#Franchise

Medya Franchise - Franchise haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Franchise haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Radisson Otel Grubu “Yılın En İtibarlı Zincir Oteli” seçildi Haber

Radisson Otel Grubu “Yılın En İtibarlı Zincir Oteli” seçildi

Radisson Otel Grubu “Yılın En İtibarlı Zincir Oteli” seçildi – Radisson Otel Grubu Geliştirme ve Franchise Servisler Türkiye Direktörü Baran Türkel: – “Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin turizm potansiyeline inanarak büyümeye devam ederken, markamıza duyulan güveni daha da ileri taşımayı amaçlıyoruz” İSTANBUL (AA) – Radisson Otel Grubu, pazarlama ve iletişim alanında düzenlenen The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri'nde "Yılın En İtibarlı Zincir Oteli" ünvanına layık görüldü. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Marketing Türkiye ve Akademetre Research and Strategic Planning işbirliğiyle bu yıl 12'ncisi düzenlenen The ONE Awards'ta "Yılın İtibarlıları" belli oldu. Türkiye'de 12 ilde 1200 kişiyle yüz yüze yapılan "İtibar ve Marka Değer Performans Ölçümü" araştırmasının sonuçlarına göre belirlenen ödüllerde, 73 farklı kategoride itibarını en çok artıran markalar ödüllendirildi. Radisson Otel Grubu, misafir deneyimini odağına alan hizmet anlayışı, marka güvenini güçlendiren yaklaşımı ve bütünleşik pazarlama vizyonuyla Yılın En İtibarlı Zincir Oteli ödülüne değer bulundu. – "Kalıcı değer yaratmayı hedefliyoruz" Açıklamada görüşlerine yer verilen Radisson Otel Grubu Geliştirme ve Franchise Servisler Türkiye Direktörü Baran Türkel, The ONE Awards gibi saygın bir platformda ödüle layık görülmenin, grubun Türkiye pazarına duyduğu güvenin ve sürdürdüğü yatırım stratejisinin göstergesi olduğunu ifade etti. Türkel, büyümeyi yalnızca yeni yatırımlarla değil, misafirlerle kurulan güvene dayalı ilişkiyi derinleştirerek sürdürdüklerini aktararak, "Misafir deneyimini odağımıza alan yaklaşımımız ve yatırımcılarımızla geliştirdiğimiz uzun soluklu işbirlikleri sayesinde faaliyet gösterdiğimiz her noktada kalıcı değer yaratmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türkiye'nin turizm potansiyeline inanarak büyümeye devam ederken, markamıza duyulan güveni daha da ileri taşımayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı. Radisson Otel Grubu Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, Libya, Lübnan, Irak Pazarlama ve Halkla İlişkiler Müdürü Yeşim Doğukan da ödülün, misafirlerle kurulan güçlü bağın ve markaya duyulan güvenin somut göstergelerinden biri olduğunu vurguladı. Doğukan, "Radisson Otel Grubu olarak misafir deneyimini her zaman önceliğimiz yapıyor, iletişim gücümüzü ve hizmet kalitemizi sürekli geliştirmeye odaklanıyoruz. Bölgedeki büyümemizi sürdürürken, misafirlerimize her noktada aynı güveni ve kaliteyi sunmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Franchise şube yönetiminde sigortacılık hizmetleri Haber

Franchise şube yönetiminde sigortacılık hizmetleri

Franchise ekosisteminde sürdürülebilir büyümenin temel taşlarından biri, doğru risk yönetimi ve güçlü sigorta altyapısıdır. Bu kapsamda, franchise şube yönetiminde sigortacılık hizmetlerinin kritik rolünü ele almak üzere, Sigorta Birimi Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sururi Çiftçioğlu ile keyifli ve ufuk açıcı bir röportaj gerçekleştirdik.Franchise yatırımcılarının en çok merak ettiği konuları, ve net başlıklar altında konuştuk. Franchise şube yönetiminde sigortacılık neden vazgeçilmez bir unsurdur? Franchise sistemi; standart, hız ve ölçek üzerine kurulu bir yapı. Bu yapıda oluşabilecek en küçük risk, zincirin tamamını etkileyebilir. Sigortacılık burada sadece bir “zorunluluk” değil, işin sürekliliğini garanti altına alan stratejik bir yönetim aracıdır. Doğru kurgulanmış sigorta çözümleri, hem markayı hem de yatırımcıyı korur Franchise şubeleri en çok hangi risklerle karşı karşıya kalıyor? Yangın, su baskını, hırsızlık, makine kırılması, iş durması, çalışan kaynaklı riskler ve üçüncü şahıs sorumlulukları ilk sırada geliyor. Ayrıca AVM’lerde yer alan şubelerde kira, dekorasyon ve operasyonel kayıplar da ciddi risk başlıklarıdır. Sigorta, bu risklerin finansal etkisini minimize eder. Tek şube ile zincir franchise arasında sigorta yaklaşımı farklı mı olmalı? Kesinlikle evet. Tekil şubelerde bireysel poliçeler yeterli olabilirken, zincir franchise’larda merkezi bir sigorta mimarisi kurulmalıdır. Standart teminatlar, tek elden yönetim ve ölçek avantajı sayesinde hem maliyet düşer hem de kontrol artar. Bu, kurumsallığın önemli bir göstergesidir. Yatırımcılar sigortayı genelde “maliyet” olarak görüyor. Bu algı doğru mu? Bu çok yaygın ama hatalı bir algı. Sigorta maliyet değil, öngörülemeyen büyük kayıplara karşı alınmış bir güvencedir. Bir gün yaşanacak olası bir hasarda, sigortanın yokluğu yatırımcının tüm emeğini riske atabilir. Aslında sigorta, yatırımın sigortasıdır. Franchise veren markalara bu noktada ne gibi sorumluluklar düşüyor? Franchise veren markalar; yatırımcıyı yalnızca operasyonel değil, risk yönetimi açısından da yönlendirmeli. Standart sigorta paketleri oluşturmak, doğru teminatları zorunlu kılmak ve merkezi takip sistemi kurmak markanın itibarını da güçlendirir. Sigorta Birimi olarak franchise sistemlerine nasıl bir değer katıyorsunuz? Biz, klasik poliçe satışı yapmıyoruz. Franchise markalarına özel risk analizi yapıyor, şube tipine göre özelleştirilmiş çözümler sunuyoruz. Ayrıca hasar anında hızlı aksiyon, yatırımcıyı yalnız bırakmayan bir yapı kuruyoruz. Bu da güven duygusunu artırıyor. Son olarak franchise yatırımcılarına vermek istediğiniz temel mesaj nedir? İşinizi büyütürken riskleri görmezden gelmeyin. Sigortayı en sona bırakılan bir detay değil, iş planınızın başlangıç noktası olarak konumlandırın. Güçlü bir sigorta altyapısı, uzun ömürlü ve huzurlu bir yatırımın anahtarıdır.

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları Haber

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları: Kira Stratejileri, Sürdürülebilirlik ve Alt Kiralama Modelleri Üzerine Sektörel Bir İnceleme Türkiye’de yeme–içme ve perakende franchise sistemleri, özellikle 2000’li yıllardan sonra AVM merkezli bir büyüme ivmesi yakalamıştır. AVM’ler; düzenli müşteri trafiği, güvenlik altyapısı, operasyonel standartlar ve marka görünürlüğü gibi avantajlar sunarken, yüksek kira ve ortak giderler nedeniyle profesyonel planlama gerektiren bir iş modeli ortaya koymaktadır. Bu incelemede, AVM’lerde franchise kurulumuna ilişkin kira yaklaşımları, sürdürülebilir büyüme kriterleri ve son yıllarda öne çıkan “marka tarafından kiralama – franchise yatırımcısına alt kiralama” modeli sektörel perspektifle ele alınmaktadır. 1. AVM’lerde Franchise Mağazacılığının Temel Dinamikleri 1.1 Öngörülebilir Trafik ve Satış Potansiyeli AVM’ler, günlük ziyaretçi sayısı yüksek ve ölçümlenebilir alanlar olmaları nedeniyle özellikle hızlı servis restoranlar, kafe konseptleri, sağlıklı gıda ve self-servis modeller için önemli bir satış avantajı sağlar. Yatırımcı açısından en kritik kazanım, müşteri trafiğinin büyük ölçüde öngörülebilir olması ve satış riskinin görece düşük seviyede kalmasıdır. 1.2 Marka Algısı ve Kurumsal Güçlenme AVM içinde yer almak, franchise markaları için yalnızca fiziksel bir mağaza değil, aynı zamanda algısal bir konumlanma aracıdır. Özellikle yeni yatırımcılar açısından AVM lokasyonu; markaya duyulan güveni, kurumsallık algısını ve tüketici nezdindeki prestiji artırır. AVM yönetimlerinin güçlü markalarla çalışmayı tercih etmesi, bu etkiyi daha da pekiştirir. 1.3 Operasyonel Standartlaşma AVM’lerin sunduğu havalandırma, yangın güvenliği, enerji altyapısı, atık yönetimi ve personel giriş-çıkış kontrolü gibi standartlar, franchise operasyonlarının daha kontrollü ve tutarlı ilerlemesini sağlar. Bu durum, zincir markalar için operasyonel kaliteyi koruma açısından önemli bir avantajdır. 2. AVM Franchise Modellerinde Sürdürülebilirlik Kriterleri2.1 Kira ve Ciro Dengesi AVM mağazalarının uzun vadeli başarısında en kritik göstergelerden biri kira ve ciro arasındaki dengedir. Sektörel ortalamalara göre: Kira ve ortak giderlerin net cironun %11–12’si seviyesinde kalması sağlıklı kabul edilir. %14–16 bandı işletmeyi kırılgan hale getirir. %17 ve üzeri oranlar ise sürdürülebilirlik açısından ciddi risk oluşturur. Bu nedenle franchise veren markaların, yatırımcıya yalnızca marka vaadi değil, net ve şeffaf finansal projeksiyonlar sunması gerekir. 2.2 Metrekare ve Kapasite Planlaması Türkiye’de franchise şubelerinin önemli bir kısmı, ihtiyaçtan büyük metrekarelerde açıldığı için kârlılık sorunu yaşamaktadır. Etkin bir AVM franchise planlamasında: Hızlı servis konseptleri için 50–80 m² Kafe ve bakery modelleri için 80–150 m² Restoran konseptleri için 100–250 m² aralıkları, operasyonel verimlilik açısından daha sürdürülebilir kabul edilmektedir. 2.3 Doğru AVM Seçimi Her AVM, her marka için uygun değildir. Sağlıklı bir karar için ziyaretçi profili, anchor mağazalar, food court trafiği, rakip marka yoğunluğu ve hafta içi-hafta sonu dengesinin detaylı analiz edilmesi gerekir. Bu analizler yapılmadan yatırımcıyı AVM’ye yönlendirmek, hem marka hem yatırımcı açısından ciddi riskler doğurur. 3. Marka Kiralayıcı – Franchisee Alt Kiracı Modeli Uluslararası zincirlerde uzun süredir kullanılan, Türkiye’de ise son yıllarda yaygınlaşan modellerden biri, AVM kira sözleşmesinin doğrudan marka tarafından yapılması ve franchise yatırımcısına alt kiralama yoluyla devredilmesidir. Bu yapıda marka, AVM ile ana kiracı olarak sözleşme imzalar; yatırımcı ise AVM yerine marka ile hukuki ilişki kurar. Sektörde bu yapı genellikle “master lease – sublease” modeli olarak tanımlanır. 4. Alt Kiralama Modelinin Sağladığı Avantajlar4.1 Güçlü Kira Pazarlığı Zincir markalar, tekil yatırımcılara kıyasla AVM yönetimleri karşısında çok daha güçlü bir müzakere pozisyonuna sahiptir. Bu güç; daha uygun kira bedelleri, ortak gider düzenlemeleri, teşhir alanları ve teslim koşulları gibi unsurlarda somut avantajlar yaratır. 4.2 Operasyonel ve Teknik Kontrol AVM ile yürütülen teknik süreçlerin marka tarafından yönetilmesi; proje onayları, mimari uygulamalar ve açılış takvimlerinin daha hızlı ve sağlıklı ilerlemesini sağlar. Bu durum, zincir genelinde standartların korunmasına katkı sunar. 4.3 Yatırımcı Riskinin Azaltılması Yatırımcı, AVM ile doğrudan muhatap olmadığı için kira artışları, sözleşme yaptırımları ve operasyonel belirsizlikler karşısında daha korunaklı bir yapı içinde yer alır. Marka, yatırımcı ile AVM arasında dengeleyici bir rol üstlenir. 4.4 Markanın Şube Portföyünü Koruma Yetkinliği Alt kiralama modeli, başarısız bir franchise yatırımcısı durumunda markaya aynı lokasyonu hızlıca başka bir yatırımcıya devretme imkânı tanır. Böylece AVM içindeki marka varlığı zayıflamaz ve pazar hakimiyeti korunur. 5. Modelin Sağlıklı Uygulanması İçin Kritik Noktalar Alt kiralama modeli güçlü avantajlar sunsa da, hukuki ve finansal çerçevesi doğru çizilmediğinde risk yaratabilir. Özellikle: AVM sözleşmelerinde alt kiralamaya açık izin maddeleri yer almalı, Alt kira bedeli yatırımcıyı zorlayacak seviyelere taşınmamalı, Metrekare ve konsept seçiminde AVM’nin değil markanın stratejisi esas alınmalı, Franchise sözleşmelerinde devretme, kapanış ve sorumluluk süreçleri net biçimde tanımlanmalıdır. 6. Sürdürülebilir Büyüme Açısından Modelin Katkısı Bu yapı sayesinde marka, AVM içindeki teknik ve operasyonel standartları tam kontrol altında tutarken; yatırımcı daha öngörülebilir maliyetlerle faaliyet gösterir. Sonuç olarak hem yatırımcı dayanıklılığı artar hem de marka, kontrollü ve uzun vadeli bir büyüme stratejisi izleyebilir. Değerlendirme Marka tarafından kiralama yapılarak franchise yatırımcısına alt kiralama modeli, AVM franchise ekosisteminde tarafların çıkarlarını ortak bir zeminde buluşturan modern bir büyüme yaklaşımı sunmaktadır. Doğru planlama ve şeffaf sözleşme yapılarıyla uygulandığında, özellikle yeme–içme zincirleri için sürdürülebilir, kontrollü ve profesyonel bir genişleme modeline dönüşmektedir.

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları Haber

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları: Kira Stratejileri, Sürdürülebilirlik ve Alt Kiralama Modelleri Üzerine Sektörel Bir İnceleme Türkiye’de yeme–içme ve perakende franchise sistemleri, özellikle 2000’li yıllardan sonra AVM merkezli bir büyüme ivmesi yakalamıştır. AVM’ler; düzenli müşteri trafiği, güvenlik altyapısı, operasyonel standartlar ve marka görünürlüğü gibi avantajlar sunarken, yüksek kira ve ortak giderler nedeniyle profesyonel planlama gerektiren bir iş modeli ortaya koymaktadır. Bu incelemede, AVM’lerde franchise kurulumuna ilişkin kira yaklaşımları, sürdürülebilir büyüme kriterleri ve son yıllarda öne çıkan “marka tarafından kiralama – franchise yatırımcısına alt kiralama” modeli sektörel perspektifle ele alınmaktadır. 1. AVM’lerde Franchise Mağazacılığının Temel Dinamikleri 1.1 Öngörülebilir Trafik ve Satış Potansiyeli AVM’ler, günlük ziyaretçi sayısı yüksek ve ölçümlenebilir alanlar olmaları nedeniyle özellikle hızlı servis restoranlar, kafe konseptleri, sağlıklı gıda ve self-servis modeller için önemli bir satış avantajı sağlar. Yatırımcı açısından en kritik kazanım, müşteri trafiğinin büyük ölçüde öngörülebilir olması ve satış riskinin görece düşük seviyede kalmasıdır. 1.2 Marka Algısı ve Kurumsal Güçlenme AVM içinde yer almak, franchise markaları için yalnızca fiziksel bir mağaza değil, aynı zamanda algısal bir konumlanma aracıdır. Özellikle yeni yatırımcılar açısından AVM lokasyonu; markaya duyulan güveni, kurumsallık algısını ve tüketici nezdindeki prestiji artırır. AVM yönetimlerinin güçlü markalarla çalışmayı tercih etmesi, bu etkiyi daha da pekiştirir. 1.3 Operasyonel Standartlaşma AVM’lerin sunduğu havalandırma, yangın güvenliği, enerji altyapısı, atık yönetimi ve personel giriş-çıkış kontrolü gibi standartlar, franchise operasyonlarının daha kontrollü ve tutarlı ilerlemesini sağlar. Bu durum, zincir markalar için operasyonel kaliteyi koruma açısından önemli bir avantajdır. 2. AVM Franchise Modellerinde Sürdürülebilirlik Kriterleri2.1 Kira ve Ciro Dengesi AVM mağazalarının uzun vadeli başarısında en kritik göstergelerden biri kira ve ciro arasındaki dengedir. Sektörel ortalamalara göre: Kira ve ortak giderlerin net cironun %11–12’si seviyesinde kalması sağlıklı kabul edilir. %14–16 bandı işletmeyi kırılgan hale getirir. %17 ve üzeri oranlar ise sürdürülebilirlik açısından ciddi risk oluşturur. Bu nedenle franchise veren markaların, yatırımcıya yalnızca marka vaadi değil, net ve şeffaf finansal projeksiyonlar sunması gerekir. 2.2 Metrekare ve Kapasite Planlaması Türkiye’de franchise şubelerinin önemli bir kısmı, ihtiyaçtan büyük metrekarelerde açıldığı için kârlılık sorunu yaşamaktadır. Etkin bir AVM franchise planlamasında: Hızlı servis konseptleri için 50–80 m² Kafe ve bakery modelleri için 80–150 m² Restoran konseptleri için 100–250 m² aralıkları, operasyonel verimlilik açısından daha sürdürülebilir kabul edilmektedir. 2.3 Doğru AVM Seçimi Her AVM, her marka için uygun değildir. Sağlıklı bir karar için ziyaretçi profili, anchor mağazalar, food court trafiği, rakip marka yoğunluğu ve hafta içi-hafta sonu dengesinin detaylı analiz edilmesi gerekir. Bu analizler yapılmadan yatırımcıyı AVM’ye yönlendirmek, hem marka hem yatırımcı açısından ciddi riskler doğurur. 3. Marka Kiralayıcı – Franchisee Alt Kiracı Modeli Uluslararası zincirlerde uzun süredir kullanılan, Türkiye’de ise son yıllarda yaygınlaşan modellerden biri, AVM kira sözleşmesinin doğrudan marka tarafından yapılması ve franchise yatırımcısına alt kiralama yoluyla devredilmesidir. Bu yapıda marka, AVM ile ana kiracı olarak sözleşme imzalar; yatırımcı ise AVM yerine marka ile hukuki ilişki kurar. Sektörde bu yapı genellikle “master lease – sublease” modeli olarak tanımlanır. 4. Alt Kiralama Modelinin Sağladığı Avantajlar4.1 Güçlü Kira Pazarlığı Zincir markalar, tekil yatırımcılara kıyasla AVM yönetimleri karşısında çok daha güçlü bir müzakere pozisyonuna sahiptir. Bu güç; daha uygun kira bedelleri, ortak gider düzenlemeleri, teşhir alanları ve teslim koşulları gibi unsurlarda somut avantajlar yaratır. 4.2 Operasyonel ve Teknik Kontrol AVM ile yürütülen teknik süreçlerin marka tarafından yönetilmesi; proje onayları, mimari uygulamalar ve açılış takvimlerinin daha hızlı ve sağlıklı ilerlemesini sağlar. Bu durum, zincir genelinde standartların korunmasına katkı sunar. 4.3 Yatırımcı Riskinin Azaltılması Yatırımcı, AVM ile doğrudan muhatap olmadığı için kira artışları, sözleşme yaptırımları ve operasyonel belirsizlikler karşısında daha korunaklı bir yapı içinde yer alır. Marka, yatırımcı ile AVM arasında dengeleyici bir rol üstlenir. 4.4 Markanın Şube Portföyünü Koruma Yetkinliği Alt kiralama modeli, başarısız bir franchise yatırımcısı durumunda markaya aynı lokasyonu hızlıca başka bir yatırımcıya devretme imkânı tanır. Böylece AVM içindeki marka varlığı zayıflamaz ve pazar hakimiyeti korunur. 5. Modelin Sağlıklı Uygulanması İçin Kritik Noktalar Alt kiralama modeli güçlü avantajlar sunsa da, hukuki ve finansal çerçevesi doğru çizilmediğinde risk yaratabilir. Özellikle: AVM sözleşmelerinde alt kiralamaya açık izin maddeleri yer almalı, Alt kira bedeli yatırımcıyı zorlayacak seviyelere taşınmamalı, Metrekare ve konsept seçiminde AVM’nin değil markanın stratejisi esas alınmalı, Franchise sözleşmelerinde devretme, kapanış ve sorumluluk süreçleri net biçimde tanımlanmalıdır. 6. Sürdürülebilir Büyüme Açısından Modelin Katkısı Bu yapı sayesinde marka, AVM içindeki teknik ve operasyonel standartları tam kontrol altında tutarken; yatırımcı daha öngörülebilir maliyetlerle faaliyet gösterir. Sonuç olarak hem yatırımcı dayanıklılığı artar hem de marka, kontrollü ve uzun vadeli bir büyüme stratejisi izleyebilir. Değerlendirme Marka tarafından kiralama yapılarak franchise yatırımcısına alt kiralama modeli, AVM franchise ekosisteminde tarafların çıkarlarını ortak bir zeminde buluşturan modern bir büyüme yaklaşımı sunmaktadır. Doğru planlama ve şeffaf sözleşme yapılarıyla uygulandığında, özellikle yeme–içme zincirleri için sürdürülebilir, kontrollü ve profesyonel bir genişleme modeline dönüşmektedir.

Ankara İş Dünyası Gelişim Derneği Başkanı Betül Görkem Haber

Ankara İş Dünyası Gelişim Derneği Başkanı Betül Görkem

Ankara İş Dünyası Gelişim Derneği Başkanı Betül Görkem ile Söyleşi İş dünyasında dönüşüm yalnızca teknolojik yenilikler ya da finansal göstergelerle sınırlı değil. Yönetim anlayışları, karar alma süreçleri ve liderlik modelleri de bu değişimin merkezinde yer alıyor. Son yıllarda giderek daha fazla tartışılan kadın liderliği, artık bir eşitlik söyleminin ötesine geçerek kurumsal başarı ve sürdürülebilirlik başlıklarıyla birlikte ele alınıyor. Ankara iş dünyasının önemli temsilcilerinden, Ankara İş Dünyası Gelişim Derneği Başkanı Betül Görkem, kadın liderliğinin iş dünyasında yarattığı dönüşümü değerlendirdi. Kadın liderliği sizce günümüz iş dünyasında nasıl bir dönüşümü temsil ediyor? Betül Görkem: Kadın liderliği, günümüzde yalnızca temsiliyet artışıyla açıklanabilecek bir olgu değil. Asıl dönüşüm, kadınların karar alma süreçlerinde aktif rol üstlenmesiyle ortaya çıkıyor. Bu durum, yönetim anlayışını daha kapsayıcı, daha dengeli ve uzun vadeli düşünmeye açık bir yapıya dönüştürüyor. Kurumlar artık çeşitliliği bir sosyal sorumluluk başlığı olarak değil, stratejik bir gereklilik olarak ele alıyor. Kadın liderlerin yönetim yaklaşımlarının kurum kültürüne etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Betül Görkem: Kadın liderlerin bulunduğu organizasyonlarda iletişim ve iş birliği kültürünün daha güçlü olduğunu gözlemliyoruz. Katılımcı yönetim anlayışı, çalışan bağlılığını artırırken kurumsal aidiyet duygusunu da güçlendiriyor. Bu yaklaşım, kısa vadeli kazanımların ötesinde, sürdürülebilir bir başarı modeli oluşturuyor. Buna rağmen kadınların üst düzey yönetimde yeterince temsil edilmediği de sıkça dile getiriliyor. Sizce temel nedenler neler? Betül Görkem: Bu durumun temelinde çoğu zaman görünmeyen yapısal engeller yer alıyor. Geleneksel liderlik algıları, kariyer sürekliliğine dair önyargılar ve rol model eksikliği, kadınların üst yönetim kademelerine erişimini zorlaştırabiliyor. Bu noktada kurumların, liyakat temelli ve şeffaf sistemler kurması büyük önem taşıyor. Sivil toplum kuruluşlarının bu dönüşümdeki rolünü nasıl görüyorsunuz? Betül Görkem: Sivil toplum kuruluşları, iş dünyasında dönüşümün hızlandırıcı unsurlarından biridir. STK’lar, hem farkındalık yaratma hem de somut gelişim alanları oluşturma konusunda önemli bir görev üstleniyor. Ankara İş Dünyası Gelişim Derneği olarak biz, kadınların liderlik yetkinliklerini güçlendiren eğitim ve mentorluk çalışmalarını uzun vadeli bir perspektifle ele alıyoruz. Dernek olarak kadın liderliğini desteklemek adına hangi alanlara odaklanıyorsunuz? Betül Görkem: Odak noktamız, kadınların yalnızca iş dünyasında yer alması değil, karar verici pozisyonlarda etkin şekilde temsil edilmesi. Bu doğrultuda liderlik gelişim programları, sektörler arası networking çalışmaları ve deneyim paylaşım platformları oluşturuyoruz. Amacımız, kadınların yönetsel kapasitelerini güçlendirecek kalıcı yapılar inşa etmek. Kadın liderliğinin ekonomik sürdürülebilirlik üzerindeki etkisini nasıl yorumlarsınız? Betül Görkem: Kadın liderliğinin güçlenmesi, ekonomik sürdürülebilirliğin temel bileşenlerinden biri. Çeşitliliğin olduğu yönetim yapıları, daha sağlıklı risk analizi ve daha dengeli karar süreçleri oluşturuyor. Bu da kurumların uzun vadeli büyüme hedeflerini daha sağlam temellere oturtmasını sağlıyor. Önümüzdeki döneme baktığınızda iş dünyasında nasıl bir tablo öngörüyorsunuz? Betül Görkem: Daha kapsayıcı, daha şeffaf ve daha sorumlu bir iş dünyası görüyorum. Kadın liderliğinin yaygınlaşmasıyla birlikte, yönetim anlayışları da dönüşüyor. Bu dönüşüm, sadece kadınlar için değil, tüm iş dünyası için daha güçlü ve dayanıklı bir ekosistem anlamına geliyor. Son olarak, kadın liderliğini dergi okurları için tek cümleyle nasıl tanımlarsınız? Betül Görkem: Kadın liderliği, iş dünyasında dengeyi, sürdürülebilirliği ve uzun vadeli değeri birlikte üreten çağdaş bir yönetim anlayışıdır.

Pizza Italiante’den Girişimcilere Ezber Bozan Franchise Modeli Haber

Pizza Italiante’den Girişimcilere Ezber Bozan Franchise Modeli

“İyi yiyen, iyi yaşar” mottosuyla faaliyetlerini sürdüren Pizza Italiante, Türkiye genelinde büyüme hedefleri doğrultusunda yeni şubeler açmaya hazırlanıyor. Özellikle büyükşehirler başta olmak üzere farklı illerde lezzet noktalarını artırmayı planlayan marka, gastronomi sektöründeki klasik franchise anlayışına alternatif bir yatırım modeliyle dikkat çekiyor. Pizza Italiante, geliştirdiği “Risk Paylaşımlı Yatırım Modeli” ile girişimcilere yüksek başlangıç maliyetleri ve operasyonel yükleri tek başına üstlenmeden kendi işlerini kurma imkânı sunuyor. Geleneksel franchise sistemlerinde talep edilen yüksek isim hakkı bedelleri yerine, ciro bazlı ortaklık esasına dayanan bu modelde marka merkezi ve yatırımcı kazancı olduğu kadar olası riskleri de birlikte paylaşıyor. Türkiye çapında büyüme atağına geçen Pizza Italiante, bu yeni model kapsamında girişimcilerden isim hakkı bedeli talep etmiyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Pizza Italiante Kurucu Ortağı Caner Şener, mevcut franchise sisteminde 2 milyon 500 bin TL’ye ulaşan isim hakkı bedelinin girişimciler için önemli bir yük oluşturduğunu belirtti. Şener, bu bedel yerine Pizza Italiante’nin işletmeye ortak olarak ciro üzerinden yüzde 25 pay aldığı bir yapı sunduklarını ifade etti. Bu sistemle marka merkezi ile yatırımcı arasında şeffaf, sürdürülebilir ve uzun vadeli bir iş ortaklığı kurulduğunu vurgulayan Şener, modelin özellikle sermayesini daha verimli kullanmak isteyen girişimciler için önemli bir fırsat sunduğunu dile getirdi. “Pizza Italiante olarak gastronomi sektöründe alışılagelmiş franchise modellerinin dışına çıkıyoruz” diyen Caner Şener, sözlerine şöyle devam etti: “Geliştirdiğimiz bu yatırım ortaklığı modeliyle yalnızca şube sayısını artırmayı değil, girişimcilerimizle birlikte uzun vadeli değer üretmeyi hedefliyoruz. Operasyonel gücümüzü, marka deneyimimizi ve riskleri yatırımcılarımızla paylaşarak daha sağlam bir büyüme yapısı oluşturuyoruz.” Pizza Italiante’nin sunduğu bu yenilikçi model, güçlü merkez desteğiyle birlikte kendi işini kurmak isteyen girişimciler için gastronomi sektöründe dikkat çeken bir alternatif olarak öne çıkıyor.

Milklac, Franchise Veren Markalar Arasında Güçlü İş Modeliyle Öne Çıkıyor Haber

Milklac, Franchise Veren Markalar Arasında Güçlü İş Modeliyle Öne Çıkıyor

Milklac Geleneksel sütlü tatlı lezzetlerini modern üretim altyapısıyla birleştiren Milklac, franchise veren markalar arasında dikkat çeken büyüme performansıyla öne çıkıyor. Antalya’da kurulan marka, merkezden yönetilen üretim ve lojistik sistemiyle Türkiye genelinde aynı kalite standardını sürdürülebilir hale getiriyor. Antalya’daki üretim tesisinde hazırlanan ürünler, soğuk zincir lojistik ağıyla şubelere ulaştırılıyor. Bu sistem sayesinde tüm mağazalarda ürün tazeliği korunurken, operasyon süreçleri de daha kontrollü ve verimli şekilde yönetiliyor. Milklac’ın pratik iş modeli ve düşük personel ihtiyacı, franchise yatırımcıları için operasyonel avantaj sağlıyor. Franchise Yatırımcılarına Merkez Destekli Yapı Milklac franchise sistemi; dijital raporlama altyapısı, merkezden yürütülen operasyonel kontrol ve güçlü marka iletişimiyle yatırımcıların işini kolaylaştırıyor. Şubeler, merkez sistemleri üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor. Ulusal reklam çalışmaları ve dijital pazarlama faaliyetleriyle marka bilinirliği desteklenirken, franchise sahipleri müşteri trafiği oluşturma konusunda merkez desteğinden faydalanıyor. Açılış sürecinden itibaren verilen operasyonel destek; satış yönetimi, personel organizasyonu ve müşteri deneyimi gibi kritik alanları kapsıyor. Bu yapı, yatırımcıların işletmeye hızlı ve kontrollü şekilde adapte olmasını sağlıyor. Eğitim, Denetim ve Operasyonel Süreklilik Milklac, franchise sahiplerine açılış öncesi ve sonrası kapsamlı eğitim programları sunuyor. Eğitimler; merkez mağazada ve yeni açılan şubede uygulamalı olarak gerçekleştiriliyor. Ürün hazırlama, hijyen standartları ve satış süreçleri başta olmak üzere tüm operasyon detayları sistemli şekilde aktarılıyor. Soft açılış döneminde operasyon ekipleri sahada yer alarak mağazanın sorunsuz şekilde faaliyete geçmesine destek oluyor. Açılış sonrası süreçte de denetimler ve eğitim güncellemeleri düzenli olarak devam ediyor. Mimari Konsept ve Lokasyon Danışmanlığı Milklac mağazaları, markaya özel belirlenen mimari konsept çerçevesinde tasarlanıyor. Lokasyon seçimi aşamasında yapılan fizibilite çalışmaları ve saha analizleriyle mağazanın ticari potansiyeli değerlendiriliyor. Marka, franchise yatırımcılarına konsept uygulamasının yanı sıra lokasyon danışmanlığı da sunuyor. Reklam ve Lojistikte Merkez Güvencesi Marka bilinirliğini artırmak amacıyla ulusal ve dijital mecralarda düzenli reklam çalışmaları yürüten Milklac, şubelerini merkez denetimleriyle sürekli kontrol altında tutuyor. Antalya’daki üretim tesisinden yönetilen soğuk zincir lojistik sistemi sayesinde ürünler taze ve standartlara uygun şekilde mağazalara ulaştırılıyor. Franchise ağını istikrarlı şekilde büyütmeyi sürdüren Milklac, franchise veren markalar arasında hem operasyonel yapısı hem de merkez destekli iş modeliyle yatırımcıların radarında yer alıyor.

Best Of Dürüm’den Franchise Odaklı ve Planlı Büyüme Hamlesi Haber

Best Of Dürüm’den Franchise Odaklı ve Planlı Büyüme Hamlesi

Dürüm kategorisinde standartlaşmayı ve sürdürülebilir büyümeyi odağına alan Best Of Dürüm, kurumsal yönetim anlayışıyla faaliyetlerini sürdürmektedir. Çorum, Amasya ve Samsun’da yer alan toplam 4 şubesiyle hizmet veren marka, franchise fuarlarına katılımı ve denetimli operasyon yapısıyla kontrollü büyüme stratejisini benimsemektedir. Best Of Dürüm’ün kurumsal yapılanması nasıl kurgulandı? Kuruluş aşamasından itibaren markayı bireysel işletmecilikten uzak, kurumsal bir yapı üzerine inşa etmeyi hedefledik. Operasyon, tedarik, kalite kontrol ve insan kaynakları süreçleri merkezden yönetiliyor. Böylece tüm şubelerde aynı hizmet ve ürün standardı sağlanıyor. Mevcut şubeleriniz hangi illerde faaliyet gösteriyor? Hâlihazırda Çorum’da 1, Amasya’da 2 ve Samsun’da 1 olmak üzere toplam 4 şubemiz bulunuyor. Her şube, belirlenen marka standartları ve operasyonel prosedürler doğrultusunda hizmet veriyor. Şubeleriniz operasyonel olarak nasıl denetleniyor? Tüm şubelerimiz düzenli ve periyodik olarak denetleniyor. Bu denetimler; hijyen, ürün kalitesi, reçete uygulamaları, servis hızı ve müşteri deneyimi gibi başlıkları kapsıyor. Denetim sonuçları raporlanıyor ve gerekli durumlarda iyileştirici aksiyonlar hızlıca devreye alınıyor. Şubeler arasında kalite standardını korumak adına hangi sistemler uygulanıyor? Merkezi satın alma, standart reçete sistemi ve operasyonel kontrol listeleri bu sürecin temelini oluşturuyor. Ayrıca açılış öncesi ve açılış sonrası eğitimlerle personelin marka standartlarına tam uyum sağlaması hedefleniyor. Franchise fuarlarına katılım markanız için ne ifade ediyor? Franchise fuarları, markamızın kurumsal vizyonunu ve yatırımcı modelini doğru şekilde anlatabilmek adına önemli bir platform. Bu fuarlara düzenli olarak katılarak, Best Of Dürüm’ün operasyonel gücünü ve sürdürülebilir franchise yapısını potansiyel yatırımcılarla birebir paylaşma imkânı buluyoruz. Franchise başvurularında nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? Franchise sisteminde hızlı büyüme yerine, kontrollü ve sağlıklı büyümeyi önceliyoruz. İş ortaklarımızın marka değerine uyum sağlaması, operasyonel disipline açık olması ve uzun vadeli bakış açısına sahip olması temel kriterlerimiz arasında yer alıyor. Yeni şube planlamalarında hangi bölgeler ön planda? Karadeniz ve İç Anadolu bölgeleri başta olmak üzere, fizibilitesi güçlü lokasyonlarda büyüme planlarımız bulunuyor. Ancak her yeni şube, detaylı analiz ve operasyonel uygunluk değerlendirmesi sonrasında hayata geçiriliyor. Best Of Dürüm’ün uzun vadeli hedefleri nelerdir? Hedefimiz; Best Of Dürüm’ü bölgesel ölçekte güçlü, ulusal ölçekte bilinirliği olan kurumsal bir marka haline getirmek. Denetlenebilir operasyon yapısı, güçlü franchise sistemi ve standart hizmet anlayışıyla sürdürülebilir bir şube ağı oluşturmayı amaçlıyoruz.

İLK FRANCHISE ŞUBESİNİ MİLAS’TA AÇIYOR Haber

İLK FRANCHISE ŞUBESİNİ MİLAS’TA AÇIYOR

SPX’in perakende alanındaki güçlü deneyiminden beslenen Blue Monkey Coffee, büyüme yolculuğunda önemli bir eşiği daha geride bırakıyor. Kahve kültürünü aktif yaşam anlayışıyla bir araya getiren özgün konseptiyle dikkat çeken marka, 2026 yılının sonuna kadar franchise şube sayısını 40’a yükselterek daha geniş bir kitleye ulaşmayı amaçlıyor. İlk satış noktasını 2018 yılında SPX Vadi mağazasında hayata geçiren Blue Monkey Coffee, Türkiye’de bir ilke imza atan yapısıyla kısa sürede öne çıktı. Hibrit iş modeli sayesinde yalnızca bir kahve markası olmanın ötesine geçen marka; doğa ve spor kültürünü merkezine alan farklı bir kimlik kazandı. SPX’in sektörel bilgi birikimini arkasına alan Blue Monkey Coffee, bu özgün yaklaşımını şimdi franchise sistemine de yansıtıyor. Birçok franchise modeline kıyasla girişimcilere düşük başlangıç maliyeti sunması, sınırlı sermayeye sahip yatırımcılar için önemli bir avantaj yaratıyor. “2026 sonuna kadar 40 franchise şubeye ulaşmayı hedefliyoruz” Franchise iş ortaklarına; konsept geliştirme, mimari tasarım, ekipman temini, müşteri deneyimi yönetimi, sunum standartları, operasyonel süreçler ve gıda tedariki gibi alanlarda kapsamlı destek ve eğitim sağlanıyor. SPX CEO’su Barış Andırınlı, markanın franchising vizyonunu şu sözlerle anlatıyor: “Blue Monkey Coffee, SPX’in perakendecilikte edindiği derin tecrübeyi kahve dünyasıyla buluşturan bir marka olarak kurgulandı. Bu süreci sürdürülebilir ve karşılıklı fayda sağlayan bir anlayışla ele alıyoruz. Bu nedenle giriş bedelini erişilebilir seviyede tutuyoruz. İş ortaklarımızı her aşamada güçlü bir şekilde destekliyor ve doğru yönlendirmelerle yanlarında oluyoruz. İlk franchise şubemizi Milas’ta açarak bu yolculuğa başladık. Hedefimiz, zaman içinde Türkiye’nin dört bir yanında doğa ve sporla iç içe tasarlanan Blue Monkey Coffee deneyimini yaygınlaştırmak. 2026 sonuna kadar özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere toplam 40 yeni şube açmayı planlıyoruz.” “Büyüme stratejimizin temelinde sektörel deneyimimiz var” Blue Monkey Coffee’nin, doğa ve spor odaklı yaşam tarzını benimseyenlerle kaliteli kahveyi uygun fiyatla deneyimlemek isteyenleri bir araya getirdiğini vurgulayan Andırınlı, franchise ağının sunduğu avantajları ise şöyle özetliyor: “Gerek düzenli iç denetimlerimiz gerekse franchise sürecinde uyguladığımız kriterler sayesinde ürün ve hizmet kalitesini belirli bir standartta koruyoruz. Hibrit işletme modelimizle Türkiye’de alanında ilk ve tek olan mağaza konseptimizi; metrekare bazında verimli maliyet-kazanç dengesi, profesyonel satış ve operasyon ekiplerinin desteği ve farklı sermaye düzeylerine uygun esnek mağaza seçenekleriyle iş ortaklarımıza sunuyoruz. VAULT, Merrell ve Quiksilver markalarında edindiğimiz güçlü franchise deneyimi, bizi Blue Monkey Coffee’nin büyüme yolculuğuna en iyi şekilde hazırladı. Bu nedenle, sektördeki diğer kahve zincirleriyle kıyaslandığında Blue Monkey Coffee’nin ciddi bir bilgi ve deneyim altyapısıyla ilerlediğini ve bu birikimin büyüme stratejisinin temelini oluşturduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.