#Avm

Medya Franchise - Avm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kahve sektöründe yapay zeka destekli Robotik Barista sistemi Haber

Kahve sektöründe yapay zeka destekli Robotik Barista sistemi

Coffeetropic Kahve San. ve Tic Ltd. şirketi, kahve sektöründeki deneyimini robotik teknolojiyle birleştirerek yapay zeka destekli Robotik Barista projesini geliştirdi. Tamamen otonom çalışan ve yüksek etkileşimli deneyim sunan sistem, kiosk modeliyle hizmet vermeye başladı. Saatte 40 kahve yapan sistemin Türk mühendisler tarafından geliştirildiğini söyleyen şirketin kurucu ortağı Fazıla Bingöl, “Robotik Barista, kahveyi hazırlayıp servis alanına getiriyor. Kahveyle sadece müşteri temas ediyor. Kullanılan tüm kahve ekipmanları profesyonel ve bu sisteme özel olarak modifiye edildi. Robot kolunun hareketlerinden sipariş ve ödeme süreçlerine kadar pek çok özel yazılım geliştirildi” dedi. GELDİĞİMİZ AŞAMA OLDUKÇA UMUT VERİCİ VE DAHA DA İLERİYE TAŞIMAYI HEDEFLİYORUZ’ Coffeetropic Kahve San. ve Tic Ltd. kurucu ortağı Fazıla Bingöl, “Bu Robotik Barista projesi yaklaşık bir yıllık çalışmanın ürünü. Projede, Coffeetropic Kahve ve E-Commint Yazılım firmaları birlikte çalıştı. E-Commint yapay zeka yazılım teknolojilerini geliştirdi. Ticarileştirme süreci kapsamında da yaklaşık üç haftadır Kozzy AVM’de pilot uygulama yapıyoruz. Gördüğümüz ilgiden son derece memnunuz. Açıkçası projenin bu noktaya bu kadar hızlı geleceğini çok fazla hayal etmemiştik. Ancak geldiğimiz aşama oldukça umut verici ve daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz” dedi. ‘BİR MACERA OLARAK BAŞLADI; ŞİMDİ İSE PROFESYONEL BİR PROJEYE DÖNÜŞTÜ’ Teknoloji geliştirme ve yazılım alanında faaliyet gösterdiklerini söyleyen Bingöl, “Coffeetropic bünyesinde genç ve yenilikçi bir kadromuz var. Aynı zamanda teknoloji geliştirme ve yazılım alanında faaliyet gösteriyoruz. Dubai’de ilk örnekleri görülmeye başlandığında arkadaşlarımız, ‘Bizim hem kahve tecrübemiz hem de teknoloji geliştirme şirketimiz var. Neden bunu Türkiye’de kendi imkanlarımızla yapmıyoruz?’ diye öneride bulundular. Başlangıçta bunun mümkün olup olmayacağı konusunda soru işaretlerim vardı. Ancak zamanla amatör bir ruhla denemelere başladık. Süreç ilerledikçe yaptığımız işten keyif almaya ve heyecan duymaya başladık. Bir yılı bile doldurmadan bugün ticarileşmiş bir Robotik Barista sistemi ortaya çıkardık. Bizim için bir ihtiyaçtan çok bir macera olarak başladı; şimdi ise profesyonel bir projeye dönüştü” diye konuştu. ‘KAHVEYE SADECE MÜŞTERİ TEMAS EDİYOR’ Robotik Barista sisteminin klasik kahve otomatlarından farklı bir teknolojiye sahip olduğunu belirten Bingöl, “Bu sistem, klasik kahve otomatlarından tamamen farklı bir teknolojiye sahip. Yapay zeka destekli bir altyapısı var. Robotik Barista kahveyi hazırlayıp servis alanına getiriyor; ancak arka planda ciddi bir yazılım, donanım ve teknoloji geliştirme süreci bulunuyor. Kullanılan tüm kahve ekipmanları profesyonel ve bu sisteme özel olarak modifiye edildi. Robot kolunun hareketlerinden sipariş ve ödeme süreçlerine kadar pek çok özel yazılım geliştirildi. Bu nedenle basit bir otomat sistemi değil. En önemli farklardan biri de profesyonel ekipmanlarla, profesyonel kahve üretilmesi. Bir kafede insan baristanın hazırladığı kahvenin aynısı, aynı standartta hazırlanıyor. Robotik Barista her seferinde aynı öğütme ayarı ve akış süreleriyle standart kalite sunuyor. Ayrıca tamamen hijyenik bir ortam sağlıyor. Kahveye sadece müşteri temas ediyor” ifadelerini kullandı. ‘SİSTEM SAATTE YAKLAŞIK 100 KAHVE ÜRETEBİLECEK KAPASİTEYE SAHİP’ Sistemin saatte yaklaşık 30-40 kahve üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu söyleyen Bingöl, “Sistem tamamen Türkiye’de geliştirildi. Yazılım altyapısı ve yapay zeka kurgusu tamamen bize ait. Sadece robot kolunu yurt dışından temin ettik. Şu anda pilot uygulamada üç çeşit kahve sunuyoruz: Americano, Latte ve Cappuccino. En uzun hazırlama süresi Cappuccinoda; süt köpürtme süreci nedeniyle yaklaşık iki dakika sürüyor. Sistem saatte yaklaşık 30-40 kahve üretebilecek kapasiteye sahip. Bazı kişiler insan temasının olmaması nedeniyle sistemi biraz soğuk bulabiliyor. Ancak bunun önemli avantajları var. Sistem 7 gün 24 saat kesintisiz çalışabiliyor. Dinlenme süresi gerektirmiyor. Bu da girişimciler için sürekli gelir anlamına geliyor. Yaklaşık dört metrekarelik küçük bir alanda kurulabiliyor. AVM’ler, metro istasyonları, hastaneler, üniversite kampüsleri ve gece hayatının yoğun olduğu alanlar için oldukça uygun” dedi. ‘TÜRK MÜHENDİSLER GELİŞTİRDİ’ Robotik Barista sistemine ilginin yoğun olduğunu söyleyen Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yapıyı sadece kahve için değil, farklı ürün ve hizmet alanlarına da uyarlamayı planlıyoruz. Sipariş kiosku ve sesli sipariş ekranı gibi sistemler farklı müşteri deneyimlerine de adapte edilebilir. Web siteleri ve farklı satış noktaları için bile talepler alıyoruz. İlgi oldukça yoğun. Özellikle çocuklar büyük ilgi gösteriyor; ailelerine kahve siparişi verdirmek istiyorlar. Genç girişimcilerden ve pasif gelir modeli arayanlardan da ciddi talep var. Franchise modeliyle yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Yurt dışından da ilgi görmeye başladık. Ortaya çıkan bu ürün tamamen Türk mühendislerinin geliştirdiği bir teknoloji. Bu da bizim için ayrı bir gurur kaynağı. Sürece ilham veren genç ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Büyük bir heyecan ve emekle bu noktaya geldik. Projenin bittiğini değil, yeni başladığını düşünüyoruz. Geliştirme çalışmalarımız sürüyor. Macera devam ediyor.”

Yatırımcıların Gözdesi KEBO: 70 Şubelik Dev Büyüme Hikayesi Haber

Yatırımcıların Gözdesi KEBO: 70 Şubelik Dev Büyüme Hikayesi

Antakya’da yaklaşık 30 yıl önce yalnızca 45 metrekarelik küçük bir dükkânda temelleri atılan KEBO, bugün Türkiye genelinde hızlı büyüyen güçlü bir restoran markası haline geldi. 2025 yılının başında 32 şubeye sahip olan marka, yıl içinde gerçekleştirdiği yatırımlar ve yeni franchise anlaşmalarıyla şube sayısını 70’e çıkararak 25 şehirde hizmet vermeye başladı. Antakya’nın köklü mutfak kültüründen beslenen KEBO, yerel bir lezzet noktası olmanın ötesine geçerek ulusal çapta büyüyen bir zincire dönüştü. Kendine özgü reçeteleri, özel sosları ve yüksek kalite standartları sayesinde Türkiye’nin dört bir yanındaki tüketicilere ulaşmayı sürdürüyor. Markanın büyüme stratejisinin temelinde ise franchise modeli yer alıyor. KEBO yönetimi, hızlı genişleme sürecinde kurumsal kimliğini ve hizmet kalitesini korumayı öncelik olarak görüyor. Bu doğrultuda, markanın değerlerini benimseyen ve uzun vadeli iş ortaklığı kurabilecek yatırımcılarla ilerlenmesi hedefleniyor. Hızlı Operasyon ve Verimli Sistem KEBO, operasyonel yapısıyla yatırımcı dostu bir model sunuyor. Ürünlerin yalnızca 3–4 dakika içinde servise hazır hale gelmesi, düşük fire oranı ve hızlı üretim sistemi sayesinde şubelerde yüksek verimlilik elde ediliyor. Markanın üretim gücü de büyüme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Özel soslar kendi üretim tesislerinde geliştirilirken, tavuk ürünleri Gedik Piliç’in entegre tesislerinde KEBO’ya özel formülasyonlarla üretiliyor. Artan talep doğrultusunda ise 2026’nın ilk çeyreğinde Ankara’da kurulacak yeni entegre üretim tesisiyle birlikte üretim ve tedarik zincirinde tam bağımsızlığa geçilmesi planlanıyor. Çiğdem Kıral’dan Değerlendirme KEBO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Çiğdem Kıral, markanın gelişim süreci hakkında şu ifadeleri kullandı: “Yaklaşık 30 yıl önce Antakya’da küçük bir işletme olarak başladığımız yolculukta bugün 25 şehirde 70 şubeye ulaşmış olmak bizim için büyük bir gurur kaynağı. Antakya’dan doğan markamızı, kalite anlayışımızdan ödün vermeden Türkiye’nin dört bir yanına taşımayı sürdürüyoruz. Son dönemde yatırımcıların markamıza gösterdiği ilgi oldukça yüksek. Önümüzdeki süreçte de değerlerimize uygun iş ortaklarıyla büyümeye devam edeceğiz.” KEBO’yu yatırımcılar açısından cazip kılan unsurların başında güçlü ürün yapısı ve operasyon altyapısı geliyor. Marka, tavuk ürünleri kategorisinde %100 doğal ve katkısız üretim anlayışıyla öne çıkıyor. Antakya’ya özgü baharatlar, odun fırınında hazırlanan taze ekmekler ve özel soslar, markanın lezzet farkını ortaya koyan önemli detaylar arasında yer alıyor. Yatırımcılar İçin Karlı Bir Model KEBO franchise sistemi, yatırımcılara yüksek ciro potansiyeli sunarken %25 ile %35 arasında net kârlılık oranlarıyla dikkat çekiyor. Ayrıca franchise iş ortaklarına mimari tasarım, doğru lokasyon seçimi, eğitim, reklam ve operasyon yönetimi gibi kapsamlı destekler sağlanıyor. Ana caddeler ve AVM gibi yüksek görünürlüğe sahip lokasyonlarda konumlanan KEBO şubeleri, geniş kitlelere hitap eden konseptiyle yatırımcılara hızlı geri dönüş imkânı sunuyor. Franchise Başvuruları Sürüyor Türkiye genelinde 70 şubeyle büyümesini sürdüren KEBO, sürdürülebilir büyüme hedefi doğrultusunda yeni şehirlerde yatırımcılarını bünyesine katmaya devam ediyor. Güçlü marka bilinirliği, kanıtlanmış iş modeli ve merkezden sağlanan desteklerle KEBO, girişimcilere güvenilir ve kârlı bir yatırım fırsatı sunuyor.

Makarnada Yeni Dönem: Türkiye’de Makarna Sektöründe Franchising Yükselişi Haber

Makarnada Yeni Dönem: Türkiye’de Makarna Sektöründe Franchising Yükselişi

Türkiye’de yeme-içme sektöründe franchising denince uzun yıllar boyunca akla döner, burger, pizza ve kahve zincirleri geldi. Ancak son dönemde makarna odaklı restoran konseptleri, hem yatırımcıların hem de tüketicilerin radarına güçlü bir şekilde girmiş durumda. Uygun maliyet yapısı, hızlı servis imkânı ve yerel damak tadına uyarlanabilirliği sayesinde makarna sektörü, franchising için yeni bir büyüme alanı yaratıyor. Türkiye’de Makarna Franchising’inin Mevcut Durumu Türkiye, kişi başına makarna tüketiminde Avrupa ortalamasına yakın bir noktada yer alıyor. Buna rağmen uzun yıllar makarna, “ev yemeği” algısıyla restoran dünyasında sınırlı bir rol oynadı. Son 5–7 yılda ise bu algı hızla değişti. • Fast-casual (hızlı ama kaliteli) makarna restoranları çoğaldı • Açık mutfak, taze sos ve kişiselleştirilebilir tabak konseptleri öne çıktı • Öğrenci, beyaz yaka ve AVM trafiği yüksek lokasyonlarda ciddi talep oluştu Bugün Türkiye genelinde makarna temalı zincirlerin sayısı hâlâ burger ve pizzaya kıyasla düşük olsa da, büyüme hızı daha yüksek bir segmentten söz ediyoruz. Franchising Açısından Neden Cazip? Makarna konseptleri franchising modeli için yapısal olarak avantajlı: Düşük hammadde maliyeti: Un, irmik, makarna ve sos bazlı ürünler maliyet kontrolünü kolaylaştırır Hızlı operasyon: Ortalama servis süresi kısa, mutfak ekipmanı sınırlıdır Stok riski düşük: Fire oranı pizza ve et bazlı konseptlere göre daha azdır Menü esnekliği: Yerel tatlara (mantarlı, sucuklu, acılı, vegan vb.) kolay uyarlanır Bu avantajlar, özellikle ilk kez franchise yatırımı yapacak girişimciler için makarna sektörünü cazip hâle getiriyor. Türkiye’de Karşılaşılan Zorluklar Her yükselen sektörde olduğu gibi makarna franchising’inin de aşması gereken bazı engeller var: Marka algısı: “Sadece makarna” fikri bazı tüketiciler için hâlâ yeterince güçlü değil Fiyat hassasiyeti: Ucuz algısı, doğru konumlandırılmazsa kârlılığı zorlayabiliyor Standartlaşma: Sos reçeteleri ve porsiyon kontrolü franchise başarısının kilit noktası Bu nedenle başarılı örnekler, makarnayı tek başına değil; deneyim, hız ve kişiselleştirme ile birlikte sunan markalar arasından çıkıyor. Önümüzdeki 3–5 Yıl Ne Gösteriyor? Uzmanlara göre Türkiye’de makarna franchising pazarı henüz doygunluğa ulaşmış değil. Özellikle: AVM dışı cadde mağazaları Üniversite çevreleri Paket servis odaklı küçük metrekareli konseptler önümüzdeki dönemde en hızlı büyüyecek alanlar arasında gösteriliyor. Doğru marka kurgusu, net operasyon standartları ve sürdürülebilir fiyat politikasıyla makarna sektörü, franchising ekosisteminde yeni bir yıldız olmaya aday. Özetle: Türkiye’de makarna sektörü franchising açısından hâlâ “erken aşama”da ama potansiyeli yüksek. Bugün doğru sistemi kuran markalar, yarının zincir oyuncuları olma avantajını yakalayabilir.

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları Haber

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları

AVM Ekosisteminde Franchise Yapılanmaları: Kira Stratejileri, Sürdürülebilirlik ve Alt Kiralama Modelleri Üzerine Sektörel Bir İnceleme Türkiye’de yeme–içme ve perakende franchise sistemleri, özellikle 2000’li yıllardan sonra AVM merkezli bir büyüme ivmesi yakalamıştır. AVM’ler; düzenli müşteri trafiği, güvenlik altyapısı, operasyonel standartlar ve marka görünürlüğü gibi avantajlar sunarken, yüksek kira ve ortak giderler nedeniyle profesyonel planlama gerektiren bir iş modeli ortaya koymaktadır. Bu incelemede, AVM’lerde franchise kurulumuna ilişkin kira yaklaşımları, sürdürülebilir büyüme kriterleri ve son yıllarda öne çıkan “marka tarafından kiralama – franchise yatırımcısına alt kiralama” modeli sektörel perspektifle ele alınmaktadır. 1. AVM’lerde Franchise Mağazacılığının Temel Dinamikleri 1.1 Öngörülebilir Trafik ve Satış Potansiyeli AVM’ler, günlük ziyaretçi sayısı yüksek ve ölçümlenebilir alanlar olmaları nedeniyle özellikle hızlı servis restoranlar, kafe konseptleri, sağlıklı gıda ve self-servis modeller için önemli bir satış avantajı sağlar. Yatırımcı açısından en kritik kazanım, müşteri trafiğinin büyük ölçüde öngörülebilir olması ve satış riskinin görece düşük seviyede kalmasıdır. 1.2 Marka Algısı ve Kurumsal Güçlenme AVM içinde yer almak, franchise markaları için yalnızca fiziksel bir mağaza değil, aynı zamanda algısal bir konumlanma aracıdır. Özellikle yeni yatırımcılar açısından AVM lokasyonu; markaya duyulan güveni, kurumsallık algısını ve tüketici nezdindeki prestiji artırır. AVM yönetimlerinin güçlü markalarla çalışmayı tercih etmesi, bu etkiyi daha da pekiştirir. 1.3 Operasyonel Standartlaşma AVM’lerin sunduğu havalandırma, yangın güvenliği, enerji altyapısı, atık yönetimi ve personel giriş-çıkış kontrolü gibi standartlar, franchise operasyonlarının daha kontrollü ve tutarlı ilerlemesini sağlar. Bu durum, zincir markalar için operasyonel kaliteyi koruma açısından önemli bir avantajdır. 2. AVM Franchise Modellerinde Sürdürülebilirlik Kriterleri2.1 Kira ve Ciro Dengesi AVM mağazalarının uzun vadeli başarısında en kritik göstergelerden biri kira ve ciro arasındaki dengedir. Sektörel ortalamalara göre: Kira ve ortak giderlerin net cironun %11–12’si seviyesinde kalması sağlıklı kabul edilir. %14–16 bandı işletmeyi kırılgan hale getirir. %17 ve üzeri oranlar ise sürdürülebilirlik açısından ciddi risk oluşturur. Bu nedenle franchise veren markaların, yatırımcıya yalnızca marka vaadi değil, net ve şeffaf finansal projeksiyonlar sunması gerekir. 2.2 Metrekare ve Kapasite Planlaması Türkiye’de franchise şubelerinin önemli bir kısmı, ihtiyaçtan büyük metrekarelerde açıldığı için kârlılık sorunu yaşamaktadır. Etkin bir AVM franchise planlamasında: Hızlı servis konseptleri için 50–80 m² Kafe ve bakery modelleri için 80–150 m² Restoran konseptleri için 100–250 m² aralıkları, operasyonel verimlilik açısından daha sürdürülebilir kabul edilmektedir. 2.3 Doğru AVM Seçimi Her AVM, her marka için uygun değildir. Sağlıklı bir karar için ziyaretçi profili, anchor mağazalar, food court trafiği, rakip marka yoğunluğu ve hafta içi-hafta sonu dengesinin detaylı analiz edilmesi gerekir. Bu analizler yapılmadan yatırımcıyı AVM’ye yönlendirmek, hem marka hem yatırımcı açısından ciddi riskler doğurur. 3. Marka Kiralayıcı – Franchisee Alt Kiracı Modeli Uluslararası zincirlerde uzun süredir kullanılan, Türkiye’de ise son yıllarda yaygınlaşan modellerden biri, AVM kira sözleşmesinin doğrudan marka tarafından yapılması ve franchise yatırımcısına alt kiralama yoluyla devredilmesidir. Bu yapıda marka, AVM ile ana kiracı olarak sözleşme imzalar; yatırımcı ise AVM yerine marka ile hukuki ilişki kurar. Sektörde bu yapı genellikle “master lease – sublease” modeli olarak tanımlanır. 4. Alt Kiralama Modelinin Sağladığı Avantajlar4.1 Güçlü Kira Pazarlığı Zincir markalar, tekil yatırımcılara kıyasla AVM yönetimleri karşısında çok daha güçlü bir müzakere pozisyonuna sahiptir. Bu güç; daha uygun kira bedelleri, ortak gider düzenlemeleri, teşhir alanları ve teslim koşulları gibi unsurlarda somut avantajlar yaratır. 4.2 Operasyonel ve Teknik Kontrol AVM ile yürütülen teknik süreçlerin marka tarafından yönetilmesi; proje onayları, mimari uygulamalar ve açılış takvimlerinin daha hızlı ve sağlıklı ilerlemesini sağlar. Bu durum, zincir genelinde standartların korunmasına katkı sunar. 4.3 Yatırımcı Riskinin Azaltılması Yatırımcı, AVM ile doğrudan muhatap olmadığı için kira artışları, sözleşme yaptırımları ve operasyonel belirsizlikler karşısında daha korunaklı bir yapı içinde yer alır. Marka, yatırımcı ile AVM arasında dengeleyici bir rol üstlenir. 4.4 Markanın Şube Portföyünü Koruma Yetkinliği Alt kiralama modeli, başarısız bir franchise yatırımcısı durumunda markaya aynı lokasyonu hızlıca başka bir yatırımcıya devretme imkânı tanır. Böylece AVM içindeki marka varlığı zayıflamaz ve pazar hakimiyeti korunur. 5. Modelin Sağlıklı Uygulanması İçin Kritik Noktalar Alt kiralama modeli güçlü avantajlar sunsa da, hukuki ve finansal çerçevesi doğru çizilmediğinde risk yaratabilir. Özellikle: AVM sözleşmelerinde alt kiralamaya açık izin maddeleri yer almalı, Alt kira bedeli yatırımcıyı zorlayacak seviyelere taşınmamalı, Metrekare ve konsept seçiminde AVM’nin değil markanın stratejisi esas alınmalı, Franchise sözleşmelerinde devretme, kapanış ve sorumluluk süreçleri net biçimde tanımlanmalıdır. 6. Sürdürülebilir Büyüme Açısından Modelin Katkısı Bu yapı sayesinde marka, AVM içindeki teknik ve operasyonel standartları tam kontrol altında tutarken; yatırımcı daha öngörülebilir maliyetlerle faaliyet gösterir. Sonuç olarak hem yatırımcı dayanıklılığı artar hem de marka, kontrollü ve uzun vadeli bir büyüme stratejisi izleyebilir. Değerlendirme Marka tarafından kiralama yapılarak franchise yatırımcısına alt kiralama modeli, AVM franchise ekosisteminde tarafların çıkarlarını ortak bir zeminde buluşturan modern bir büyüme yaklaşımı sunmaktadır. Doğru planlama ve şeffaf sözleşme yapılarıyla uygulandığında, özellikle yeme–içme zincirleri için sürdürülebilir, kontrollü ve profesyonel bir genişleme modeline dönüşmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.