#Franchise Sistemi

Medya Franchise - Franchise Sistemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Franchise Sistemi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Franchise sistemlerinde güvenli dijital altyapı önem kazanıyor. Haber

Franchise sistemlerinde güvenli dijital altyapı önem kazanıyor.

GELECEĞİN FRANCHİSE SİSTEMİ ,GÜVENLİ DİJİTAL ALTYAPI ÜZERİNDE YÜKSELECEK. Franchise sistemleri büyüdükçe, merkez ile şubeler arasındaki iletişim trafiği de aynı ölçüde artıyor. İhtarlar, sözleşmesel bildirimler, fesih süreçleri ve insan kaynakları yazışmaları… Tüm bu resmi süreçlerin güvenli, izlenebilir ve hukuken geçerli biçimde yürütülmesi, zincir markalar için artık kritik bir başlık haline geldi. Biz de franchise yapılanmalarında dijital dönüşüm uygulamalarının kullanımının önemini, hukuki boyutunu ve operasyonel katkılarını TÜRKKEP Satış Direktörü Burcu Doruk Kaya ile konuştuk. Elektronik imza ile imzalanan franchise sözleşmeleri hukuken ıslak imza ile aynı sonucu doğurur mu? Evet. Doğru türde elektronik imza kullanıldığı sürece, kesinlikle aynı sonucu doğurur. Bu, iş dünyasında ve danışmanlık süreçlerimizde sıklıkla karşılaştığımız, altını güvenle çizebileceğimiz bir konu. Türkiye’de 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu çok net bir kural koyar. Bu kanuna uygun, nitelikli sertifikaya dayalı 'güvenli elektronik imza', ıslak imza ile tamamen eşdeğer hukuki etkiye sahiptir. Franchise sözleşmeleri de kural olarak özel bir resmi şekle (örneğin noter onayına) tabi olmadığından, taraflar sözleşmeyi güvenli e-imza ile imzaladıklarında sözleşme hukuken geçerli ve bağlayıcı olur. Ancak buradaki ilk kritik nokta, bunun piyasada sıkça gördüğümüz ‘basit elektronik imza’larla karıştırılmamasıdır. Bazen bir PDF belgesine görüntü olarak eklenen basit imzalar ya da doğrulama zinciri zayıf yurt dışı menşeli bazı çözümler kullanılabiliyor. Bunlar mahkemelerde ispat gücü açısından ciddi risk yaratır. Oysa kurumsal tarafta doğru sertifika altyapısı, zaman damgası, imza doğrulama ve arşivleme süreçleri kurulursa; e-imza işletmelere müthiş bir hız ve operasyonel verimlilik sağlarken, aranan hukuki güvenliği de tam olarak sunar. Özetle; sağlam bir teknik altyapı ile franchise süreçlerinde e-imza kullanmak hem operasyonel olarak büyük bir lüks hem de hukuken taş gibi sağlam bir yöntemdir. Türkkkep olarak, güvenli elektronik imza altyapımız ve zaman damgası hizmetlerimizle franchise sözleşmelerinin dijital ortamda hukuka uygun şekilde kurulmasını sağlıyor; aynı zamanda franchisor markalara süreç tasarımı yönetimi danışmanlığı sunuyoruz. Soru: Franchise sözleşmelerinde elektronik imza hangi hukuki riskleri ortadan kaldırır? Franchise sistemlerinde en sık karşılaşılan risklerden biri, imzanın inkâr edilmesi veya yetkisiz kişi tarafından imzalandığı iddiasıdır. Güvenli elektronik imza bu riskleri ortadan kaldırmaktadır. Güvenli elektronik imzada: Kimlik doğrulaması BTK tarafından yetkilendirilmiş Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcıları tarafından yapılır. İmza kişiye özgüdür ve başkasına devredilemez, İmza atma anı zaman damgası ile kayıt altına alınır. İmzalanan belge, bütünlük kontrolleri sayesinde sonradan değişiklik yapılırsa tespit edilebilir Bu yapı sayesinde: Ben imzalamadım” savunması teknik olarak çürütülebilir hale gelir. İmza tarihi tartışma konusu olmaktan çıkar. Sözleşme içeriğinde sonradan oynama yapılması halinde bu durum kolayca tespit edilir. Sonuç olarak, franchisor açısından sözleşmenin hukuki güvenliği ve icra kabiliyeti belirgin şekilde güçlenir. KEP ile franchise sözleşme yönetimi neden birlikte düşünülmelidir? Güvenli elektronik imza sözleşmenin hukuka uygun şekilde kurulmasını sağlar; KEP ise sözleşmenin uygulanma sürecindeki bildirim ve yazışmaları zaman, içerik ve taraf doğrulamasıyla hukuki delile dönüştürür. Bu nedenle franchise sözleşme yönetiminde ikisi birlikte düşünülmelidir. KEP sistemi, özellikle şu unsurları elektronik delil olarak üretir: Gönderim zamanı ve teslim zamanı, İçerik bütünlüğü, Gönderici ve alıcı kimliği. Özellikle franchise sözleşmelerinde: İhtar gönderimleri, Temerrüt bildirimleri, Fesih beyanları, Sözleşme yenileme/uzatma bildirimleri, Ciro bildirimi ve raporlama ve bilgi/belge taleplerinin KEP gibi ispat gücü yüksek kanallarla yapılmaması; uyuşmazlık halinde tebliğ/teslim ispatında zorluk, sürelerin kaçırılması, fesih veya ihtarın geçerliliğinin tartışılması gibi riskler doğurabilir ve tazminat iddialarına zemin hazırlayabilir. Türkkep olarak, KEP altyapısını franchise sözleşme yönetim süreçlerine entegre ediyor; Markalara bildirim mekanizmalarının hukuka uygun ve ölçülebilir şekilde kurgulanması konusunda danışmanlık sunuyoruz Franchise sözleşmelerinde KEP adresinin zorunlu tutulması taraflara ne kazandırır? Sözleşmeye “Taraflar arasındaki tüm resmi bildirimler KEP üzerinden yapılacaktır” şeklinde bir hüküm eklenmesi,. taraflara önemli bir hukuki açıklık ve ispat kolaylığı kazandırır. Bu sayede: Bildirimin gönderildiği ve teslim edildiği tarih kesinleşir, sürelerin başlangıcı (ör. ihtar süresi, temerrüt süresi, fesih süresi) tartışmasız hale gelir, “Maili görmedim/ulaşmadı” gibi savunmaların etkisi ortadan kalkar, uyuşmazlık halinde ispat yükü hafifler; usule ilişkin hata ve eksikliklerden kaynaklı uyuşmazlıkları ortadan kaldırır. Bu düzenleme, franchise ilişkilerinde özellikle fesih, cezai şart ve temerrüt süreçlerinde kritik öneme sahiptir; çünkü bu başlıklarda “bildirimin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı” çoğu zaman olası bir davanın seyrini belirler. Çok şubeli franchise yapılarında dijital imza yetkilendirmesi nasıl yönetilmelidir? Çok şubeli franchise yapılarında elektronik imza yetkilendirmesi, net bir yetki kurgusuyla yönetilmelidir. Her franchise alan tarafın (gerçek kişi ya da tüzel kişi) kendi adına tanımlı güvenli elektronik imza sertifikasına ve KEP adresine sahip olması önerilir. Yetki matrisi oluşturulmalı; imza yetkilileri ticaret siciline uygun şekilde belirlenmeli ve yetki değişiklikleri standart bir prosedürle güncellenmelidir. Merkez tarafında ise sözleşme versiyon kontrolü, dijital arşiv altyapısı, yetki yönetimi ve KEP entegrasyonu birlikte kurgulanmalıdır. TÜRKKEP bu noktada markalara yalnızca teknik hizmet değil, kurumsal yapılandırma ve süreç danışmanlığı da sunarak yapıyı belge imzalamaktan sürdürülebilir bir dijital sözleşme yönetim sistemi kurmaya taşımaktadır. İnsan kaynakları ve KVKK süreçlerinde dijital imza ve KEP neden kritik? İnsan kaynakları ve KVKK süreçlerinde en büyük risk, “bildirim yapıldı mı, ne zaman ulaştı, içeriği neydi?” tartışmalarıdır. Franchise yapılarında çok sayıda çalışan ve çoklu lokasyon olduğu için bu ispat riski daha da büyür. KEP; gönderim ve teslim zamanını, taraf kimliklerini ve içerik bütünlüğünü kayıt altına alarak bildirimleri güçlü bir elektronik delile dönüştürür. Bu noktada KEP İK, KEP’i İK süreçlerine “operasyonel olarak” entegre eder: bordro, izin evrakı, fazla mesai/onaylar, savunma istemleri, disiplin yazışmaları ve KVKK aydınlatma/tebliğ süreçleri gibi akışların KEP üzerinden standart ve izlenebilir biçimde yürütülmesini sağlar. Kanun değişikliği ise kritik bir eşik oldu: 24.07.2025’te yayımlanan düzenleme ile İş Kanunu’nda çalışanlara yapılacak bildirimlerin KEP üzerinden elektronik yapılabilmesini daha da resmi bir zemine oturttu; böylece “e-posta attım/okumadı” gibi gri alanlar yerine, delil üretimi yüksek bir kanala geçiş güçlendi. Sonuç olarak güvenli elektronik imza onay ve sözleşmeleri kimlik doğrulamasıyla güçlendirirken, KEP + KEP İK özellikle iş uyuşmazlıklarında ve KVKK iddialarında ispat gücünü belirgin şekilde artırır. Dijitalleşmeyen franchise zincirleri hangi hukuki risklerle karşı karşıya kalır? Harika bir soru. Çünkü iş dünyasında dijitalleşmeyi genellikle sadece 'operasyonel hız' ve 'maliyet tasarrufu' olarak konuşuyoruz. Oysa işin marka sahiplerini uykusuz bırakması gereken çok daha hayati bir boyutu var: Hukuki güvenlik. Açıkçası, operasyonlarını hala kağıtlar, kargolar, fiziki klasörler ve manuel excel tablolarıyla yürüten bir franchise zinciri, hukuki anlamda büyük risk taşımaktadır. Bunu birkaç kritik başlıkta özetlemek isterim: Birincisi ve bence en büyük risk; ispat zafiyetidir. Hukukta çok sevdiğim, altın bir kural vardır: 'Haklı olmak yetmez, haklılığınızı ispat etmeniz gerekir.' Düşünün ki onlarca, belki yüzlerce şubeniz var. Fiziki klasörlerde tutulan sözleşmeler, gizlilik taahhütnameleri kaybolabiliyor veya sayfaları değiştirilebiliyor. Diyelim ki kural ihlali yapan bir şubenize fesih ihtarı veya ceza göndereceksiniz. Bunu kargoyla veya standart bir e-postayla gönderdiğinizde, karşı taraf mahkemede çok rahatlıkla 'Bana böyle bir evrak ulaşmadı' veya 'Gelen zarfın içinden o belge çıkmadı' diyebiliyor. Eğer KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) ve e-imza gibi dijital altyapılarınız yoksa, haklı olduğunuz bir davada bile aylarca, yıllarca bu bildirimleri ispatlamakla uğraşırsınız. İkinci büyük risk, 'Know-How' dediğimiz ticari sırların korunmasıdır. Franchise sisteminin kalbi nedir? O markanın özel reçeteleri ve iş yapış biçimidir. Siz operasyon el kitapçıklarını şubelere basılı kağıt olarak veya sıradan bir PDF dosyasıyla gönderirseniz, bunların fotokopiyle çoğaltılması veya rakiplere sızdırılması an meselesidir. Dijitalleşmiş bir markada ise bu bilgiler özel bir portaldadır; belgeyi kimin, hangi bilgisayardan, saat kaçta okuduğunu 'dijital ayak izi' (log) olarak kaydeder ve sızıntı anında mahkemeye kesin delil olarak sunarsınız. Kağıt dünyasında hırsızı bulmak imkansıza yakındır. Üçüncü sıraya denetim boşluğunu ve 'Müteselsil Sorumluluk' riskini koyarım. Marka sahibi olarak o tabelayı taşıyan şubenin hatalarından yeri geldiğinde siz de sorumlusunuz. Şubedeki bir işçinin iş sağlığı güvenliği eğitiminin süresi bittiyse veya ruhsat tarihi geçtikteyse ve bunu manuel dosyalardan takip ediyorsanız, insan hatasıyla mutlaka gözden kaçar. Şubede yaşanacak bir kaza ya da gıda zehirlenmesi durumunda, tüketici veya işçi doğrudan 'Tabela Sahibine', yani size dava açar. Akıllı uyarı sistemleri kurmayan ana markalar, alt şubenin küçük bir ihmali yüzünden milyonlarca liralık tazminatlara mahkûm olabiliyor. Bütün bunlara, fiziki çekmecelerde tutulan müşteri formlarından doğabilecek KVKK ihlallerini veya yavaş evrak trafiği yüzünden yasal cevap süresi kaçırılan tüketici şikayetlerini de eklerseniz, tablo çok daha netleşir. Özetle şunu söyleyebilirim: Bir franchise markası için günümüzde dijitalleşmemek, sadece 'çağın veya rakiplerin gerisinde kalmak' demek değildir; bir uyuşmazlık anında mahkemede elin kolun bağlanması, markanın hukuki kalkanlarını kendi elleriyle indirmesi demektir. Dijitalleşme artık bir lüks değil, en güçlü yasal sigortadır. Franchise markalarına tek bir hukuki tavsiyeniz nedir? Eğer tek bir altın kural söylemem gerekirse, bu kesinlikle şu olurdu: 'Dünyanın en iyi, en kusursuz franchise sözleşmesini hazırlatmış olabilirsiniz; ancak kriz anında haklılığınızı ispat edemiyorsanız, o sözleşme kâğıt üzerindeki mürekkepten ibarettir. Bu yüzden markanızın asla silinmeyecek dijital bir hukuki hafızasını kurun.' Bunu biraz açayım; franchise ilişkisi, aslında bir 'güven ve standartlar' ilişkisidir. Siz yıllarca emek verip bir marka değeri, bir 'know-how' yaratıyorsunuz ve bunu bir başkasına emanet ediyorsunuz. Mahkemeye gittiğinizde hâkim sizin markanızın ne kadar prestijli olduğuna veya sözleşmenizin ne kadar kalın olduğuna bakmaz. Hâkim şuna bakar: 'Şubenin kural ihlali yaptığını ispatlayabiliyor musun?' 'Uyarı ihtarını yasal yollarla (KEP veya noter aracılığıyla) gönderdin mi?' 'Reçeteni veya ticari sırrını çaldığını dijital log kayıtlarıyla ispatlayabiliyor musun?' İşte bu yüzden, tek tavsiyem; sözleşme imzalama anından (e-imza), günlük operasyon denetimlerine, fesih süreçlerinden personel eğitimlerine kadar her adımınızı 'ispatlanabilir ve geriye dönük izlenebilir' bir hukuki/dijital altyapıya oturtmalarıdır. “Söz uçar, yazı kalır” derdik; ama bugün “ispatlanamayan yazı da uçuyor.” Hukuki hafızasını dijital ve yasal güvencelerle (güvenli e-imza, KEP ve zaman damgası) koruma altına alan markalar, fırtınalı dönemlerde bile rotasını kaybetmeden yoluna devam eder; çünkü elindeki en büyük güç, doğru zamanda doğru delili sunabilmektir.

Franchise Sözlüğü Haber

Franchise Sözlüğü

Franchising (franchise sistemi) kendine özgü bir dile sahiptir ve bir franchise yatırımını değerlendiriyorsanız, sıkça karşılaşılan terimleri güvenle anlayabilmeniz çok önemlidir. Franchise bedellerinden royalty (sürekli kullanım) ücretlerine, Discovery Day’lerden Franchise Disclosure Document’a (Franchise Bilgilendirme Dokümanı) kadar bu tanımlar; teknik jargonun arasından sıyrılmanıza ve gerçekten önemli olan konulara odaklanmanıza yardımcı olur. Aşağıda, franchise yatırımcısı olmayı düşünen herkesin bilmesi gereken en yaygın franchise terimlerine dair hızlı bir sözlük bulabilirsiniz. Area Developer: Belirli bir coğrafi bölgede birden fazla franchise şubesi açma ve işletme hakkını satın alan kişi ya da kurumdur. Area Representative: Belirli bir bölgede franchisor adına satış temsilcisi gibi hareket eden kişi ya da kurumdur. Yeni franchise adaylarını bulur; ancak franchise sözleşmesi ve ödeme doğrudan franchise alan ile merkez şirket arasında yapılır. Bölge temsilcisi genellikle daha sonra franchisor’dan komisyon alır. Business Format Franchising: Franchisor’un franchisee’ye yalnızca marka adı, ürün ve hizmet değil; aynı zamanda eğitim, operasyon prosedürleri, pazarlama stratejileri ve sürekli destek içeren eksiksiz bir iş sistemi sunduğu franchise türüdür. Candidate: Franchise fırsatı hakkında bilgi almak için franchisor ile iletişime geçmiş potansiyel franchise adayları için kullanılan terimdir. Churning: Bir franchise şubesinin bir franchisee’den diğerine devredilmesi, merkeze geri dönmesi ya da sözleşmenin feshedilerek tamamen kapatılması durumlarını ifade eden sahiplik devridir. Company-Owned Locations: Şirketin kendisine ait olan ve doğrudan merkez tarafından işletilen şubelerdir. Franchisee’ye ait değildir. Conversion Franchise: Mevcut bağımsız bir işletmenin, franchisor’un marka ve iş modelini benimseyerek franchise sistemine dahil olmasıdır. Default: Franchisee’nin franchise sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumudur. Royalty ödemelerinin gecikmesi, marka standartlarına uyulmaması veya sözleşme maddelerinin ihlali buna örnektir. Discovery Days: Franchisor’un, potansiyel franchise adaylarını (bazen grup halinde) merkez ofise davet ederek ekiple tanıştırdığı ve sistemi yakından anlattığı süreçtir. Genellikle yatırım kararı öncesindeki son adımlardan biridir. Distributor: Ürünleri üreticilerden ya da tedarikçilerden toplu alarak perakendecilere veya doğrudan tüketiciye satan kuruluştur. Bazı distribütörlükler franchise’a benzese de genellikle marka gücü, pazarlama ve operasyonel destek içermez. Due Diligence: Bir franchise fırsatına yatırım yapmadan önce yapılan detaylı araştırma ve inceleme sürecidir. Finansal kayıtlar, hukuki belgeler, operasyonel süreçler ve diğer kritik bilgiler değerlendirilir. Earnings Claim: Finansal Performans Beyanı (FPR) olarak da bilinir. Franchisor’un, franchise şubelerinin satış, gelir veya kârlılığına dair yaptığı her türlü beyanı ifade eder. Entrepreneur’s Operating System (EOS): Franchise sistemlerinde sıkça kullanılan; haftalık, üç aylık, yıllık ve uzun vadeli hedeflerle işletmelerin daha verimli yönetilmesini amaçlayan bir iş yönetim sistemidir. Exclusive Territory: Franchisee’ye verilen ve bu alan içinde başka franchise açılmayacağına dair franchisor’un taahhüt verdiği özel bölgedir. . Financial Performance Representation (FPR): Franchisor’un, mevcut şubelerin satış, gelir veya kâr performansına ilişkin yaptığı açıklamalardır. Bu bilgiler FDD içinde yer almalı ve makul dayanaklara sahip olmalıdır. Franchise Advisory Council (FAC): Franchisee’lerin seçtiği veya atadığı temsilcilerden oluşan danışma kuruludur. Pazarlama, eğitim, politika ve sistem geliştirme konularında franchisor’a geri bildirim sağlar. Franchise Agreement: Franchisor ile franchisee arasında imzalanan ve franchise işletmesinin açılması ve işletilmesini düzenleyen sözleşmedir. Genellikle 5–20 yıl arası bir süreyi kapsar. Franchise Associations: Franchise sektörünü, franchisor’ları ve franchisee’leri temsil eden kuruluşlardır. Uluslararası Franchise Association (IFA) ve ulusal franchise dernekleri buna örnektir. Franchise Broker: Franchisor ile potansiyel franchisee arasında aracı olarak çalışan profesyoneldir. Franchise adaylarına uygun markaları bulmada yardımcı olur ve genellikle franchisor’dan komisyon alır. Franchise Consultant: Franchise süreciyle ilgili danışmanlık hizmeti veren uzmandır. Hem franchise adaylarına hem de mevcut franchise markalarına operasyonel ve büyüme konularında destek sunar. Franchise Fee: Franchisee’nin, markayı ve iş sistemini kullanma hakkı karşılığında franchisor’a ödediği tek seferlik başlangıç bedelidir. Franchisee: Franchise işletmesini satın alan ve işleten kişi veya tüzel kişidir. Franchisor: Markasını ve iş modelini franchise yoluyla büyüten şirkettir. Initial Investment: Bir franchise işletmesini kurmak için gereken tahmini toplam yatırım tutarıdır. FDD’nin 7. maddesinde yer alır ve genellikle alt–üst aralık şeklinde sunulur. Joint Employer: Franchisor’un, franchisee’nin çalışanları üzerindeki kontrolü fazla olursa, iş hukuku açısından ortak işveren sayılabileceğini ifade eden hukuki kavramdır. Lender: Bu bağlamda, işletme kredisi sağlayan banka veya finans kuruluşudur. Letter of Intent: Tarafların resmi sözleşme öncesi niyetlerini ve temel şartları ortaya koyan belgedir. Franchise sürecinde sıkça kullanılır. License: Bir tarafın, belirli şartlar altında fikri mülkiyet haklarını kullanma izni vermesidir. Franchise’a kıyasla daha az kontrol içerir. Liquid Capital: Nakit ya da kolayca nakde çevrilebilen varlıklardır. Franchisor’lar, adaylardan belirli bir asgari likit sermaye talep eder. Low-Cost Franchise: Genellikle 100.000 doların altında başlangıç yatırımı gerektiren franchise modelleridir. Marketing Fund (Ad Fund): Franchisee’lerin cirodan belirli oranlarda katkı sağladığı ve ulusal/bölgesel reklam faaliyetlerinde kullanılan pazarlama fonudur. Master Franchise: Belirli bir bölgede franchise satma ve geliştirme hakkı verilen üst düzey franchise modelidir. Master franchisee her zaman şube sahibi olmak zorunda değildir. Multi-Unit Franchisee: Aynı markaya ait birden fazla franchise şubesi işleten yatırımcıdır. Mumbo: Birden fazla markada ve birden fazla şubede franchise sahibi olan yatırımcıyı ifade eder. Net Worth: Toplam varlıklar eksi toplam borçlar ile hesaplanan kişisel veya kurumsal servettir. Non-compete Agreement: Franchisee’nin sözleşme süresince ve sonrasında benzer bir iş kurmasını kısıtlayan rekabet etmeme maddesidir. Operations: İşletmenin ürün veya hizmet sunmak için kullandığı tüm süreçler ve yöntemlerdir. Operations Manual: Franchisor tarafından hazırlanan; standartları, prosedürleri ve işletme kurallarını içeren detaylı el kitabıdır. Private Equity (PE): Borsada işlem görmeyen şirketlere yapılan özel sermaye yatırımlarıdır. Franchise sektöründe büyüme ve ölçekleme amacıyla kullanılır. Registration: Bazı eyaletlerde franchisor’un FDD ve ilgili belgeleri resmi mercilere onaylatma zorunluluğudur. Registration States: Franchise satışından önce resmi kayıt zorunluluğu bulunan eyaletlerdir. Renewal: Mevcut franchise sözleşmesinin süresi dolduğunda yenilenmesidir. Resale: Mevcut bir franchise şubesinin başka bir yatırımcıya devredilmesidir ve genellikle franchisor onayı gerekir. Right of First Refusal: Franchisee satış yapmak istediğinde, franchisor’un veya mevcut franchisee’lerin öncelikli satın alma hakkını ifade eder. Royalties/Royalty Fees: Franchisee’nin, genellikle aylık olarak ve ciro üzerinden franchisor’a ödediği sürekli kullanım bedelidir. Single Unit: Tek bir franchise şubesine sahip olma modelidir. Site Selection: Yeni franchise lokasyonu belirleme sürecidir. Demografi, trafik ve rekabet analizi içerir. Sold Not Open (SNO): Satışı yapılmış ancak henüz açılmamış franchise şubeleridir. Supplier/Vendor: Franchise sistemine ürün veya hizmet sağlayan tedarikçilerdir. Genellikle tercihli tedarikçi anlaşmaları bulunur. Termination: Franchise sözleşmesinin süresi dolmadan sona erdirilmesidir. Territory: Franchise şubesinin faaliyet göstereceği tanımlı bölgedir. Turn-key Operation: Tüm ekipman ve sistemleri hazır olan, franchisee’nin anahtarı çevirir gibi faaliyete başlayabildiği işletme modelidir. Validation: Franchise adaylarının mevcut franchisee’lerle görüşerek sistem hakkında gerçek bilgi edinme sürecidir. Venture Capital: Genellikle erken aşama ve yüksek büyüme potansiyeline sahip şirketlere yapılan yatırım türüdür.

TAB Gıda’dan Doğu’ya Güçlü Adım: 2.000’inci Restoran Kars’ta Hizmete Girdi Haber

TAB Gıda’dan Doğu’ya Güçlü Adım: 2.000’inci Restoran Kars’ta Hizmete Girdi

Türkiye’nin en büyük hızlı servis restoran operatörlerinden TAB Gıda, 30 yılı aşkın tecrübesiyle büyüme yolculuğunu ülkenin dört bir yanına taşımayı sürdürüyor. Yedi güçlü markasıyla Türkiye’deki yeme-içme tercihlerinin yaklaşık %85’ine hitap eden TAB Gıda, 2.000’inci restoranını Kars’ta açarak sektördeki liderliğini bir kez daha perçinledi. Edirne’den Kars’a uzanan yaygın operasyon ağıyla dikkat çeken TAB Gıda, dijitalleşme yatırımları, entegre ekosistem şirketleri ve franchise gücü sayesinde yeni restoran yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Burger King markasıyla Kars’ta faaliyete geçen 2.000’inci restoran, şirketin Türkiye genelini kapsayan büyüme stratejisinde önemli bir kilometre taşı olarak öne çıkıyor. Yeni restoran, bölge ekonomisine canlılık kazandırırken aynı zamanda yeni istihdam olanakları da sunacak. Erhan Kurdoğlu: “Her yıl portföyümüzün yaklaşık %10’u kadar yeni restoran açıyoruz” Açılışa ilişkin değerlendirmelerde bulunan TAB Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Kurdoğlu, şirketin sürdürülebilir büyüme vizyonuna dikkat çekti: “30 yılı aşan yolculuğumuz boyunca kendimize daima yeni hedefler koyduk. Türkiye’nin lider hızlı servis restoran operatörü olarak, her yıl restoran ağımızın yaklaşık %10’u kadar yeni yatırım yapmayı sürdürüyoruz. İstanbul’da tek bir restoranla başlayan hikâyemizin bugün ülkenin dört bir yanına yayılması büyük bir gurur. 2.000’inci restoranımızı Kars’ta açmak, bu vizyonun somut bir göstergesi.” Kurdoğlu, yedi markayla güçlü ve dengeli bir yapı oluşturduklarını vurgulayarak, büyümenin yalnızca restoran sayısıyla sınırlı olmadığını; istihdam, ekonomik katkı ve operasyonel verimlilikle birlikte ilerlediğini ifade etti. Stratejik karar alma yetkinliği, yüksek inovasyon kapasitesi ve şirket bünyesindeki ekosistem yapısının bu başarıda önemli rol oynadığını belirtti. Korhan Kurdoğlu: “Teknoloji ve franchise gücümüzle büyümemizi sürdürüyoruz” TAB Gıda Yönetim Kurulu Başkan Vekili Korhan Kurdoğlu ise teknoloji odaklı büyüme modeline vurgu yaptı: “İnovasyon kabiliyetimiz, güçlü franchise yapımız, entegre tedarik zincirimiz ve operasyonel yetkinliğimizle önemli bir eşiği daha geride bıraktık. Kars’ta açılan 2.000’inci restoranımız, uzun vadeli ve dengeli büyüme stratejimizin doğal bir sonucu.” Kurdoğlu, restoranları yalnızca ürün sunulan noktalar değil, aynı zamanda dijital ve veriye dayalı deneyim alanları olarak konumlandırdıklarını belirtti. Teknoloji ve yapay zekâ kullanımında sektörde öncü olmayı hedeflediklerini, franchise ağını genişleterek markaları daha fazla yatırımcıyla buluşturmaya devam edeceklerini ifade etti. 2.000 Restoran, 22 Bini Aşkın Çalışan Bugün itibarıyla 2.000 restorana ulaşan TAB Gıda, Türkiye’nin yanı sıra Gürcistan, Kuzey Makedonya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de faaliyet gösteriyor. Franchise sistemi dâhil olmak üzere 22 bini aşkın kişiye istihdam sağlayan şirket, ekonomiye sunduğu katkıyı her geçen gün artırıyor. TAB Gıda bünyesinde Burger King, Sbarro, Popeyes, Arby’s ve Subway gibi global markaların yanı sıra, şirket tarafından geliştirilen Usta Dönerci ve Usta Pideci markaları da yer alıyor. Ana hissedar TFI TAB Gıda Yatırımları tarafından oluşturulan entegre gıda ekosistemi sayesinde tedarik ve lojistik süreçlerinin büyük bölümü şirket içinde yönetiliyor. Bu yapı, TAB Gıda’yı Türkiye’den dünyaya örnek gösterilen bir iş modeli haline getiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.