#Yatırımcı

Medya Franchise - Yatırımcı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırımcı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yatırımcıların Gözdesi KEBO: 70 Şubelik Dev Büyüme Hikayesi Haber

Yatırımcıların Gözdesi KEBO: 70 Şubelik Dev Büyüme Hikayesi

Antakya’da yaklaşık 30 yıl önce yalnızca 45 metrekarelik küçük bir dükkânda temelleri atılan KEBO, bugün Türkiye genelinde hızlı büyüyen güçlü bir restoran markası haline geldi. 2025 yılının başında 32 şubeye sahip olan marka, yıl içinde gerçekleştirdiği yatırımlar ve yeni franchise anlaşmalarıyla şube sayısını 70’e çıkararak 25 şehirde hizmet vermeye başladı. Antakya’nın köklü mutfak kültüründen beslenen KEBO, yerel bir lezzet noktası olmanın ötesine geçerek ulusal çapta büyüyen bir zincire dönüştü. Kendine özgü reçeteleri, özel sosları ve yüksek kalite standartları sayesinde Türkiye’nin dört bir yanındaki tüketicilere ulaşmayı sürdürüyor. Markanın büyüme stratejisinin temelinde ise franchise modeli yer alıyor. KEBO yönetimi, hızlı genişleme sürecinde kurumsal kimliğini ve hizmet kalitesini korumayı öncelik olarak görüyor. Bu doğrultuda, markanın değerlerini benimseyen ve uzun vadeli iş ortaklığı kurabilecek yatırımcılarla ilerlenmesi hedefleniyor. Hızlı Operasyon ve Verimli Sistem KEBO, operasyonel yapısıyla yatırımcı dostu bir model sunuyor. Ürünlerin yalnızca 3–4 dakika içinde servise hazır hale gelmesi, düşük fire oranı ve hızlı üretim sistemi sayesinde şubelerde yüksek verimlilik elde ediliyor. Markanın üretim gücü de büyüme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Özel soslar kendi üretim tesislerinde geliştirilirken, tavuk ürünleri Gedik Piliç’in entegre tesislerinde KEBO’ya özel formülasyonlarla üretiliyor. Artan talep doğrultusunda ise 2026’nın ilk çeyreğinde Ankara’da kurulacak yeni entegre üretim tesisiyle birlikte üretim ve tedarik zincirinde tam bağımsızlığa geçilmesi planlanıyor. Çiğdem Kıral’dan Değerlendirme KEBO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Çiğdem Kıral, markanın gelişim süreci hakkında şu ifadeleri kullandı: “Yaklaşık 30 yıl önce Antakya’da küçük bir işletme olarak başladığımız yolculukta bugün 25 şehirde 70 şubeye ulaşmış olmak bizim için büyük bir gurur kaynağı. Antakya’dan doğan markamızı, kalite anlayışımızdan ödün vermeden Türkiye’nin dört bir yanına taşımayı sürdürüyoruz. Son dönemde yatırımcıların markamıza gösterdiği ilgi oldukça yüksek. Önümüzdeki süreçte de değerlerimize uygun iş ortaklarıyla büyümeye devam edeceğiz.” KEBO’yu yatırımcılar açısından cazip kılan unsurların başında güçlü ürün yapısı ve operasyon altyapısı geliyor. Marka, tavuk ürünleri kategorisinde %100 doğal ve katkısız üretim anlayışıyla öne çıkıyor. Antakya’ya özgü baharatlar, odun fırınında hazırlanan taze ekmekler ve özel soslar, markanın lezzet farkını ortaya koyan önemli detaylar arasında yer alıyor. Yatırımcılar İçin Karlı Bir Model KEBO franchise sistemi, yatırımcılara yüksek ciro potansiyeli sunarken %25 ile %35 arasında net kârlılık oranlarıyla dikkat çekiyor. Ayrıca franchise iş ortaklarına mimari tasarım, doğru lokasyon seçimi, eğitim, reklam ve operasyon yönetimi gibi kapsamlı destekler sağlanıyor. Ana caddeler ve AVM gibi yüksek görünürlüğe sahip lokasyonlarda konumlanan KEBO şubeleri, geniş kitlelere hitap eden konseptiyle yatırımcılara hızlı geri dönüş imkânı sunuyor. Franchise Başvuruları Sürüyor Türkiye genelinde 70 şubeyle büyümesini sürdüren KEBO, sürdürülebilir büyüme hedefi doğrultusunda yeni şehirlerde yatırımcılarını bünyesine katmaya devam ediyor. Güçlü marka bilinirliği, kanıtlanmış iş modeli ve merkezden sağlanan desteklerle KEBO, girişimcilere güvenilir ve kârlı bir yatırım fırsatı sunuyor.

Ömer Şengüler ile Franchise ve Marka Mimarisi Üzerine Haber

Ömer Şengüler ile Franchise ve Marka Mimarisi Üzerine

Franchise dünyasında markalaşma, sürdürülebilir büyüme ve doğru strateji; başarıya ulaşmanın en kritik unsurları arasında yer alıyor. Özellikle marka mimarisi ve stratejik pazarlama alanında geliştirilen yaklaşımlar, şirketlerin yalnızca büyümesini değil aynı zamanda uzun vadede güçlü bir marka kimliği oluşturmasını da sağlıyor. Medya Franchise olarak, Türkiye’nin önde gelen marka mimarlarından, stratejik marka danışmanlarından ve pazarlama uzmanlarından Ömer Şengüler’e sorduk. Yıllardır birçok markanın stratejik dönüşüm süreçlerinde aktif rol alan Şengüler ile; marka mimarisi, franchise zincirlerinin büyüme stratejileri ve Türkiye’de markalaşmanın geleceği üzerine kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik. 1. Türkiye’de birçok marka franchise vermek istiyor ama çok azı güçlü bir zincire dönüşebiliyor. Sizce başarılı franchise markalarını diğerlerinden ayıran en kritik fark nedir? Öncelikle Medya Franchise girişiminizi tebrik ediyorum, önemli bir misyonu üstleniyorsunuz. Franchise sistemiyle markalaşmak terminolojileri ikiz kardeş gibidir, birinin var olması diğerinin varlığına çok bağlıdır. Ülkelerin gelenek, görenekleri, kültürleri ve öncelik sıralamaları biliyorsunuz değişkenlik gösterir. Bu gözle bizim DNA’mızı incelediğimizde markalaşmaya pek yer olmadığını, bizim iş kültürümüzde satışın, kârdan ve marka değerinden daha önemli olduğunu görürüz. Türkiye’de ticaret ve alışveriş her şeyden önemlidir. Şirkette kurumsallaşmak mı yoksa patronun bireysel zenginliği mi dediğimizde ise genelde ülkemizde kabul gören ikinci tercih olacaktır. Dünya tarihinde DNA’larında markalaşma olanlar; Anglo Saksonlar, İtalyanlar, İskandinav ülkeleri ve onlara özenip sistemi kopyalayan diğer ülke girişimcileri olmuştur. Gelelim franchise sisteminin markalaşmayla olan ilişkisine. Franchise işi bayilik almak-vermek değildir hele de esnaflıkla hiç karıştırılmamalıdır. Franchisee (franchise alan), markanın mülküne sahip olmadan markanın kullanım hakkından yararlanır. Franchise’ın başarısı veya başarısızlığı Franchiser’la (Franchise veren) başlar Franchisee (Franchise alan) ile değil. Franchiser; her şeyden önce güçlü bir marka yaratır, argeyi inovasyonu yapar, kaliteli ürünü üretir, muhasebe sistemini oturtur, müşteri ilişkileri yönetimini (CRM) başlatır, üretim kaynak yönetimi (ERP) sistemini tıkır tıkır işletir, markanın internet sayfasını-sosyal medya hesaplarını yönetir, reklam yapar, çalışanlarını eğitir. Tüm işlemler kayıt altındadır, düzenli stok sayımlarını yaptırıp finansal denetimlerini tamamlar ve tüm bunları yaparken de işleri tıkırındadır, nakit oranı 1’in üzerindedir, banka borcu olabilir ama vergi borcu yoktur üstelik operasyon da kârlıdır. Eeee pekiyi her şey yolundaysa marka sahibi neden franchise işine girmeyi düşünür? Sorunun tek cevabı vardır; marka sahibi hızlı büyümek istemektedir. Tüm ülkeye yayılıp ulusal bir marka olmak ya da dünyaya yayılıp küresel marka olmak yani marka değerini, cirosunu, kârını kat be kat büyütmek istemektedir ama bunu yaparken yalnızca markaya ve markanın IP (patent, telif hakları, yazılım, reçete, formül gibi soyut değerler) haklarına sahip olup diğer tüm yatırımları ya da masrafları başkalarına yaptırmak istemektedir. Yani bir başka deyişle; marka sahibi başkasının parasıyla büyümek istemektedir. Biz buna OPM (Other Peopele’s Money) yani derenin taşıyla derenin kuşunu vurma operasyonu diyoruz. Yukarıdaki paragrafta saydıklarımı hakkıyla yapan Franchiser’ın kurduğu bir franchise ağı başarılı olur ama tek bir eksiği varsa başarısız olmaya mahkûmdur. Biz Türk yatırımcıların kaçırdığı nokta işte budur. Bizler mükemmel marka özelliklerine henüz sahip olmadan franchise fuarlarında stant açıp ya da ilan verip erkenden paralı yatırımcı arayışına başlıyoruz. Bu çok yanlıştır, sonuçları da ortadadır; sokaklar franchise zincirine girip çıkan kısa ömürlü işletmelerle dolu. Başarılı franchise markalarını diğerlerinden ayıran en kritik fark nedir? Sorunuzun kısa cevabı; en kritik fark, 7-Eleven (71.000 market), Mc Donald’s (38.000 restoran), Subway (41.000 büfe), Marriot Otelleri, Hilton Otelleri ve benzeri franchise sistemiyle büyüyen başarılı şirketler ilk önce markalarını güçlendirmişlerdir. Bir markayı yaratan da güçlendiren de pazarlamadır. Pazarlama, reklam değildir, pazarlama satış değildir. Pazarlama, konumlandırmadır, hedef kitle analizidir, matematiktir, rakamdır, analizdir, araştırmadır, stratejidir. Ülkemizde ise pazarlama reklam ya da satış zannedilir hatta pazarlamadan söz edilirken biraz önce saydığım bazı başlıklar bizde fantezi, gereksiz sayılırlar. Başarılı global franchise şirketlerinden bizi ayrıştıran en önemli özellik işte bu pazarlama farkındalığıdır. Başarılı global franchise şirketleri mal satmaz statü satarlar, marka ve güven satarlar oysa biz hala döner, pasta veya gömlek satmak peşindeyiz. 2. Bir marka hızlı büyürken çoğu zaman kalite ve standartlar düşebiliyor. Franchise zincirlerinde büyüme ile marka kontrolü arasında denge nasıl kurulmalı? Almanların çok sevdiğim bir sözünü hatırlatmak istiyorum burada: Güvenmek, kontrol etmeye engel değildir. Franchiser (franchise veren), üretimden iletişime tüm kuralları belirlemeli, “yapılacaklar” ve “yapılmayacaklar” listelerini yazmalı, markanın kurumsal kimlik kitapçığını hazırlamalı, sözleşmelerde mutlaka kurallara uymayanlara uygulanacak ceza-ı şartlar yazılmalı ve franchise yönetimi işini çok sıkı tutmalıdır. Yıllar önce bir gıda konferansına katılmak için ABD’nin Chicago kentine gitmiştim. Konferans programında olan bir tarım projesini incelemek üzere bizleri otobüslere bindirmişlerdi. Tesadüf bu ya, otobüste yanıma oturan Beyefendi Mc Donald’s’ın mağaza operasyonlarının başındaki üst düzey bir yöneticiydi, sanıyorum unvanı Vice President idi. Ben yanımda bu kadar deneyimli bir yöneticiyi bulmuşken durur muyum hiç? Yol boyunca adamcağızı sorularımla bombardımana tutmuştum. Beynime nakşeden cevaplardan bazıları şunlardı: Tüm Mc Donald’s restoranlarında her akşam kürdanlar dahil tüm envanterin sayımı yapılır, her restoran noktası mutlaka en az ayda bir kez gizli müşteriler tarafından denetlenir, sonuçlar raporlanır. Bu arada Beyefendi’den öğrendiğim kadarıyla Mc Donald’s’ın asıl bilanço karı gayrimenkul kiralarından geliyormuş hamburgerden değil. Franchiser (franchise veren) küçükken de büyükken de sıkı denetim yapmalıdır. Unutmayalım, yapılacaklar listesi işi korurken yapılmayacaklar listesi markayı korur. 3. Türkiye’de bazı markalar kısa sürede onlarca şube açıyor ancak birkaç yıl sonra kayboluyor. Sizce bunun arkasındaki en büyük stratejik hata nedir? En büyük stratejik hata, bu şirketlerin stratejilerinin olmamasıdır. Türkiye’de şube açan veya franchise veren şirketlere benim tavsiyelerim şunlar olur: a) Hedef belirleyin; hedef somut rakamsal bir amaca hizmet etmelidir. Marka olacağız ya da 100 şube açacağız cümlesi bir hedef olamaz ama X satış hasılatına ulaşıp %15 EBITDA oranını yakalamak gayet mantıklı bir hedef olabilir. b) Strateji geliştirin; Strateji, omuzların üstüyle yapılır yani akılla beyinle, rakamla, matematikle. Strateji, hiçbir zaman “Bence” ile başlayan cümle barındırmaz. Strateji, sizi hedefe götürecek yol haritasıdır. Stratejinizi geliştirirken markanızla ilgili kendinize “Neden?”, “Nasıl” ve “Ne” sorularını sorup cevaplarını yazınız. c) Taktikleri belirleyin; Taktikler omuzların altıyla yani elle, ayakla, cüzdanla parayla yapılan işlerdir. Taktikler stratejinin hayata geçmesini sağlamalıdır. Evet, bizimkilerin şubeleşirken yaptıkları en büyük hata stratejilerinin olmaması veya patronun hayalini vizyon veya strateji sanmaktır. Unutmayalım ki; taktiksiz strateji gecikmiş zaferdir ama stratejisiz taktik mağlubiyetten önceki gümbürtüdür. Yani en büyük hata stratejinin olmaması veya patronu motive etmek için bazı hamasi cümlelerin strateji sanılması hatta belki de yanlış strateji geliştirilmesidir. Markanın franchise sistemini vezir eden de rezil eden de stratejidir. 4. Bir markanın gerçekten franchise vermeye hazır olduğunu gösteren 3 kritik kriter sizce nelerdir? Bu güzel soru için size teşekkür ediyorum. 1) Marka ile ilgili kriter: Markanın kurumsal kimlik kitapçığı hazır olmalıdır. Marka, seven, sevilen, bilinirliği yüksek, itibarlı bir marka olmalıdır ve bunlar araştırmalarla kanıtlanmalıdır. 2) Altyapı kriterleri: Şirketin ERP, CRM, Stok Yönetimi, Muhasebe Yönetimi gibi müşteriyi, tedarikçiyi ve hedef kitleyi doğrudan ilgilendiren yazılım altyapısının mükemmel seviyede olması gerekir. 3) Operasyonel kriterler: Tedarik Zinciri Yönetimi, üretim, lojistik, teslimat, depolama, penetrasyonun sağlanması, satış sonrası memnuniyet yönetimi gibi operasyonel konuların tıkır tıkır işlemesi gerekmektedir. Özetle; yukarıda sıraladığım 3 kriteri yerine getirmeden yalnızca markayı köpürterek olduğundan güçlü gösterip sonra da “tabela bedeli” ya da “royalty bedeli” adı altında para tahsil edip franchise verme hayaline kapılmak o firmanın hem itibarını yerle bir edecek hem de onun daha hızlı yok olmasına neden olacaktır. Franchise verme işi ne tek başına esnaflıkla ne sanayicilikle ne tüccarlıkla ne de reklamcılıkla denktir. Franchise vermek belki de tüm bu yeteneklerin hepsine sahip olmak hatta sıfırdan yeni bir kültür inşa etmek kadar zor, komplike ve emek isteyen bir operasyondur. Şirketi kurayım, fuarlarda stant açıp franchise dağıtayım ve zengin olayım düşüncesi kadar saçma, çabuk batıran bir başka yol olamaz. Bu kısa yoldan zengin olma düşüncesinin gerçekleşme olasılığı inanın bir banka soygunundan daha düşüktür. 5. Türkiye’den dünya çapında franchise markaları çıkarmak mümkün mü? Global marka olmak isteyen Türk markalarının hangi stratejileri uygulaması gerekir? Evet mümkündür. Bu hedefle yola çıkan yatırımcıların marka mimarisini doğru yapmaları ve pazarlamayı önemsemeleri gerekmektedir. Tabii ki eğer global marka olmak istiyorlarsa da kültürel adaptasyon konusunda çok ciddi çalışmaları gerekir. İstanbul Mecidiyeköy’deki bir simit kafenin tıpatıp aynısını Londra’nın Oxford Street’inde açarsanız mekânın kirasını ve elemanların maaşlarını Turquality’den tahsil etseniz dahi kısa zaman sonra orayı kapatmak zorunda kalırsınız. Keşke Londra menüsüne İngilizlerin tercih ettiği sütlü çayı da ilave etseydiniz derim. 6. Siz yıllardır markalarla çalışıyorsunuz. Size göre geleceğin güçlü franchise markalarını bugünden ayıran en önemli vizyon ne olacak? Gelecekte ayakta kalacak olan franchise markalarının özellikleri şunlardır: a) İnsan Marka olanlar; Güzel insan gibi dürüst, kibar, sevimli olan markalar. b) Algoritmayı önemseyen markalar: Yapay Zekaya değer vererek araştırmalarla elde edilen hedef kitle analizini sağlam algoritmaya teslim edenler. c) Algı yönetimini önemseyenler: Var olmak algılanmaktır. Marka siz odada yokken sizin hakkınızda konuşulanlardır. d) Franchise zinciri yaratmayı sıfırdan yeni bir marka yaratmak gibi ele alanlar: Marka kullanım kuralları, ceza-ı şartlar içeren Franchisee sözleşmesi, marka konumlandırması, mağaza-restoran lokasyonu seçimi kuralları, yapılmayacaklar listesi, reklam-iletişim kuralları, fiyatlama, tahsilat ve kampanya kuralları, eleman işe alımı ve eğitimi kuralları gibi kurallar, kurallar… Franchise, büyümek için olağanüstü bir sistemdir ancak franchise vermek yalnızca ticari bir iş modelinden ibaret değildir; bir marka yönetimi disiplinidir. Marka ol ki yorgunluğuna değsin.

Jimmy Key, yurt dışındaki franchise şube sayısını 40’a çıkaracak Haber

Jimmy Key, yurt dışındaki franchise şube sayısını 40’a çıkaracak

Türkiye tekstil sektörünün öncü markalarından Jimmy Key, franchise iş modeliyle uluslararası pazarlardaki büyümesini hızlandırmayı hedefliyor. Yurt dışında 16 şubeye ulaşan marka, 2026 yılı sonuna kadar bu sayıyı 40’a çıkararak global ölçekte daha güçlü bir varlık göstermeyi hedefliyor. Yapılan açıklamaya göre, Jimmy Key, yatırımcılara sağladığı esnek iş modeliyle dikkat çekiyor. Franchise giriş bedeli ve royalty fee almayan şirketin, iş ortaklarına finansal açıdan daha avantajlı bir yapı sunarak büyüme sürecinde destek sağladığı belirtildi. Jimmy Key Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, global hedeflerine ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Jimmy Key olarak, yatırımcılarımızla sürdürülebilir bir ortaklık kurmayı önemsiyoruz. Bu nedenle franchise modelimizi yatırımcı dostu bir anlayışla kurguladık. İş ortaklarımızdan giriş bedeli ya da royalty talep etmiyoruz. Amacımız, ortaklarımızın tüm kazançlarını kendi işlerini büyütmeye ve operasyonlarını geliştirmeye yönlendirmeleri. Global vizyonumuzun merkezinde, iş ortaklarımızla birlikte büyüyerek hem bulunduğumuz pazarlara değer katmak hem de Türk tekstil sektörünün uluslararası alandaki gücünü pekiştirmek var.” Franchise ağını Türkiye’de genişletmeyi planlamadıklarını dile getiren Ünlütürk, “Bunun yerine global ölçekte GCC (Körfez Ülkeleri) ve MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) bölgelerine odaklanarak, markamızın bu pazarlarda güçlü bir varlık göstermesini hedefliyoruz.” diye konuştu.

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları Haber

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları: Kira Stratejileri, Sürdürülebilirlik ve Alt Kiralama Modelleri Üzerine Sektörel Bir İnceleme Türkiye’de yeme–içme ve perakende franchise sistemleri, özellikle 2000’li yıllardan sonra AVM merkezli bir büyüme ivmesi yakalamıştır. AVM’ler; düzenli müşteri trafiği, güvenlik altyapısı, operasyonel standartlar ve marka görünürlüğü gibi avantajlar sunarken, yüksek kira ve ortak giderler nedeniyle profesyonel planlama gerektiren bir iş modeli ortaya koymaktadır. Bu incelemede, AVM’lerde franchise kurulumuna ilişkin kira yaklaşımları, sürdürülebilir büyüme kriterleri ve son yıllarda öne çıkan “marka tarafından kiralama – franchise yatırımcısına alt kiralama” modeli sektörel perspektifle ele alınmaktadır. 1. AVM’lerde Franchise Mağazacılığının Temel Dinamikleri 1.1 Öngörülebilir Trafik ve Satış Potansiyeli AVM’ler, günlük ziyaretçi sayısı yüksek ve ölçümlenebilir alanlar olmaları nedeniyle özellikle hızlı servis restoranlar, kafe konseptleri, sağlıklı gıda ve self-servis modeller için önemli bir satış avantajı sağlar. Yatırımcı açısından en kritik kazanım, müşteri trafiğinin büyük ölçüde öngörülebilir olması ve satış riskinin görece düşük seviyede kalmasıdır. 1.2 Marka Algısı ve Kurumsal Güçlenme AVM içinde yer almak, franchise markaları için yalnızca fiziksel bir mağaza değil, aynı zamanda algısal bir konumlanma aracıdır. Özellikle yeni yatırımcılar açısından AVM lokasyonu; markaya duyulan güveni, kurumsallık algısını ve tüketici nezdindeki prestiji artırır. AVM yönetimlerinin güçlü markalarla çalışmayı tercih etmesi, bu etkiyi daha da pekiştirir. 1.3 Operasyonel Standartlaşma AVM’lerin sunduğu havalandırma, yangın güvenliği, enerji altyapısı, atık yönetimi ve personel giriş-çıkış kontrolü gibi standartlar, franchise operasyonlarının daha kontrollü ve tutarlı ilerlemesini sağlar. Bu durum, zincir markalar için operasyonel kaliteyi koruma açısından önemli bir avantajdır. 2. AVM Franchise Modellerinde Sürdürülebilirlik Kriterleri2.1 Kira ve Ciro Dengesi AVM mağazalarının uzun vadeli başarısında en kritik göstergelerden biri kira ve ciro arasındaki dengedir. Sektörel ortalamalara göre: Kira ve ortak giderlerin net cironun %11–12’si seviyesinde kalması sağlıklı kabul edilir. %14–16 bandı işletmeyi kırılgan hale getirir. %17 ve üzeri oranlar ise sürdürülebilirlik açısından ciddi risk oluşturur. Bu nedenle franchise veren markaların, yatırımcıya yalnızca marka vaadi değil, net ve şeffaf finansal projeksiyonlar sunması gerekir. 2.2 Metrekare ve Kapasite Planlaması Türkiye’de franchise şubelerinin önemli bir kısmı, ihtiyaçtan büyük metrekarelerde açıldığı için kârlılık sorunu yaşamaktadır. Etkin bir AVM franchise planlamasında: Hızlı servis konseptleri için 50–80 m² Kafe ve bakery modelleri için 80–150 m² Restoran konseptleri için 100–250 m² aralıkları, operasyonel verimlilik açısından daha sürdürülebilir kabul edilmektedir. 2.3 Doğru AVM Seçimi Her AVM, her marka için uygun değildir. Sağlıklı bir karar için ziyaretçi profili, anchor mağazalar, food court trafiği, rakip marka yoğunluğu ve hafta içi-hafta sonu dengesinin detaylı analiz edilmesi gerekir. Bu analizler yapılmadan yatırımcıyı AVM’ye yönlendirmek, hem marka hem yatırımcı açısından ciddi riskler doğurur. 3. Marka Kiralayıcı – Franchisee Alt Kiracı Modeli Uluslararası zincirlerde uzun süredir kullanılan, Türkiye’de ise son yıllarda yaygınlaşan modellerden biri, AVM kira sözleşmesinin doğrudan marka tarafından yapılması ve franchise yatırımcısına alt kiralama yoluyla devredilmesidir. Bu yapıda marka, AVM ile ana kiracı olarak sözleşme imzalar; yatırımcı ise AVM yerine marka ile hukuki ilişki kurar. Sektörde bu yapı genellikle “master lease – sublease” modeli olarak tanımlanır. 4. Alt Kiralama Modelinin Sağladığı Avantajlar4.1 Güçlü Kira Pazarlığı Zincir markalar, tekil yatırımcılara kıyasla AVM yönetimleri karşısında çok daha güçlü bir müzakere pozisyonuna sahiptir. Bu güç; daha uygun kira bedelleri, ortak gider düzenlemeleri, teşhir alanları ve teslim koşulları gibi unsurlarda somut avantajlar yaratır. 4.2 Operasyonel ve Teknik Kontrol AVM ile yürütülen teknik süreçlerin marka tarafından yönetilmesi; proje onayları, mimari uygulamalar ve açılış takvimlerinin daha hızlı ve sağlıklı ilerlemesini sağlar. Bu durum, zincir genelinde standartların korunmasına katkı sunar. 4.3 Yatırımcı Riskinin Azaltılması Yatırımcı, AVM ile doğrudan muhatap olmadığı için kira artışları, sözleşme yaptırımları ve operasyonel belirsizlikler karşısında daha korunaklı bir yapı içinde yer alır. Marka, yatırımcı ile AVM arasında dengeleyici bir rol üstlenir. 4.4 Markanın Şube Portföyünü Koruma Yetkinliği Alt kiralama modeli, başarısız bir franchise yatırımcısı durumunda markaya aynı lokasyonu hızlıca başka bir yatırımcıya devretme imkânı tanır. Böylece AVM içindeki marka varlığı zayıflamaz ve pazar hakimiyeti korunur. 5. Modelin Sağlıklı Uygulanması İçin Kritik Noktalar Alt kiralama modeli güçlü avantajlar sunsa da, hukuki ve finansal çerçevesi doğru çizilmediğinde risk yaratabilir. Özellikle: AVM sözleşmelerinde alt kiralamaya açık izin maddeleri yer almalı, Alt kira bedeli yatırımcıyı zorlayacak seviyelere taşınmamalı, Metrekare ve konsept seçiminde AVM’nin değil markanın stratejisi esas alınmalı, Franchise sözleşmelerinde devretme, kapanış ve sorumluluk süreçleri net biçimde tanımlanmalıdır. 6. Sürdürülebilir Büyüme Açısından Modelin Katkısı Bu yapı sayesinde marka, AVM içindeki teknik ve operasyonel standartları tam kontrol altında tutarken; yatırımcı daha öngörülebilir maliyetlerle faaliyet gösterir. Sonuç olarak hem yatırımcı dayanıklılığı artar hem de marka, kontrollü ve uzun vadeli bir büyüme stratejisi izleyebilir. Değerlendirme Marka tarafından kiralama yapılarak franchise yatırımcısına alt kiralama modeli, AVM franchise ekosisteminde tarafların çıkarlarını ortak bir zeminde buluşturan modern bir büyüme yaklaşımı sunmaktadır. Doğru planlama ve şeffaf sözleşme yapılarıyla uygulandığında, özellikle yeme–içme zincirleri için sürdürülebilir, kontrollü ve profesyonel bir genişleme modeline dönüşmektedir.

Best Of Dürüm’den Franchise Odaklı ve Planlı Büyüme Hamlesi Haber

Best Of Dürüm’den Franchise Odaklı ve Planlı Büyüme Hamlesi

Dürüm kategorisinde standartlaşmayı ve sürdürülebilir büyümeyi odağına alan Best Of Dürüm, kurumsal yönetim anlayışıyla faaliyetlerini sürdürmektedir. Çorum, Amasya ve Samsun’da yer alan toplam 4 şubesiyle hizmet veren marka, franchise fuarlarına katılımı ve denetimli operasyon yapısıyla kontrollü büyüme stratejisini benimsemektedir. Best Of Dürüm’ün kurumsal yapılanması nasıl kurgulandı? Kuruluş aşamasından itibaren markayı bireysel işletmecilikten uzak, kurumsal bir yapı üzerine inşa etmeyi hedefledik. Operasyon, tedarik, kalite kontrol ve insan kaynakları süreçleri merkezden yönetiliyor. Böylece tüm şubelerde aynı hizmet ve ürün standardı sağlanıyor. Mevcut şubeleriniz hangi illerde faaliyet gösteriyor? Hâlihazırda Çorum’da 1, Amasya’da 2 ve Samsun’da 1 olmak üzere toplam 4 şubemiz bulunuyor. Her şube, belirlenen marka standartları ve operasyonel prosedürler doğrultusunda hizmet veriyor. Şubeleriniz operasyonel olarak nasıl denetleniyor? Tüm şubelerimiz düzenli ve periyodik olarak denetleniyor. Bu denetimler; hijyen, ürün kalitesi, reçete uygulamaları, servis hızı ve müşteri deneyimi gibi başlıkları kapsıyor. Denetim sonuçları raporlanıyor ve gerekli durumlarda iyileştirici aksiyonlar hızlıca devreye alınıyor. Şubeler arasında kalite standardını korumak adına hangi sistemler uygulanıyor? Merkezi satın alma, standart reçete sistemi ve operasyonel kontrol listeleri bu sürecin temelini oluşturuyor. Ayrıca açılış öncesi ve açılış sonrası eğitimlerle personelin marka standartlarına tam uyum sağlaması hedefleniyor. Franchise fuarlarına katılım markanız için ne ifade ediyor? Franchise fuarları, markamızın kurumsal vizyonunu ve yatırımcı modelini doğru şekilde anlatabilmek adına önemli bir platform. Bu fuarlara düzenli olarak katılarak, Best Of Dürüm’ün operasyonel gücünü ve sürdürülebilir franchise yapısını potansiyel yatırımcılarla birebir paylaşma imkânı buluyoruz. Franchise başvurularında nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? Franchise sisteminde hızlı büyüme yerine, kontrollü ve sağlıklı büyümeyi önceliyoruz. İş ortaklarımızın marka değerine uyum sağlaması, operasyonel disipline açık olması ve uzun vadeli bakış açısına sahip olması temel kriterlerimiz arasında yer alıyor. Yeni şube planlamalarında hangi bölgeler ön planda? Karadeniz ve İç Anadolu bölgeleri başta olmak üzere, fizibilitesi güçlü lokasyonlarda büyüme planlarımız bulunuyor. Ancak her yeni şube, detaylı analiz ve operasyonel uygunluk değerlendirmesi sonrasında hayata geçiriliyor. Best Of Dürüm’ün uzun vadeli hedefleri nelerdir? Hedefimiz; Best Of Dürüm’ü bölgesel ölçekte güçlü, ulusal ölçekte bilinirliği olan kurumsal bir marka haline getirmek. Denetlenebilir operasyon yapısı, güçlü franchise sistemi ve standart hizmet anlayışıyla sürdürülebilir bir şube ağı oluşturmayı amaçlıyoruz.

Amerikan devlerine rakip Haber

Amerikan devlerine rakip

Garsonlukla iş hayatına başlayan Ahmet Turgut, Ankara’da ufak bir restoranda mutfakta çalışmaya başlar. Zamanla kendisini geliştiren Turgut, şefliğe kadar yükselir ve kendi işini kurmaya karar verir. 33 yaşında Cajun Corner adıyla tavukta devrim yapan Turgut günden güne büyümeye başlar. 40 çeşit menüyla 100’den fazla şubeye ulaşan Cajun Corner’in hikayesini Ahmet Turgut ChefStory için anlattı… 1984 Ankara doğumlu olan Ahmet Turgut, eğitim hayatına ortaokula kadar devam edip sonrasında kendisini iş dünyasında bulanlardan. Bir anlamda mesleğin alaylılarından. Ankara’da bir restoranda komi olarak başlayan Turgut, sonrasında mutfağa geçince kendi ifadesiyle kader de ağlarını yavaş yavaş örmeye başlıyor. Mutfakta yamaklıktan aşçılığa oradan da mutfak şefliğine kadar yükselen Turgut daha sonra birçok restoranın işletmeciliğini üstleniyor. 2017’ye kadar bir restoranın mutfağını yöneten Turgut, sonrasında restoranın müdürüyle ortak olarak kendilerine bir mekan açma kararı verirler. 40 BİN LİRA İLE BAŞLADI Şöyle devam ediyor: “Bir gün restoranda şef kıyafetiyle gezerken bir müşteri, ‘teşekkür ederim, Allah tuttuğunuzu altın etsin’ dedi. Çok şaşırdım, yani hani parası karşılığında bir yemek yiyorsunuz ve neden bu kadar mutlu diye düşündüm. Sonra şunu anladım, güzel bir yemeğin karşılığı gerçekten onun ona ödenen para değil. Oradan aldığınız keyif, haz, o yemeğe ulaşmak, o restoranda o yemeği yemek… Şunu anlamış oldum, demek ki sadece o yemeğin parasını vermek yeterli bir şey değil, o yemeğe ulaşmak daha değerli. Çok fazla restoran gezip onların menülerini denedim, yaptıkları işlere baktım. Sonra dedim ki biz çok daha iyisini yapabiliriz. Her yerde kaliteli restoranlar vardı ama pakette bu kaliteli yemekleri sunabilen restoran sayısı yok denecek kadar azdı. İşe 2 ortak girdik, yüzde 50-50, 20 şer bin lira sermayeyle girdik. İlk dükkanımız Ankara’da 18 metrekare bir dükkandı. Çalıştığım restoranda cajun baharatı diye bir baharat keşfetmiştim. O dönem bu baharattan yola çıkarak bir tavuğu kapladık, paneledik, bir sürü deneme yaptık. Asıl ürünü ortaya çıkarana kadar kilolarca tavuk yedik. Ama sonunda ürünü bulduk ve çok tuttu. Biz zaten tutacağından emindik ve bilerek yolar çıktık. Hatta ilk 4 şubeyi bile nereye açacağımızı planlamıştık. İşler bir anda patlayınca ilk şubemizde günde 1500 adet ürüne kadar çıktık. Yüksek cirolara ve satış adetlerine ulaşmaya başlayınca hemen ikinci şubeyi, kredi çekip üçüncüyü, ardından da dördüncüyü açtık.” 100’E YAKIN ŞUBEYE ULAŞTI İlk 4 şubeden sonra iş modeline farklı bir gözle bakmaya başlayan Turgut, devamının nasıl geliştiğini de şöyle anlatıyor: “İlk 4 şubenin sonunda Coca Cola’nın Bölge Müdürü Özer bey vardı, ona hedeflerimden bahsettim, Türkiye’nin hangi illerine ne kadar şube sayısına ne kadar zamanda ulaşacağını anlattım. Bana inananlardan birisi de oydu. Bize Coca Cola tarafından bir yatırım çıkartacağını söyledi, görüşmelerimiz başladı, sonra da bir sözleşme imzaladık ve biz Coca Cola’dan bir yatırım aldık. Aldığımız bu yatırımla imalathaneyi büyüttük, merkezini iyi bir yere taşıdık ve franchise verme serüvenimiz başladı. Şu an geldiğimiz noktada Cajun Corner 100’e yakın şubesi ve 1500 personelle 32 ilde faaliyette. Çok yakında yurt dışında da planlarımız var. Günde 15-20 bin arası müşteriye ulaşıyoruz. Yakında 500 şubeye ulaşabilecek bir potansiyelimiz olduğunu düşünüyorum.” YATIRIMCILARIMIZI ÇEŞİTLENDİRDİK İlk şubelerini açtıkları andan itibaren Türkiye’nin bir çok yerine şube açmayı planladıklarını anlatan Turgut, “Hayallerimiz, hedeflerimiz hep büyümek adınaydı ama altyapıyı tamamlamadan, merkezimizi güçlendirmeden bir hamle yapmadık. Bu 2 yıl sürdü. Franchise taleplerimizi toplarken şuna dikkat ettik; hiçbir zaman bir yatırımcıyla çalışmadık çünkü yatırımcı sizden 3-4 tane şube alır, sonra en ufak bir sıkıntıda ikisini kapatır kalan 2 tanesiyle yoluna devam eder. Bizde ise kendi işinin başında duran, yani kendi gemisinin kaptanı olabilecek düzeyde tabir ettiğimiz insanlardan oluşuyor. Birçok şubemiz şu an günlük 2 milyon liranın üzerinde ciro yapıyor. Amerikalı tavuk ve hamburger zincirlerinden bazı şubelerimiz daha iyi ciroları yakaladı. Bunun sebebi de iyi çalışıp, gerçekten güzel ürünleri çıkartmaktan geçiyor. Şu an merkezi olarak Cajun Corner bünyesinde çok fazla koordinatörümüz var ve bu koordinatörler günlük olarak haftalık olarak şubelerimizi düzenli ziyaret ediyor, düzenli denetimlerini yapıyor, eğitimlerini gerçekleştiriyor ve bu da bizi sürekli taze ve diri tutuyor, ürünlerimizin güzel çıkmasını sağlıyor.” diyor. 100 BİN DOLARA AÇILABİLİYOR Turgut’a göre şu anda bir Cajun Corner sahibi olmak 80.000-100.000 $ arası bir sermayeyle mümkün ve bir bayi, ortalama 1, 1.5 yıl gibi bir zamanda bütün yatırımını çıkartmış oluyor. Ancak Turgut, özellikle genç girişimcileri tercihlediklerinin altını çiziyor. Cajun Corner’in mutfağında Güney Amerika tarzı ürünler yer alıyor. Kajun baharatlı kemikli kemiksiz tavuklar en çok satılan ürünler. Yine Meksika mutfağından yemekler de çok satılanlar arasında. Her kesime hitap ediyor olsalar da genelde müşteri portföyü gençlerden oluşuyor. ÇOK FEDAKARLIK GEREKİYOR Turgut’un bu işe girmek isteyen gençlere önemli tavsiyeleri de var: “Şunu öncelikle bilmeleri gerekiyor, çok fedakarlık yapmaları lazım. Ailelerinden, sosyal yaşamlarından feragat edecekler, gece gündüz demeden sabahlara kadar çalışmaları gerekecek. Başarının sırrı çok emek vermek. Bir arkadaşım bana, ‘gün gelecek bir gün yetmeyecek’ demişti. Ne anlama geldiğini anlayamamıştım ama gerçekten de bir günün yetmediği oluyor, gece yarılarına kadar çalışmanız gerekebiliyor. “

16m²'den 150 Şubeye: Özsüt’ün İlham Veren Büyüme Hikâyesi Haber

16m²'den 150 Şubeye: Özsüt’ün İlham Veren Büyüme Hikâyesi

87 yıllık marka gücü, güçlü franchise modeliyle birleşti. Özsüt, girişimciler için yüksek kazanç ve güvenli yatırımın adresi olmaya devam ediyor. Başarı sırları ve detaylar İş Geliştirme Direktörü Burak Giray’dan! Özsüt markasının kuruluş hikayesinden ve bugün geldiği noktadan kısaca bahseder misiniz? Özsüt’ün serüveni 1938 yılında İzmir Kemeraltı’nda, 16 metrekarelik bir dükkânda başladı. Osmanlı mutfağından gelen bir tatlı ustasının yanında yetişen kurucumuz Sefer Usta, önce yoğurt ve kaymak satmakla işe başlıyor. Ardından bugün de aynı lezzetle misafirlerimizle buluşan kazandibi tatlımızla tanınıp seviliyor Özsüt. Marka serüvenine geleneksel tatlılar üreterek devam eden Özsüt özellikle 70-80’li yıllarda ünün çeşidini giderek artırıyor ve İzmir’in alamet-i farikalarından biri haline geliyor. 1980 yıllara gelindiğinde, Özsüt ustalarının da ortaklığıyla büyümeye başlıyor. Özsüt ilk şubesini 1991 yılında İzmir Alsancak’ta açıyor. 1996 yılından itibaren ise franchising sistemine geçerek şube sayımızı hızla artırmaya başlıyor. Markamız 1990’lı yıllarda franchise uygulamasının ülkemizdeki öncülerinden olarak tüm Türkiye’de yaygınlaştı. İzmir’den çıkarak Türkiye’ye mal olan ve ülkemizde herkes tarafından tanınıp sevilen bir marka haline geldi. Bugün Türkiye’nin 45 ilinde ve yurt dışında 150’yi aşkın mağazamız ile faaliyetlerimize devam ediyoruz. Markanızı yatırımcılar açısından cazip kılan temel değerler ve rekabet avantajları nelerdir? Özsüt olarak 87 yıllık bilgi birikimimizle franchise almayı tercih eden girişimcilere önemli fırsatlar sunduğumuza inanıyoruz. Markamız 1991 yılından itibaren Türkiye’de franchise sistemini uyguluyor. Bu özelliği ile ülkemizin franchise veren ilk markalarından biri konumundayız. O dönemden bugüne Özsüt, her zaman bayisine iyi kazandıran, büyümekten hiçbir zaman vazgeçmeyen bir marka olarak yatırımcı adaylarının ilk tercihi oldu. Elbette yatırımcı adaylarının franchise konusundaki en büyük önceliği yatırım yapacakları markanın sağladığı kârlılık oluyor. Bu noktada Özsüt’ün yatırımcı adaylarına daima iyi para kazandırması, girişimcilerin yaptıkları yatırımın geri dönüşünü 3 yılı aşmayan bir sürede geri alacak olmaları markamızın tercih edilmesinde büyük rol oynuyor. Özsüt’ün tüketici nezdindeki yüksek algısı, markamızın yatırımcıların ilk tercihi olmasını sağlıyor. Lokasyon konusunda yatırımcıları yönlendirirken birçok parametreyi göz önünde bulunduruyoruz. Bölgedeki mağaza penetrasyonumuz, rakip analizi, hedef kitlemiz, açılacak olan mağazanın özellikleri, yatırımcı adayının profili, yatırımın geri dönüş süresi gibi pek çok konuyu göz önünde bulunduruyor ve yatırımcı adaylarına bu bilgileri son derece şeffaf şekilde aktarıyoruz. Çünkü Özsüt bayilerinin yatırımlardan dolayı mutlu olmasını istiyoruz ve bunu başaran bir markayız. Bu çalışmalarımıza ilaveten eğitim departmanımızın mağazalarımızda uyguladığı oldukça yoğun ve başarılı program ile operasyonel mükemmellikte hedeflerimize ulaşıyoruz. Ar-Ge departmanımız ve dünyaca meşhur şeflerimizin katkılarıyla pasta, unlu mamul ve çikolatada menümüzde sürekli değişiklikler yapıyor ve bayilerimize yeni satış kanalları sağlıyoruz. Yoğun reklam kampanyaları ile de bayilerimizi destekliyoruz. Son derece başarılı bir lojistik operasyon ile Türkiye’nin dört bir yanındaki mağazalarımıza ürünlerimizi günlük ve taptaze şekilde ulaştırıyoruz. Gıda güvenliği, sağlıklı ve doğal ürünler sunma konusunda gösterdiğimiz hassasiyetle tüm lezzetlerimizi hiçbir koruyucu katkı maddesi olmadan, mevsime özel en taze ve yerel ürünlerle hazırlamamız da en önemli özelliklerimizden. Bu da markamızın kendine has müdavimlerini yaratmasına neden oluyor. Özsüt olarak hem lezzetlerimiz hem de franchise yaklaşımımız ile yatırımcı adaylarına güven veriyoruz. Tüm bu özelliklerimizle yatırımcıların öncelikli tercihi olmaya devam ediyoruz. Bütün bu özelliklerimiz ile Özsüt bayisinin yatırımdan dolayı memnun olmalarını istiyoruz ve bunu sağlıyoruz. Bünyemizde birçok bayimizin birden fazla mağazasının olması, her dönemde yeni yatırımcıların ilgisini çekmemiz bunun en büyük göstergesi. Özsüt franchise sistemi nasıl yapılandırılmıştır? Yeni yatırımcılar için giriş şartları nelerdir? Özsüt olarak, birlikte çalışacağımız yatırımcıları titizlikle belirliyoruz. 87 yıllık köklü marka değerlerimize sahip çıkan, sektörde yer almaya ve sektörü geliştirmeye hevesli, işine saygı duyan ve gönülden bağlanan, müşteri memnuniyetini ve mutluluğuna öncelik veren franchise’lar ile çalışıyoruz. Bir şubenin ortalama yatırım maliyeti ve geri dönüş süresi hakkında bilgi verebilir misiniz? Özsüt standartlarında gerekli olan 200-250 m2 kapalı alan ve 100 m2 ise açık alana sahip bir şubenin anahtar teslim maliyeti bulunan mağazanın alt yapısına ve uygulanacak konsepte göre değişmektedir. İnşaat ve ekipman maliyetini kaliteden ödün vermeden, mümkün olduğunca düşük maliyetlerde tutmaya çalışıyoruz. Yatırımın geri dönüş süresini ise ortalama üç yıl ve altında tutmak ilk hedefimiz. Yatırımcılara lokasyon seçimi, mimari uygulama ve açılış sürecinde ne gibi destekler sunuyorsunuz? Özsüt olarak franchise vereceğimiz lokasyon bizim için en az yatırımcı kadar önemli. Bu sebeple lokasyon analizini bizzat yapıyoruz. Emin olmadığımız lokasyona yatırımcı adayımız ısrar etse dahi onay vermiyoruz. Lokasyon belirlerken hedef kitle, rakip analizi gibi pek çok parametreyi göz önüne bulunduruyoruz. Mağaza lokasyonu seçim süreci sonrası uygun konseptin ve menünün seçimi, açılış öncesi personel alım ve eğitim programının oluşturulması, mağazanın açılışa hazır hâle getirilmesi ve açılış sürecinin sorunsuz bir şekilde tamamlanması ile ilgili tüm hizmetler Özsüt tarafından sağlanıyor. Açılış sonrası, periyodik menü ve personel eğitimleri ve gerektiğinde finansal danışmanlık hizmetlerimiz ise devam etmektedir. Franchise'lere yönelik operasyonel destek, eğitim ve denetim süreçleriniz nasıl işliyor? Franchise şubenin açılışı öncesi mutlaka gerekli personel eğitimlerini gerçekleştiriyoruz. Ancak sadece başlangıç aşamasında değil zaman zaman yaptığımız eğitimlerle de tüm bayilerimizi ve çalışanlarını desteklemeye devam ediyoruz. Ayrıca şubelerimize bilgi teknoloji departmanımızın desteği ile otomasyon sistemi, internet ve sipariş sistemi kurulumunu gerçekleştiriyoruz. Tedarik zinciri yapınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Merkezden sağlanan ürün oranı nedir? Özsüt mağazalarında satılan ürünlerin neredeyse tamamı Özsüt tarafından gönderilmektedir. Bu ürünlerin birçoğu kendi fabrikamızda üretilirken, bazı ürünlerde satın alma departmanımız tarafından piyasa şartlarına göre uygun fiyatlı tedarikçiler seçilerek, yine kendi tedarik zincirimiz tarafından mağazalarımıza gönderiliyor. Tüm dağıtımlarımız soğuk zincir kırılmadan tüm Türkiye’ye, sıklığı haftada iki ile beş gün olmak üzere değişen frekanslarda yapılmaktadır. Yurt dışı büyüme hedefleriniz var mı? Globalde Özsüt markasını nerelerde görmeyi planlıyorsunuz? Yurt dışında halihazırda Azerbaycan’da ve Kuzey Irak’ta bulunan mağazalarımızla hizmet veriyoruz. 2025 yılında GCC bölgesi ve Avrupa’da büyümek üzere görüşmelerimiz devam ederken Türki Cumhuriyetlerinden Özbekistan ve Kazakistan için de imza aşamasına gelmiş bulunuyoruz. Özsüt olarak hedefimiz güvenilir yatırımcılar ile ürünlerimizi götürebildiğimiz her ülkede var olmak. Son olarak, Özsüt franchise sistemine katılmayı düşünen girişimcilere nasıl bir çağrı yapmak istersiniz? Köklü Özsüt ailesinin parçası olmak isteyen franchise adayları, www.ozsut.com.tr adresimizi ziyaret ederek başvuru formunu doldurabilirler. Tel: 0232 877 00 11 / 444 11 10

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.