkanlar, Orta Doğu ve Asya'daki dünya başkentlerine taşımayı amaçlıyor. Dijitalleşme ve operasyonel güç: 250 kişilik teknoloji ekibi ve kesintisiz tedarik zinciri Coffy’yi sıradan bir kahve zincirinden ayıran en büyük güç olan “Food-Tech” vizyonu, markayı teknolojiyi odağına alan bir perakende mühendisliği şirketine dönüştürüyor. Merkez ofisinde görev yapan 200-250 kişilik dev bir teknoloji ekibiyle kendi yazılım ve dijital altyapısını yöneten marka, bugün satışlarının %30’dan fazlasını doğrudan dijital kanallar üzerinden gerçekleştiriyor. 1,14 milyon kayıtlı kullanıcı sayısına ulaşan Coffy App, %39’luk aktiflik oranıyla sektör standartlarının üzerinde bir sadakat tabanı oluştururken, “Beklemeden Gel Al” özelliği ve ziyaret sıklığını mükafatlandıran sadakat uygulamalarıyla müşteri deneyimini uçtan uca özelleştiriyor. Bu dijital kasları operasyonel mükemmellikle birleştiren Coffy, Gebze, İzmir, Ankara ve Gaziantep’teki dört üretim tesisi sayesinde Türkiye’nin her noktasına sekiz saatte tedarik sağlayabiliyor. Çekirdekten fincana tüm tedarik zincirini kontrol altında tutan marka, bu sayede hem kalite standardını koruyor hem de yatırımcıları için düşük maliyet avantajı yaratıyor. Yerel güç global deneyim DP Eurasia’nın 1000 mağazalık operasyon tecrübesinin ve ekosistemiyle yarattığı ölçek ekonomisinin Coffy modeline entegre edildiğini belirten Coffy CBO’su Feliks Boynuinceoğlu, "müşteri bizi nerede istiyorsa oradayız" prensibiyle hareket ettiklerini vurguluyor. Değişen pazar koşullarında artık tek tip bir müşteri olmadığını ifade eden Boynuinceoğlu, “Her harcamasını rasyonel bir yatırım kararı gibi veren bütçe odaklı kitle ile kafeleri bir sosyalleşme alanı ya da ev ve iş arasındaki durak olarak tercih eden kitleyi aynı potada eriterek günlük rutinlerinin bir parçası olmaya gayret ediyoruz” diyor. Türkiye'nin en saygın tedarikçileri ile çalışarak Coffy için ithal edilen %100 Arabica kahve çekirdeklerini yine Coffy’ye özel geliştirilen kavurma profili ile yerel tesislerinde hazırladıklarını ifade eden Boynuinceoğlu, yerel üretimi küresel standartlarla buluşturduklarının altını çiziyor. Güçlü franchise ekosistemi ve yatırımcı odaklı büyüme Bugün Türkiye’nin 44 ilinde ve KKTC’de yer alan 200 aktif mağazasıyla hizmet veren Coffy, 2028’de 500 mağazaya ulaştığında Türkiye’nin en büyük ilk iki kahve zincirinden biri olma hedefine odaklanıyor. Boynuinceoğlu, Coffy mağazalarının %74’ünün franchise ortakları tarafından yönetilmesinin bu sisteme duyulan güvenin kanıtı olduğunu vurguluyor. 36 ay gibi sektör lideri bir geri dönüş süresi ve esnek mağaza konseptleriyle girişimciler için benzersiz bir fırsat sunduklarını hatırlatan Boynuinceoğlu, yeni ürün ve uygulamaları önce kendi merkez mağazalarında test ederek yatırımcı riskini minimize eden, güvenli ve ölçeklenebilir bir iş modeli sunduklarını söylüyor.

Kahve sektöründe yapay zeka destekli Robotik Barista sistemi Haber

Kahve sektöründe yapay zeka destekli Robotik Barista sistemi

Coffeetropic Kahve San. ve Tic Ltd. şirketi, kahve sektöründeki deneyimini robotik teknolojiyle birleştirerek yapay zeka destekli Robotik Barista projesini geliştirdi. Tamamen otonom çalışan ve yüksek etkileşimli deneyim sunan sistem, kiosk modeliyle hizmet vermeye başladı. Saatte 40 kahve yapan sistemin Türk mühendisler tarafından geliştirildiğini söyleyen şirketin kurucu ortağı Fazıla Bingöl, “Robotik Barista, kahveyi hazırlayıp servis alanına getiriyor. Kahveyle sadece müşteri temas ediyor. Kullanılan tüm kahve ekipmanları profesyonel ve bu sisteme özel olarak modifiye edildi. Robot kolunun hareketlerinden sipariş ve ödeme süreçlerine kadar pek çok özel yazılım geliştirildi” dedi. GELDİĞİMİZ AŞAMA OLDUKÇA UMUT VERİCİ VE DAHA DA İLERİYE TAŞIMAYI HEDEFLİYORUZ’ Coffeetropic Kahve San. ve Tic Ltd. kurucu ortağı Fazıla Bingöl, “Bu Robotik Barista projesi yaklaşık bir yıllık çalışmanın ürünü. Projede, Coffeetropic Kahve ve E-Commint Yazılım firmaları birlikte çalıştı. E-Commint yapay zeka yazılım teknolojilerini geliştirdi. Ticarileştirme süreci kapsamında da yaklaşık üç haftadır Kozzy AVM’de pilot uygulama yapıyoruz. Gördüğümüz ilgiden son derece memnunuz. Açıkçası projenin bu noktaya bu kadar hızlı geleceğini çok fazla hayal etmemiştik. Ancak geldiğimiz aşama oldukça umut verici ve daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz” dedi. ‘BİR MACERA OLARAK BAŞLADI; ŞİMDİ İSE PROFESYONEL BİR PROJEYE DÖNÜŞTÜ’ Teknoloji geliştirme ve yazılım alanında faaliyet gösterdiklerini söyleyen Bingöl, “Coffeetropic bünyesinde genç ve yenilikçi bir kadromuz var. Aynı zamanda teknoloji geliştirme ve yazılım alanında faaliyet gösteriyoruz. Dubai’de ilk örnekleri görülmeye başlandığında arkadaşlarımız, ‘Bizim hem kahve tecrübemiz hem de teknoloji geliştirme şirketimiz var. Neden bunu Türkiye’de kendi imkanlarımızla yapmıyoruz?’ diye öneride bulundular. Başlangıçta bunun mümkün olup olmayacağı konusunda soru işaretlerim vardı. Ancak zamanla amatör bir ruhla denemelere başladık. Süreç ilerledikçe yaptığımız işten keyif almaya ve heyecan duymaya başladık. Bir yılı bile doldurmadan bugün ticarileşmiş bir Robotik Barista sistemi ortaya çıkardık. Bizim için bir ihtiyaçtan çok bir macera olarak başladı; şimdi ise profesyonel bir projeye dönüştü” diye konuştu. ‘KAHVEYE SADECE MÜŞTERİ TEMAS EDİYOR’ Robotik Barista sisteminin klasik kahve otomatlarından farklı bir teknolojiye sahip olduğunu belirten Bingöl, “Bu sistem, klasik kahve otomatlarından tamamen farklı bir teknolojiye sahip. Yapay zeka destekli bir altyapısı var. Robotik Barista kahveyi hazırlayıp servis alanına getiriyor; ancak arka planda ciddi bir yazılım, donanım ve teknoloji geliştirme süreci bulunuyor. Kullanılan tüm kahve ekipmanları profesyonel ve bu sisteme özel olarak modifiye edildi. Robot kolunun hareketlerinden sipariş ve ödeme süreçlerine kadar pek çok özel yazılım geliştirildi. Bu nedenle basit bir otomat sistemi değil. En önemli farklardan biri de profesyonel ekipmanlarla, profesyonel kahve üretilmesi. Bir kafede insan baristanın hazırladığı kahvenin aynısı, aynı standartta hazırlanıyor. Robotik Barista her seferinde aynı öğütme ayarı ve akış süreleriyle standart kalite sunuyor. Ayrıca tamamen hijyenik bir ortam sağlıyor. Kahveye sadece müşteri temas ediyor” ifadelerini kullandı. ‘SİSTEM SAATTE YAKLAŞIK 100 KAHVE ÜRETEBİLECEK KAPASİTEYE SAHİP’ Sistemin saatte yaklaşık 30-40 kahve üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu söyleyen Bingöl, “Sistem tamamen Türkiye’de geliştirildi. Yazılım altyapısı ve yapay zeka kurgusu tamamen bize ait. Sadece robot kolunu yurt dışından temin ettik. Şu anda pilot uygulamada üç çeşit kahve sunuyoruz: Americano, Latte ve Cappuccino. En uzun hazırlama süresi Cappuccinoda; süt köpürtme süreci nedeniyle yaklaşık iki dakika sürüyor. Sistem saatte yaklaşık 30-40 kahve üretebilecek kapasiteye sahip. Bazı kişiler insan temasının olmaması nedeniyle sistemi biraz soğuk bulabiliyor. Ancak bunun önemli avantajları var. Sistem 7 gün 24 saat kesintisiz çalışabiliyor. Dinlenme süresi gerektirmiyor. Bu da girişimciler için sürekli gelir anlamına geliyor. Yaklaşık dört metrekarelik küçük bir alanda kurulabiliyor. AVM’ler, metro istasyonları, hastaneler, üniversite kampüsleri ve gece hayatının yoğun olduğu alanlar için oldukça uygun” dedi. ‘TÜRK MÜHENDİSLER GELİŞTİRDİ’ Robotik Barista sistemine ilginin yoğun olduğunu söyleyen Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yapıyı sadece kahve için değil, farklı ürün ve hizmet alanlarına da uyarlamayı planlıyoruz. Sipariş kiosku ve sesli sipariş ekranı gibi sistemler farklı müşteri deneyimlerine de adapte edilebilir. Web siteleri ve farklı satış noktaları için bile talepler alıyoruz. İlgi oldukça yoğun. Özellikle çocuklar büyük ilgi gösteriyor; ailelerine kahve siparişi verdirmek istiyorlar. Genç girişimcilerden ve pasif gelir modeli arayanlardan da ciddi talep var. Franchise modeliyle yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Yurt dışından da ilgi görmeye başladık. Ortaya çıkan bu ürün tamamen Türk mühendislerinin geliştirdiği bir teknoloji. Bu da bizim için ayrı bir gurur kaynağı. Sürece ilham veren genç ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Büyük bir heyecan ve emekle bu noktaya geldik. Projenin bittiğini değil, yeni başladığını düşünüyoruz. Geliştirme çalışmalarımız sürüyor. Macera devam ediyor.”

Yatırımcıların Gözdesi KEBO: 70 Şubelik Dev Büyüme Hikayesi Haber

Yatırımcıların Gözdesi KEBO: 70 Şubelik Dev Büyüme Hikayesi

Antakya’da yaklaşık 30 yıl önce yalnızca 45 metrekarelik küçük bir dükkânda temelleri atılan KEBO, bugün Türkiye genelinde hızlı büyüyen güçlü bir restoran markası haline geldi. 2025 yılının başında 32 şubeye sahip olan marka, yıl içinde gerçekleştirdiği yatırımlar ve yeni franchise anlaşmalarıyla şube sayısını 70’e çıkararak 25 şehirde hizmet vermeye başladı. Antakya’nın köklü mutfak kültüründen beslenen KEBO, yerel bir lezzet noktası olmanın ötesine geçerek ulusal çapta büyüyen bir zincire dönüştü. Kendine özgü reçeteleri, özel sosları ve yüksek kalite standartları sayesinde Türkiye’nin dört bir yanındaki tüketicilere ulaşmayı sürdürüyor. Markanın büyüme stratejisinin temelinde ise franchise modeli yer alıyor. KEBO yönetimi, hızlı genişleme sürecinde kurumsal kimliğini ve hizmet kalitesini korumayı öncelik olarak görüyor. Bu doğrultuda, markanın değerlerini benimseyen ve uzun vadeli iş ortaklığı kurabilecek yatırımcılarla ilerlenmesi hedefleniyor. Hızlı Operasyon ve Verimli Sistem KEBO, operasyonel yapısıyla yatırımcı dostu bir model sunuyor. Ürünlerin yalnızca 3–4 dakika içinde servise hazır hale gelmesi, düşük fire oranı ve hızlı üretim sistemi sayesinde şubelerde yüksek verimlilik elde ediliyor. Markanın üretim gücü de büyüme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Özel soslar kendi üretim tesislerinde geliştirilirken, tavuk ürünleri Gedik Piliç’in entegre tesislerinde KEBO’ya özel formülasyonlarla üretiliyor. Artan talep doğrultusunda ise 2026’nın ilk çeyreğinde Ankara’da kurulacak yeni entegre üretim tesisiyle birlikte üretim ve tedarik zincirinde tam bağımsızlığa geçilmesi planlanıyor. Çiğdem Kıral’dan Değerlendirme KEBO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Çiğdem Kıral, markanın gelişim süreci hakkında şu ifadeleri kullandı: “Yaklaşık 30 yıl önce Antakya’da küçük bir işletme olarak başladığımız yolculukta bugün 25 şehirde 70 şubeye ulaşmış olmak bizim için büyük bir gurur kaynağı. Antakya’dan doğan markamızı, kalite anlayışımızdan ödün vermeden Türkiye’nin dört bir yanına taşımayı sürdürüyoruz. Son dönemde yatırımcıların markamıza gösterdiği ilgi oldukça yüksek. Önümüzdeki süreçte de değerlerimize uygun iş ortaklarıyla büyümeye devam edeceğiz.” KEBO’yu yatırımcılar açısından cazip kılan unsurların başında güçlü ürün yapısı ve operasyon altyapısı geliyor. Marka, tavuk ürünleri kategorisinde %100 doğal ve katkısız üretim anlayışıyla öne çıkıyor. Antakya’ya özgü baharatlar, odun fırınında hazırlanan taze ekmekler ve özel soslar, markanın lezzet farkını ortaya koyan önemli detaylar arasında yer alıyor. Yatırımcılar İçin Karlı Bir Model KEBO franchise sistemi, yatırımcılara yüksek ciro potansiyeli sunarken %25 ile %35 arasında net kârlılık oranlarıyla dikkat çekiyor. Ayrıca franchise iş ortaklarına mimari tasarım, doğru lokasyon seçimi, eğitim, reklam ve operasyon yönetimi gibi kapsamlı destekler sağlanıyor. Ana caddeler ve AVM gibi yüksek görünürlüğe sahip lokasyonlarda konumlanan KEBO şubeleri, geniş kitlelere hitap eden konseptiyle yatırımcılara hızlı geri dönüş imkânı sunuyor. Franchise Başvuruları Sürüyor Türkiye genelinde 70 şubeyle büyümesini sürdüren KEBO, sürdürülebilir büyüme hedefi doğrultusunda yeni şehirlerde yatırımcılarını bünyesine katmaya devam ediyor. Güçlü marka bilinirliği, kanıtlanmış iş modeli ve merkezden sağlanan desteklerle KEBO, girişimcilere güvenilir ve kârlı bir yatırım fırsatı sunuyor.

Ömer Şengüler ile Franchise ve Marka Mimarisi Üzerine Haber

Ömer Şengüler ile Franchise ve Marka Mimarisi Üzerine

Franchise dünyasında markalaşma, sürdürülebilir büyüme ve doğru strateji; başarıya ulaşmanın en kritik unsurları arasında yer alıyor. Özellikle marka mimarisi ve stratejik pazarlama alanında geliştirilen yaklaşımlar, şirketlerin yalnızca büyümesini değil aynı zamanda uzun vadede güçlü bir marka kimliği oluşturmasını da sağlıyor. Medya Franchise olarak, Türkiye’nin önde gelen marka mimarlarından, stratejik marka danışmanlarından ve pazarlama uzmanlarından Ömer Şengüler’e sorduk. Yıllardır birçok markanın stratejik dönüşüm süreçlerinde aktif rol alan Şengüler ile; marka mimarisi, franchise zincirlerinin büyüme stratejileri ve Türkiye’de markalaşmanın geleceği üzerine kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik. 1. Türkiye’de birçok marka franchise vermek istiyor ama çok azı güçlü bir zincire dönüşebiliyor. Sizce başarılı franchise markalarını diğerlerinden ayıran en kritik fark nedir? Öncelikle Medya Franchise girişiminizi tebrik ediyorum, önemli bir misyonu üstleniyorsunuz. Franchise sistemiyle markalaşmak terminolojileri ikiz kardeş gibidir, birinin var olması diğerinin varlığına çok bağlıdır. Ülkelerin gelenek, görenekleri, kültürleri ve öncelik sıralamaları biliyorsunuz değişkenlik gösterir. Bu gözle bizim DNA’mızı incelediğimizde markalaşmaya pek yer olmadığını, bizim iş kültürümüzde satışın, kârdan ve marka değerinden daha önemli olduğunu görürüz. Türkiye’de ticaret ve alışveriş her şeyden önemlidir. Şirkette kurumsallaşmak mı yoksa patronun bireysel zenginliği mi dediğimizde ise genelde ülkemizde kabul gören ikinci tercih olacaktır. Dünya tarihinde DNA’larında markalaşma olanlar; Anglo Saksonlar, İtalyanlar, İskandinav ülkeleri ve onlara özenip sistemi kopyalayan diğer ülke girişimcileri olmuştur. Gelelim franchise sisteminin markalaşmayla olan ilişkisine. Franchise işi bayilik almak-vermek değildir hele de esnaflıkla hiç karıştırılmamalıdır. Franchisee (franchise alan), markanın mülküne sahip olmadan markanın kullanım hakkından yararlanır. Franchise’ın başarısı veya başarısızlığı Franchiser’la (Franchise veren) başlar Franchisee (Franchise alan) ile değil. Franchiser; her şeyden önce güçlü bir marka yaratır, argeyi inovasyonu yapar, kaliteli ürünü üretir, muhasebe sistemini oturtur, müşteri ilişkileri yönetimini (CRM) başlatır, üretim kaynak yönetimi (ERP) sistemini tıkır tıkır işletir, markanın internet sayfasını-sosyal medya hesaplarını yönetir, reklam yapar, çalışanlarını eğitir. Tüm işlemler kayıt altındadır, düzenli stok sayımlarını yaptırıp finansal denetimlerini tamamlar ve tüm bunları yaparken de işleri tıkırındadır, nakit oranı 1’in üzerindedir, banka borcu olabilir ama vergi borcu yoktur üstelik operasyon da kârlıdır. Eeee pekiyi her şey yolundaysa marka sahibi neden franchise işine girmeyi düşünür? Sorunun tek cevabı vardır; marka sahibi hızlı büyümek istemektedir. Tüm ülkeye yayılıp ulusal bir marka olmak ya da dünyaya yayılıp küresel marka olmak yani marka değerini, cirosunu, kârını kat be kat büyütmek istemektedir ama bunu yaparken yalnızca markaya ve markanın IP (patent, telif hakları, yazılım, reçete, formül gibi soyut değerler) haklarına sahip olup diğer tüm yatırımları ya da masrafları başkalarına yaptırmak istemektedir. Yani bir başka deyişle; marka sahibi başkasının parasıyla büyümek istemektedir. Biz buna OPM (Other Peopele’s Money) yani derenin taşıyla derenin kuşunu vurma operasyonu diyoruz. Yukarıdaki paragrafta saydıklarımı hakkıyla yapan Franchiser’ın kurduğu bir franchise ağı başarılı olur ama tek bir eksiği varsa başarısız olmaya mahkûmdur. Biz Türk yatırımcıların kaçırdığı nokta işte budur. Bizler mükemmel marka özelliklerine henüz sahip olmadan franchise fuarlarında stant açıp ya da ilan verip erkenden paralı yatırımcı arayışına başlıyoruz. Bu çok yanlıştır, sonuçları da ortadadır; sokaklar franchise zincirine girip çıkan kısa ömürlü işletmelerle dolu. Başarılı franchise markalarını diğerlerinden ayıran en kritik fark nedir? Sorunuzun kısa cevabı; en kritik fark, 7-Eleven (71.000 market), Mc Donald’s (38.000 restoran), Subway (41.000 büfe), Marriot Otelleri, Hilton Otelleri ve benzeri franchise sistemiyle büyüyen başarılı şirketler ilk önce markalarını güçlendirmişlerdir. Bir markayı yaratan da güçlendiren de pazarlamadır. Pazarlama, reklam değildir, pazarlama satış değildir. Pazarlama, konumlandırmadır, hedef kitle analizidir, matematiktir, rakamdır, analizdir, araştırmadır, stratejidir. Ülkemizde ise pazarlama reklam ya da satış zannedilir hatta pazarlamadan söz edilirken biraz önce saydığım bazı başlıklar bizde fantezi, gereksiz sayılırlar. Başarılı global franchise şirketlerinden bizi ayrıştıran en önemli özellik işte bu pazarlama farkındalığıdır. Başarılı global franchise şirketleri mal satmaz statü satarlar, marka ve güven satarlar oysa biz hala döner, pasta veya gömlek satmak peşindeyiz. 2. Bir marka hızlı büyürken çoğu zaman kalite ve standartlar düşebiliyor. Franchise zincirlerinde büyüme ile marka kontrolü arasında denge nasıl kurulmalı? Almanların çok sevdiğim bir sözünü hatırlatmak istiyorum burada: Güvenmek, kontrol etmeye engel değildir. Franchiser (franchise veren), üretimden iletişime tüm kuralları belirlemeli, “yapılacaklar” ve “yapılmayacaklar” listelerini yazmalı, markanın kurumsal kimlik kitapçığını hazırlamalı, sözleşmelerde mutlaka kurallara uymayanlara uygulanacak ceza-ı şartlar yazılmalı ve franchise yönetimi işini çok sıkı tutmalıdır. Yıllar önce bir gıda konferansına katılmak için ABD’nin Chicago kentine gitmiştim. Konferans programında olan bir tarım projesini incelemek üzere bizleri otobüslere bindirmişlerdi. Tesadüf bu ya, otobüste yanıma oturan Beyefendi Mc Donald’s’ın mağaza operasyonlarının başındaki üst düzey bir yöneticiydi, sanıyorum unvanı Vice President idi. Ben yanımda bu kadar deneyimli bir yöneticiyi bulmuşken durur muyum hiç? Yol boyunca adamcağızı sorularımla bombardımana tutmuştum. Beynime nakşeden cevaplardan bazıları şunlardı: Tüm Mc Donald’s restoranlarında her akşam kürdanlar dahil tüm envanterin sayımı yapılır, her restoran noktası mutlaka en az ayda bir kez gizli müşteriler tarafından denetlenir, sonuçlar raporlanır. Bu arada Beyefendi’den öğrendiğim kadarıyla Mc Donald’s’ın asıl bilanço karı gayrimenkul kiralarından geliyormuş hamburgerden değil. Franchiser (franchise veren) küçükken de büyükken de sıkı denetim yapmalıdır. Unutmayalım, yapılacaklar listesi işi korurken yapılmayacaklar listesi markayı korur. 3. Türkiye’de bazı markalar kısa sürede onlarca şube açıyor ancak birkaç yıl sonra kayboluyor. Sizce bunun arkasındaki en büyük stratejik hata nedir? En büyük stratejik hata, bu şirketlerin stratejilerinin olmamasıdır. Türkiye’de şube açan veya franchise veren şirketlere benim tavsiyelerim şunlar olur: a) Hedef belirleyin; hedef somut rakamsal bir amaca hizmet etmelidir. Marka olacağız ya da 100 şube açacağız cümlesi bir hedef olamaz ama X satış hasılatına ulaşıp %15 EBITDA oranını yakalamak gayet mantıklı bir hedef olabilir. b) Strateji geliştirin; Strateji, omuzların üstüyle yapılır yani akılla beyinle, rakamla, matematikle. Strateji, hiçbir zaman “Bence” ile başlayan cümle barındırmaz. Strateji, sizi hedefe götürecek yol haritasıdır. Stratejinizi geliştirirken markanızla ilgili kendinize “Neden?”, “Nasıl” ve “Ne” sorularını sorup cevaplarını yazınız. c) Taktikleri belirleyin; Taktikler omuzların altıyla yani elle, ayakla, cüzdanla parayla yapılan işlerdir. Taktikler stratejinin hayata geçmesini sağlamalıdır. Evet, bizimkilerin şubeleşirken yaptıkları en büyük hata stratejilerinin olmaması veya patronun hayalini vizyon veya strateji sanmaktır. Unutmayalım ki; taktiksiz strateji gecikmiş zaferdir ama stratejisiz taktik mağlubiyetten önceki gümbürtüdür. Yani en büyük hata stratejinin olmaması veya patronu motive etmek için bazı hamasi cümlelerin strateji sanılması hatta belki de yanlış strateji geliştirilmesidir. Markanın franchise sistemini vezir eden de rezil eden de stratejidir. 4. Bir markanın gerçekten franchise vermeye hazır olduğunu gösteren 3 kritik kriter sizce nelerdir? Bu güzel soru için size teşekkür ediyorum. 1) Marka ile ilgili kriter: Markanın kurumsal kimlik kitapçığı hazır olmalıdır. Marka, seven, sevilen, bilinirliği yüksek, itibarlı bir marka olmalıdır ve bunlar araştırmalarla kanıtlanmalıdır. 2) Altyapı kriterleri: Şirketin ERP, CRM, Stok Yönetimi, Muhasebe Yönetimi gibi müşteriyi, tedarikçiyi ve hedef kitleyi doğrudan ilgilendiren yazılım altyapısının mükemmel seviyede olması gerekir. 3) Operasyonel kriterler: Tedarik Zinciri Yönetimi, üretim, lojistik, teslimat, depolama, penetrasyonun sağlanması, satış sonrası memnuniyet yönetimi gibi operasyonel konuların tıkır tıkır işlemesi gerekmektedir. Özetle; yukarıda sıraladığım 3 kriteri yerine getirmeden yalnızca markayı köpürterek olduğundan güçlü gösterip sonra da “tabela bedeli” ya da “royalty bedeli” adı altında para tahsil edip franchise verme hayaline kapılmak o firmanın hem itibarını yerle bir edecek hem de onun daha hızlı yok olmasına neden olacaktır. Franchise verme işi ne tek başına esnaflıkla ne sanayicilikle ne tüccarlıkla ne de reklamcılıkla denktir. Franchise vermek belki de tüm bu yeteneklerin hepsine sahip olmak hatta sıfırdan yeni bir kültür inşa etmek kadar zor, komplike ve emek isteyen bir operasyondur. Şirketi kurayım, fuarlarda stant açıp franchise dağıtayım ve zengin olayım düşüncesi kadar saçma, çabuk batıran bir başka yol olamaz. Bu kısa yoldan zengin olma düşüncesinin gerçekleşme olasılığı inanın bir banka soygunundan daha düşüktür. 5. Türkiye’den dünya çapında franchise markaları çıkarmak mümkün mü? Global marka olmak isteyen Türk markalarının hangi stratejileri uygulaması gerekir? Evet mümkündür. Bu hedefle yola çıkan yatırımcıların marka mimarisini doğru yapmaları ve pazarlamayı önemsemeleri gerekmektedir. Tabii ki eğer global marka olmak istiyorlarsa da kültürel adaptasyon konusunda çok ciddi çalışmaları gerekir. İstanbul Mecidiyeköy’deki bir simit kafenin tıpatıp aynısını Londra’nın Oxford Street’inde açarsanız mekânın kirasını ve elemanların maaşlarını Turquality’den tahsil etseniz dahi kısa zaman sonra orayı kapatmak zorunda kalırsınız. Keşke Londra menüsüne İngilizlerin tercih ettiği sütlü çayı da ilave etseydiniz derim. 6. Siz yıllardır markalarla çalışıyorsunuz. Size göre geleceğin güçlü franchise markalarını bugünden ayıran en önemli vizyon ne olacak? Gelecekte ayakta kalacak olan franchise markalarının özellikleri şunlardır: a) İnsan Marka olanlar; Güzel insan gibi dürüst, kibar, sevimli olan markalar. b) Algoritmayı önemseyen markalar: Yapay Zekaya değer vererek araştırmalarla elde edilen hedef kitle analizini sağlam algoritmaya teslim edenler. c) Algı yönetimini önemseyenler: Var olmak algılanmaktır. Marka siz odada yokken sizin hakkınızda konuşulanlardır. d) Franchise zinciri yaratmayı sıfırdan yeni bir marka yaratmak gibi ele alanlar: Marka kullanım kuralları, ceza-ı şartlar içeren Franchisee sözleşmesi, marka konumlandırması, mağaza-restoran lokasyonu seçimi kuralları, yapılmayacaklar listesi, reklam-iletişim kuralları, fiyatlama, tahsilat ve kampanya kuralları, eleman işe alımı ve eğitimi kuralları gibi kurallar, kurallar… Franchise, büyümek için olağanüstü bir sistemdir ancak franchise vermek yalnızca ticari bir iş modelinden ibaret değildir; bir marka yönetimi disiplinidir. Marka ol ki yorgunluğuna değsin.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.