#Türkiye

Medya Franchise - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Coffy, 200’üncü mağazasını Ankara   Yüksek Hızlı Tren Garı’nda açtı Haber

Coffy, 200’üncü mağazasını Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı’nda açtı

Coffy, 200’üncü mağazasını Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı’nda açtı Türkiye’nin hızla yükselen kahve zincirlerinden Coffy, büyüme yolculuğunu kararlılıkla sürdürüyor. 2019 yılında İstanbul Kadıköy’de açtığı ilk mağazayla yola çıkan marka, 200’üncü mağazasını Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı’nda hizmete açtı. Dijital altyapısı, kaliteli kahveyi erişilebilir fiyatlarla sunan yaklaşımı ve güçlü franchising modeliyle dikkat çeken Coffy, önümüzdeki üç yıl içinde 500 mağazaya ulaşmayı hedefliyor. 25.03.2026 Türkiye’nin en hızlı büyüyen kahve zinciri Coffy, Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı’nda açtığı 200’üncü mağazasıyla operasyonel ağını Türkiye’nin 44 iline taşıdı. DP Eurasia Group çatısı altında 2019’da kurulan marka, ölçeklenebilir iş modeli ve güçlü franchising sistemiyle Türkiye genelindeki varlığını istikrarlı biçimde genişletiyor. Ankara’nın önemli ulaşım noktalarından Yüksek Hızlı Tren Garı’nda konumlanan yeni mağaza, modern tasarımıyla yolculara pratik ve konforlu bir deneyim sunarken, Coffy’nin kaliteli kahveyi erişilebilir fiyatlarla sunma yaklaşımını daha geniş bir kitleyle buluşturuyor. %100 Arabica çekirdeklerden hazırlanan ürünler, günün farklı anlarına hitap eden zengin yiyecek seçenekleriyle tamamlanarak bütünsel bir deneyim yaratıyor. Marka, Coffy App üzerinden sunduğu dijital çözümlerle de kullanıcı deneyimini hız ve kolaylık ekseninde sürekli geliştiriyor. Coffy’nin sektörde yeni bir standart oluşturduğunu vurgulayan DP Eurasia Group CEO’su Aslan Saranga, “Coffy ile geliştirdiğimiz iş modeli, kaliteli kahve deneyimini daha erişilebilir ve sürdürülebilir bir noktaya taşıyor. Operasyonel altyapımız ve teknolojik yatırımlarımız sayesinde müşterilerimize yüksek standartlarda hizmet sunmayı odağımıza alıyoruz. Kıbrıs Girne’deki 1, Türkiye’nin 44 ilindeki 199 noktamızla 200’üncü mağazaya ulaşmamız, bu yaklaşımın sahadaki karşılığını net biçimde ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde, Türkiye’deki büyümemizi hız kesmeden sürdürürken, Coffy’yi uluslararası pazarlarda da güçlü ve rekabetçi bir marka haline getirmeyi hedefliyoruz” dedi. Markanın büyüme stratejisi ve yatırımcı modeli hakkında bilgi veren Coffy Chief Business Officer (CBO)’su Feliks Boynuinceoğlu ise “Coffy’de odağımız yalnızca mağaza sayısını artırmak değil; doğru lokasyon seçimi, etkin operasyon yönetimi ve sürdürülebilir iş modeliyle nitelikli bir büyüme gerçekleştirmek. Franchising sistemimiz, yatırımcılarımıza düşük maliyet ve hızlı geri dönüş imkanı sağlarken, tüm operasyonel ve ticari süreçlerde kapsamlı destek sunuyor. Bu doğrultuda, önümüzdeki üç yılda 500 mağazaya ulaşmayı ve büyüme ivmemizi sürdürülebilir biçimde artırmayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’de kahve kültürünün dönüşümünde önemli bir rol oynayan Coffy, yenilikçi yaklaşımı, güçlü dijital altyapısı ve franchise odaklı büyüme modeliyle sektördeki konumunu her geçen gün pekiştiriyor. Marka, yeni şehirler ve stratejik lokasyonlarda açacağı mağazalarla büyümeye devam ederken, kaliteli kahveyi daha fazla tüketiciye ulaştırmayı sürdürecek. Coffy hakkında Domino’s Pizza Eurasia Group çatısı altında ilk şubesini Ekim 2019’da İstanbul Kadıköy’de açan Coffy, Türk kahve kültürünün geleceğini şekillendirmek üzere yola çıktı. Marka; yaratıcı, aktif ve yeniliklere açık ekibi, dijitaldeki gücü, farklı şube konseptleri ve yatırımcılara sunduğu güçlü franchising sistemi ile kısa zamanda büyüme adımları attı. Halihazırda operasyonlarını Türkiye’de 199, Kıbrıs’ta 1 mağaza olmak üzere toplamda 200 şube ile yürüten Kahvenin Yeni Nesli Coffy, 2028 yıl sonunda 500 noktaya ulaşma hedefiyle ilerliyor. DP Eurasia Group hakkında Faaliyetlerinin Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan'da sürdüren DP Eurasia Group, Domino's ve Coffy markalarının çatı organizasyonudur. Grup, Domino’s markasıyla Türkiye'de 768, Azerbaycan'da 11 ve Gürcistan'da 8 mağazasıyla pizza dağıtımı ve paket servis/yerinde yeme imkanı sunmakta olup, kendi kurumsal mağazaları ve franchise mağazaları aracılığıyla faaliyet göstermektedir. Grubun kahve markası Coffy ise dönem itibariyle Kıbrıs ve Türkiye’deki toplam 200 mağaza ile büyümesini sürdürmektedir.

Ömer Şengüler ile Franchise ve Marka Mimarisi Üzerine Haber

Ömer Şengüler ile Franchise ve Marka Mimarisi Üzerine

Franchise dünyasında markalaşma, sürdürülebilir büyüme ve doğru strateji; başarıya ulaşmanın en kritik unsurları arasında yer alıyor. Özellikle marka mimarisi ve stratejik pazarlama alanında geliştirilen yaklaşımlar, şirketlerin yalnızca büyümesini değil aynı zamanda uzun vadede güçlü bir marka kimliği oluşturmasını da sağlıyor. Medya Franchise olarak, Türkiye’nin önde gelen marka mimarlarından, stratejik marka danışmanlarından ve pazarlama uzmanlarından Ömer Şengüler’e sorduk. Yıllardır birçok markanın stratejik dönüşüm süreçlerinde aktif rol alan Şengüler ile; marka mimarisi, franchise zincirlerinin büyüme stratejileri ve Türkiye’de markalaşmanın geleceği üzerine kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik. 1. Türkiye’de birçok marka franchise vermek istiyor ama çok azı güçlü bir zincire dönüşebiliyor. Sizce başarılı franchise markalarını diğerlerinden ayıran en kritik fark nedir? Öncelikle Medya Franchise girişiminizi tebrik ediyorum, önemli bir misyonu üstleniyorsunuz. Franchise sistemiyle markalaşmak terminolojileri ikiz kardeş gibidir, birinin var olması diğerinin varlığına çok bağlıdır. Ülkelerin gelenek, görenekleri, kültürleri ve öncelik sıralamaları biliyorsunuz değişkenlik gösterir. Bu gözle bizim DNA’mızı incelediğimizde markalaşmaya pek yer olmadığını, bizim iş kültürümüzde satışın, kârdan ve marka değerinden daha önemli olduğunu görürüz. Türkiye’de ticaret ve alışveriş her şeyden önemlidir. Şirkette kurumsallaşmak mı yoksa patronun bireysel zenginliği mi dediğimizde ise genelde ülkemizde kabul gören ikinci tercih olacaktır. Dünya tarihinde DNA’larında markalaşma olanlar; Anglo Saksonlar, İtalyanlar, İskandinav ülkeleri ve onlara özenip sistemi kopyalayan diğer ülke girişimcileri olmuştur. Gelelim franchise sisteminin markalaşmayla olan ilişkisine. Franchise işi bayilik almak-vermek değildir hele de esnaflıkla hiç karıştırılmamalıdır. Franchisee (franchise alan), markanın mülküne sahip olmadan markanın kullanım hakkından yararlanır. Franchise’ın başarısı veya başarısızlığı Franchiser’la (Franchise veren) başlar Franchisee (Franchise alan) ile değil. Franchiser; her şeyden önce güçlü bir marka yaratır, argeyi inovasyonu yapar, kaliteli ürünü üretir, muhasebe sistemini oturtur, müşteri ilişkileri yönetimini (CRM) başlatır, üretim kaynak yönetimi (ERP) sistemini tıkır tıkır işletir, markanın internet sayfasını-sosyal medya hesaplarını yönetir, reklam yapar, çalışanlarını eğitir. Tüm işlemler kayıt altındadır, düzenli stok sayımlarını yaptırıp finansal denetimlerini tamamlar ve tüm bunları yaparken de işleri tıkırındadır, nakit oranı 1’in üzerindedir, banka borcu olabilir ama vergi borcu yoktur üstelik operasyon da kârlıdır. Eeee pekiyi her şey yolundaysa marka sahibi neden franchise işine girmeyi düşünür? Sorunun tek cevabı vardır; marka sahibi hızlı büyümek istemektedir. Tüm ülkeye yayılıp ulusal bir marka olmak ya da dünyaya yayılıp küresel marka olmak yani marka değerini, cirosunu, kârını kat be kat büyütmek istemektedir ama bunu yaparken yalnızca markaya ve markanın IP (patent, telif hakları, yazılım, reçete, formül gibi soyut değerler) haklarına sahip olup diğer tüm yatırımları ya da masrafları başkalarına yaptırmak istemektedir. Yani bir başka deyişle; marka sahibi başkasının parasıyla büyümek istemektedir. Biz buna OPM (Other Peopele’s Money) yani derenin taşıyla derenin kuşunu vurma operasyonu diyoruz. Yukarıdaki paragrafta saydıklarımı hakkıyla yapan Franchiser’ın kurduğu bir franchise ağı başarılı olur ama tek bir eksiği varsa başarısız olmaya mahkûmdur. Biz Türk yatırımcıların kaçırdığı nokta işte budur. Bizler mükemmel marka özelliklerine henüz sahip olmadan franchise fuarlarında stant açıp ya da ilan verip erkenden paralı yatırımcı arayışına başlıyoruz. Bu çok yanlıştır, sonuçları da ortadadır; sokaklar franchise zincirine girip çıkan kısa ömürlü işletmelerle dolu. Başarılı franchise markalarını diğerlerinden ayıran en kritik fark nedir? Sorunuzun kısa cevabı; en kritik fark, 7-Eleven (71.000 market), Mc Donald’s (38.000 restoran), Subway (41.000 büfe), Marriot Otelleri, Hilton Otelleri ve benzeri franchise sistemiyle büyüyen başarılı şirketler ilk önce markalarını güçlendirmişlerdir. Bir markayı yaratan da güçlendiren de pazarlamadır. Pazarlama, reklam değildir, pazarlama satış değildir. Pazarlama, konumlandırmadır, hedef kitle analizidir, matematiktir, rakamdır, analizdir, araştırmadır, stratejidir. Ülkemizde ise pazarlama reklam ya da satış zannedilir hatta pazarlamadan söz edilirken biraz önce saydığım bazı başlıklar bizde fantezi, gereksiz sayılırlar. Başarılı global franchise şirketlerinden bizi ayrıştıran en önemli özellik işte bu pazarlama farkındalığıdır. Başarılı global franchise şirketleri mal satmaz statü satarlar, marka ve güven satarlar oysa biz hala döner, pasta veya gömlek satmak peşindeyiz. 2. Bir marka hızlı büyürken çoğu zaman kalite ve standartlar düşebiliyor. Franchise zincirlerinde büyüme ile marka kontrolü arasında denge nasıl kurulmalı? Almanların çok sevdiğim bir sözünü hatırlatmak istiyorum burada: Güvenmek, kontrol etmeye engel değildir. Franchiser (franchise veren), üretimden iletişime tüm kuralları belirlemeli, “yapılacaklar” ve “yapılmayacaklar” listelerini yazmalı, markanın kurumsal kimlik kitapçığını hazırlamalı, sözleşmelerde mutlaka kurallara uymayanlara uygulanacak ceza-ı şartlar yazılmalı ve franchise yönetimi işini çok sıkı tutmalıdır. Yıllar önce bir gıda konferansına katılmak için ABD’nin Chicago kentine gitmiştim. Konferans programında olan bir tarım projesini incelemek üzere bizleri otobüslere bindirmişlerdi. Tesadüf bu ya, otobüste yanıma oturan Beyefendi Mc Donald’s’ın mağaza operasyonlarının başındaki üst düzey bir yöneticiydi, sanıyorum unvanı Vice President idi. Ben yanımda bu kadar deneyimli bir yöneticiyi bulmuşken durur muyum hiç? Yol boyunca adamcağızı sorularımla bombardımana tutmuştum. Beynime nakşeden cevaplardan bazıları şunlardı: Tüm Mc Donald’s restoranlarında her akşam kürdanlar dahil tüm envanterin sayımı yapılır, her restoran noktası mutlaka en az ayda bir kez gizli müşteriler tarafından denetlenir, sonuçlar raporlanır. Bu arada Beyefendi’den öğrendiğim kadarıyla Mc Donald’s’ın asıl bilanço karı gayrimenkul kiralarından geliyormuş hamburgerden değil. Franchiser (franchise veren) küçükken de büyükken de sıkı denetim yapmalıdır. Unutmayalım, yapılacaklar listesi işi korurken yapılmayacaklar listesi markayı korur. 3. Türkiye’de bazı markalar kısa sürede onlarca şube açıyor ancak birkaç yıl sonra kayboluyor. Sizce bunun arkasındaki en büyük stratejik hata nedir? En büyük stratejik hata, bu şirketlerin stratejilerinin olmamasıdır. Türkiye’de şube açan veya franchise veren şirketlere benim tavsiyelerim şunlar olur: a) Hedef belirleyin; hedef somut rakamsal bir amaca hizmet etmelidir. Marka olacağız ya da 100 şube açacağız cümlesi bir hedef olamaz ama X satış hasılatına ulaşıp %15 EBITDA oranını yakalamak gayet mantıklı bir hedef olabilir. b) Strateji geliştirin; Strateji, omuzların üstüyle yapılır yani akılla beyinle, rakamla, matematikle. Strateji, hiçbir zaman “Bence” ile başlayan cümle barındırmaz. Strateji, sizi hedefe götürecek yol haritasıdır. Stratejinizi geliştirirken markanızla ilgili kendinize “Neden?”, “Nasıl” ve “Ne” sorularını sorup cevaplarını yazınız. c) Taktikleri belirleyin; Taktikler omuzların altıyla yani elle, ayakla, cüzdanla parayla yapılan işlerdir. Taktikler stratejinin hayata geçmesini sağlamalıdır. Evet, bizimkilerin şubeleşirken yaptıkları en büyük hata stratejilerinin olmaması veya patronun hayalini vizyon veya strateji sanmaktır. Unutmayalım ki; taktiksiz strateji gecikmiş zaferdir ama stratejisiz taktik mağlubiyetten önceki gümbürtüdür. Yani en büyük hata stratejinin olmaması veya patronu motive etmek için bazı hamasi cümlelerin strateji sanılması hatta belki de yanlış strateji geliştirilmesidir. Markanın franchise sistemini vezir eden de rezil eden de stratejidir. 4. Bir markanın gerçekten franchise vermeye hazır olduğunu gösteren 3 kritik kriter sizce nelerdir? Bu güzel soru için size teşekkür ediyorum. 1) Marka ile ilgili kriter: Markanın kurumsal kimlik kitapçığı hazır olmalıdır. Marka, seven, sevilen, bilinirliği yüksek, itibarlı bir marka olmalıdır ve bunlar araştırmalarla kanıtlanmalıdır. 2) Altyapı kriterleri: Şirketin ERP, CRM, Stok Yönetimi, Muhasebe Yönetimi gibi müşteriyi, tedarikçiyi ve hedef kitleyi doğrudan ilgilendiren yazılım altyapısının mükemmel seviyede olması gerekir. 3) Operasyonel kriterler: Tedarik Zinciri Yönetimi, üretim, lojistik, teslimat, depolama, penetrasyonun sağlanması, satış sonrası memnuniyet yönetimi gibi operasyonel konuların tıkır tıkır işlemesi gerekmektedir. Özetle; yukarıda sıraladığım 3 kriteri yerine getirmeden yalnızca markayı köpürterek olduğundan güçlü gösterip sonra da “tabela bedeli” ya da “royalty bedeli” adı altında para tahsil edip franchise verme hayaline kapılmak o firmanın hem itibarını yerle bir edecek hem de onun daha hızlı yok olmasına neden olacaktır. Franchise verme işi ne tek başına esnaflıkla ne sanayicilikle ne tüccarlıkla ne de reklamcılıkla denktir. Franchise vermek belki de tüm bu yeteneklerin hepsine sahip olmak hatta sıfırdan yeni bir kültür inşa etmek kadar zor, komplike ve emek isteyen bir operasyondur. Şirketi kurayım, fuarlarda stant açıp franchise dağıtayım ve zengin olayım düşüncesi kadar saçma, çabuk batıran bir başka yol olamaz. Bu kısa yoldan zengin olma düşüncesinin gerçekleşme olasılığı inanın bir banka soygunundan daha düşüktür. 5. Türkiye’den dünya çapında franchise markaları çıkarmak mümkün mü? Global marka olmak isteyen Türk markalarının hangi stratejileri uygulaması gerekir? Evet mümkündür. Bu hedefle yola çıkan yatırımcıların marka mimarisini doğru yapmaları ve pazarlamayı önemsemeleri gerekmektedir. Tabii ki eğer global marka olmak istiyorlarsa da kültürel adaptasyon konusunda çok ciddi çalışmaları gerekir. İstanbul Mecidiyeköy’deki bir simit kafenin tıpatıp aynısını Londra’nın Oxford Street’inde açarsanız mekânın kirasını ve elemanların maaşlarını Turquality’den tahsil etseniz dahi kısa zaman sonra orayı kapatmak zorunda kalırsınız. Keşke Londra menüsüne İngilizlerin tercih ettiği sütlü çayı da ilave etseydiniz derim. 6. Siz yıllardır markalarla çalışıyorsunuz. Size göre geleceğin güçlü franchise markalarını bugünden ayıran en önemli vizyon ne olacak? Gelecekte ayakta kalacak olan franchise markalarının özellikleri şunlardır: a) İnsan Marka olanlar; Güzel insan gibi dürüst, kibar, sevimli olan markalar. b) Algoritmayı önemseyen markalar: Yapay Zekaya değer vererek araştırmalarla elde edilen hedef kitle analizini sağlam algoritmaya teslim edenler. c) Algı yönetimini önemseyenler: Var olmak algılanmaktır. Marka siz odada yokken sizin hakkınızda konuşulanlardır. d) Franchise zinciri yaratmayı sıfırdan yeni bir marka yaratmak gibi ele alanlar: Marka kullanım kuralları, ceza-ı şartlar içeren Franchisee sözleşmesi, marka konumlandırması, mağaza-restoran lokasyonu seçimi kuralları, yapılmayacaklar listesi, reklam-iletişim kuralları, fiyatlama, tahsilat ve kampanya kuralları, eleman işe alımı ve eğitimi kuralları gibi kurallar, kurallar… Franchise, büyümek için olağanüstü bir sistemdir ancak franchise vermek yalnızca ticari bir iş modelinden ibaret değildir; bir marka yönetimi disiplinidir. Marka ol ki yorgunluğuna değsin.

Jimmy Key, yurt dışındaki franchise şube sayısını 40’a çıkaracak Haber

Jimmy Key, yurt dışındaki franchise şube sayısını 40’a çıkaracak

Türkiye tekstil sektörünün öncü markalarından Jimmy Key, franchise iş modeliyle uluslararası pazarlardaki büyümesini hızlandırmayı hedefliyor. Yurt dışında 16 şubeye ulaşan marka, 2026 yılı sonuna kadar bu sayıyı 40’a çıkararak global ölçekte daha güçlü bir varlık göstermeyi hedefliyor. Yapılan açıklamaya göre, Jimmy Key, yatırımcılara sağladığı esnek iş modeliyle dikkat çekiyor. Franchise giriş bedeli ve royalty fee almayan şirketin, iş ortaklarına finansal açıdan daha avantajlı bir yapı sunarak büyüme sürecinde destek sağladığı belirtildi. Jimmy Key Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, global hedeflerine ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Jimmy Key olarak, yatırımcılarımızla sürdürülebilir bir ortaklık kurmayı önemsiyoruz. Bu nedenle franchise modelimizi yatırımcı dostu bir anlayışla kurguladık. İş ortaklarımızdan giriş bedeli ya da royalty talep etmiyoruz. Amacımız, ortaklarımızın tüm kazançlarını kendi işlerini büyütmeye ve operasyonlarını geliştirmeye yönlendirmeleri. Global vizyonumuzun merkezinde, iş ortaklarımızla birlikte büyüyerek hem bulunduğumuz pazarlara değer katmak hem de Türk tekstil sektörünün uluslararası alandaki gücünü pekiştirmek var.” Franchise ağını Türkiye’de genişletmeyi planlamadıklarını dile getiren Ünlütürk, “Bunun yerine global ölçekte GCC (Körfez Ülkeleri) ve MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) bölgelerine odaklanarak, markamızın bu pazarlarda güçlü bir varlık göstermesini hedefliyoruz.” diye konuştu.

Dinçerler Group’un Hedefi 3 yılda 100 Milyon Dolar Yatırımla 1.000 Mağazaya Ulaşmak Haber

Dinçerler Group’un Hedefi 3 yılda 100 Milyon Dolar Yatırımla 1.000 Mağazaya Ulaşmak

Dinçerler Group, iştiraklerini tek bir kurumsal çatı altında toplayarak gelecek 3 yıl içinde 100 milyon dolarlık yatırım yapacağını ve 1000 mağazalık bir ağa ulaşmayı hedeflediğini duyurdu. Gruptan yapılan açıklamaya göre, 25 ülkeye kahve üretimi gerçekleştiren Dinçerler Group, tüm iştiraklerini tek bir kurumsal çatı altında topladı. Grup, yeni markası BlueBean ile perakende pazarına adım atmayı planlıyor. Gloria Jean's Coffees ile 2012'de başlayan yolculuğunda bugün 4 marka, kavurma tesisi, merkez mutfak ve 1500 çalışana ulaşan entegre bir ekosistem haline getiren grup, büyümesini son 3 yılda 25 milyon dolarlık üretim, lojistik ve teknoloji yatırımlarıyla destekledi. Grubun amiral gemisi Gloria Jean's Coffees, Türkiye'de 50'den fazla şehirde 240 şubeye ulaşarak, markanın 30 ülkeyi kapsayan küresel ağındaki en büyük oyuncu konumuna yükseldi. Geçen yıl ulaştığı 36 milyon bardaklık satış hacmiyle pazardaki konumunu güçlendirdi. New York'un ikonik markası Magnolia Bakery ile de sürdüren grup, Türkiye'de 10'a ulaşan mağaza sayısını 2027'de ikiye katlamayı ve markayı buradan yurt dışı pazarlara açmayı hedefliyor. SuperCoff, grubun küresel vizyonunun bayrak taşıyıcısı olarak konumlanıyor. Berlin’in kozmopolit merkezi Mitte'de açılan iki şubenin ardından kısa sürede yoğun franchise talebi alan marka, 3 yıl içinde Avrupa genelinde 50 şubeye ulaşmayı planlıyor. Dinçerler Group ekosisteminin endüstriyel kalbi olan Dinçerler Roastery, yıllık 3 bin ton kahve işleme kapasitesi hedefiyle, hem grubun tüm markalarına ait mağazaların hem de Gloria Jean's'in dünya genelindeki 25 ülkesinin kahve tedarikini doğrudan sağlıyor. Üretim gücünü 1500 metrekarelik son teknoloji merkezi mutfağı ve lojistik ağıyla destekleyen grup, tarladan bardağa tüm süreci kendi denetiminde tutuyor. - Yeni kahve markasıyla perakende kanallara girecek Grup, üretim gücünü ve kahve uzmanlığını yeni markası BlueBean ile profesyonel kanal çözümlerine ve perakende pazarına taşıyor. Yüzde 100 Arabica çekirdekleriyle nitelikli kahve deneyimini dijital kanallar ve küresel pazaryerleri üzerinden doğrudan evlere ve işletmelere ulaştırmayı hedefleyen marka, grubun B2B alanındaki agresif büyüme stratejisinin de temsilcisi konumunda yer alıyor. - 'Tüm iştiraklerimizi tek bir kurumsal şemsiye altında topladık' Açıklamada görüşlerine yer verilen Dinçerler Group Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Dinçerler, dünya devi markaların temsilcisi olmanın yanı sıra, bu devlerin arkasındaki asıl gücü, kurdukları entegre ekosistemi Dinçerler Group çatısı altında bir araya getirdiklerini belirtti. Dinçerler, 23 yaşında bir girişimci olarak Türkiye'nin potansiyeline olan inancıyla attığı adımın bugün dev bir ekosisteme evrildiğini aktararak, 'Temsilcisi olduğumuz dünya markalarının yanına kendi kurduğumuz SuperCoff gibi markaları da ekleyerek tüm iştiraklerimizi tek bir kurumsal şemsiye altında topladık. Bu yeni yapılanmayla büyümek için çok daha güçlü ve vizyoner bir temel oluşturduk.' değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin operasyonel mükemmeliyette ulaştığı noktaya dikkati çeken Dinçerler, dünyadaki en büyük Gloria Jean's pazarı olmaları ve Magnolia Bakery'nin ABD dışındaki en başarılı temsilciliğini yürütmeleri, kurdukları sistemin global başarısının en somut kanıtı olduğuna işaret etti. Dinçerler, SuperCoff'un bir kahve zinciri olmanın ötesinde, müzikten tasarıma kadar gençliğin ritmini yakalayan bir 'üçüncü mekan' niteliği taşıdığını belirterek, 'Berlin'deki laboratuvar sürecimizin ardından bir sonraki durağımız Londra olacak.' duyurusunu yaptı. - 'Geleceğin ticaretini bugünden kurguluyoruz' Dijitalleşmenin stratejik önemine değinen Dinçerler, 'Geleceğin ticaretini bugünden kurguluyoruz. Satışlarımızın yüzde 30’unu mobil kanallardan yönetmeyi hedefleyen kapsamlı bir dijital dönüşümün tam merkezindeyiz.' değerlendirmesinde bulundu. Dinçerler, BlueBean'in dijital ticaret vizyonuna vurgu yaparak, Roastery tesislerindeki endüstriyel güçlerini BlueBean ile dijitalin hızıyla birleştirdiklerini aktardı. Dinçerler, 2026 yılını küresel ve yerel ekonomideki dengelenme sürecine paralel bir 'hazırlık yılı' olarak gördüklerini ifade ederek, şunları kaydetti: 'Önümüzdeki üç yıl içerisinde toplam 100 milyon dolar yatırım yapmayı ve bu süreçte fast-food sektörüne de girerek tüketicileri yeni nesil bir deneyimle tanıştırmayı hedefliyoruz. 2029 vizyonumuz doğrultusunda tüm operasyonumuzda toplam 1000 mağazaya ve en az 6 güçlü markaya sahip dev bir ekosistem olmayı amaçlıyoruz. Dinçerler Group olarak üretimimizle, teknolojimizle ve vizyonumuzla Türkiye'den dünyaya uzanan bir yaşam stili ekosistemi inşa etmeye, girişimci ruhumuzu küresel bir kurumsal akılla birleştirerek sınırları aşmaya devam edeceğiz.

Türkiye Genelinde Yükselen Marka: Pizza Tomato’nun Hikayesi Haber

Türkiye Genelinde Yükselen Marka: Pizza Tomato’nun Hikayesi

Rekabette Güçlü Formül: Ar-Ge ve Zengin Ürün Yelpazesi Pizza Tomato, “Türkiye’yi Saran Lezzet” mottosuyla Türkiye’nin 7 bölgesinde yaygın bayilik ve distribütörlük ağıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Markanın elde ettiği başarının arkasındaki temel dinamikleri anlatan Genel Müdür İbrahim Yazgan, Pizza Tomato’nun yalnızca bir restoran zinciri olmadığını vurguluyor. Yazgan, markanın yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: “Biz, lezzetin ötesine geçen; gıda güvenliği, izlenebilirlik ve yeni nesil hijyen standartları ile fark yaratan, aynı zamanda yüksek katma değer üreten bir yatırım ekosistemi inşa ediyoruz. Rekabet avantajımızın merkezinde güçlü Ar-Ge altyapımız ve geniş ürün çeşitliliğimiz yer alıyor. Günlük üretilen taze hamur ve özel reçeteyle hazırlanan domates sosumuzla öne çıkıyoruz. Ar-Ge ekibimiz sayesinde menümüzü sürekli geliştiriyor, tüketici beklentilerine hızla uyum sağlıyoruz.” 50’nin üzerinde üründen oluşan menüde pizzanın yanı sıra çıtır kaplamalı tavuk ürünleri, hamburgerler, tavada tavuk, makarna çeşitleri ve farklı lezzet alternatifleri yer alıyor. Bu esnek ve dinamik yapı, günün her saatinde satış potansiyeli yaratarak işletmelerin ciro sürekliliğini destekliyor. Gıda Ekonomisinde Yerli Güç ve Yatırım Avantajı Yerli üretim kabiliyeti ve inovasyon odaklı yönetim anlayışıyla gıda sektörünün dirençli yapısı içinde öne çıkan Pizza Tomato, yatırımcılara sunduğu avantajlarla dikkat çekiyor. İbrahim Yazgan, franchise modelinin güçlü yönlerini şu ifadelerle aktarıyor: “Bizim için en önemli kriterlerden biri yatırımın geri dönüş süresi. Ulaşılabilir bütçelerle sunduğumuz franchise sistemi, sektör ortalamasının altında maliyetlerle yüksek kârlılık sağlıyor. Yatırımcılarımız genellikle 12–18 ay gibi kısa bir sürede yatırımlarını geri kazanabiliyor. Anahtar teslim kurulumdan akademik eğitimlere, kesintisiz tedarik zincirinden reklam desteğine kadar sunduğumuz merkezi destekler, girişimcilerin risklerini minimuma indiriyor ve hızlı başarı elde etmelerine olanak tanıyor.” Her Lokasyon ve Bütçeye Uygun Konsept Seçenekleri Pizza Tomato, farklı yatırımcı profillerine hitap eden çoklu konsept modelleri ile öne çıkıyor. Bu esnek yapı sayesinde hem küçük metrekareli alanlar hem de yüksek hacimli lokasyonlar için çözümler sunuluyor. İbrahim Yazgan, konsept çeşitliliğini şu sözlerle anlatıyor: “Yatırımcılarımızın bütçesine ve bulunduğu lokasyona göre özel çözümler geliştiriyoruz. 50–60 metrekarelik alanlariçin paket servise odaklanan Express Konsept, düşük maliyetli girişler için ideal. 100–150 metrekarelik Restoran Konsepti ise aile sıcaklığı ve konforu ön planda tutan tam hizmet anlayışı sunuyor. AVM food-court alanlarındaverimliliği artıran AVM Konsepti’ni tercih ederken, 150–200 metrekarelik Cafe-Restoran Konsepti ile pizza lezzetini dünya kahveleriyle buluşturuyor, özellikle genç nüfusun yoğun olduğu bölgelerde güçlü talep görüyoruz.” “2026’da %45 ve Üzeri Büyüme Hedefliyoruz” 81 ile yayılma vizyonunu benimseyen Pizza Tomato, dijitalleşme ve yeni nesil işletme modelleri ile 2026 yılında sektörün en güvenilir yatırım markalarından biri olmayı hedefliyor. Genel Müdür İbrahim Yazgan, önümüzdeki döneme dair hedefleri şöyle paylaşıyor: “1999’dan bu yana operasyonel mükemmelliği yerel tatlarla harmanlayan Pizza Tomato, bugün yalnızca bir gıda markası değil; verimlilik odaklı güçlü bir yatırım modeli olarak konumlanıyor. Dijital dönüşüm ve yenilikçi konseptlerle 2026 yılında sektörün en güvenli yatırım limanlarından biri olmayı amaçlıyoruz. Önümüzdeki yıl için büyüme hedefimizi daha da yukarı taşıdık: %45 ve üzeri büyüme öngörüyoruz. Bu hedef, sadece şube sayısındaki artışla değil; verimlilik, sürdürülebilirlik ve inovasyon odaklı yönetim anlayışıyla desteklenecek.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.