#Yatırım

Medya Franchise - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1401 Coffee Shop Yurt Dışı Franchise Atağını Hızlandırıyor Haber

1401 Coffee Shop Yurt Dışı Franchise Atağını Hızlandırıyor

1401 Coffee Shop, Almanya’nın ardından İngiltere franchise anlaşmasını tamamlayarak global büyümesini hızlandırdı. Marka, 2026 sonuna kadar İngiltere’de 8 şube açmayı ve Hollanda, Dubai, Bakü pazarlarına giriş yapmayı hedefliyor. Oluşturma Tarihi: 01 Nisan 2026 15:04 Okuma süresi: 3 dakika Paylaş Kahve sektöründe değişen tüketici alışkanlıklarını doğru analiz ederek Türkiye’de güçlü bir konum elde eden 1401 Coffee Shop, şimdi rotasını uluslararası pazarlara çevirerek yatırımcılar için cazip bir franchise modeli sunuyor. Halihazırda 30 şubelik operasyonel güce ulaşan marka, sürdürülebilir büyüme stratejisi kapsamında Avrupa ve Orta Doğu’da etkisini artırmayı hedefliyor. Markanın kurucusu Bülent Özgür Kılıç, global vizyonlarını şu sözlerle ifade ediyor: “Yerel pazarda oluşturduğumuz kalite standartlarını uluslararası arenaya taşıyoruz. Amacımız, farklı coğrafyalarda sürdürülebilir ve güçlü bir franchise sistemi kurmak.” Almanya’da aktif olarak faaliyet gösteren 1401 Coffee Shop, İngiltere ile yaptığı resmi anlaşma sonrası yurt dışı operasyonlarını daha da hızlandırdı. İngiltere’de yıl sonuna kadar minimum 8 şube açılması planlanırken; Hollanda, Dubai ve Bakü gibi stratejik pazarlarda da yatırımcı görüşmeleri devam ediyor. Yatırımcı Dostu Güçlü Franchise Modeli 1401 Coffee Shop, franchise yatırımcılarına yalnızca marka gücü sunmakla kalmıyor; uçtan uca bir iş modeliyle fark yaratıyor: - Lokasyon analizi ve fizibilite desteği - Mimari konsept ve mağaza tasarımı - Personel eğitimi ve operasyon yönetimi - Tedarik zinciri ve ürün standardizasyonu - Pazarlama ve marka iletişimi desteği Bu bütüncül yapı sayesinde yatırımcılar, düşük operasyonel risk ile yüksek verimlilik odaklı bir iş modeline dahil oluyor. Tarihi Hikâye ile Güçlenen Marka Kimliği 1401 Coffee Shop, sadece bir kahve markası değil; aynı zamanda köklü bir hikâyenin temsilcisi. Markanın ismindeki “1401”, kahvenin Avrupa’ya ulaştığı döneme referans verirken; logodaki keçi figürü ise kahvenin keşfine dair efsanelerden ilham alıyor. Bu güçlü hikâye, markayı rakiplerinden ayrıştıran önemli bir değer oluşturuyor. Farklı Konseptlerle Esnek Yatırım Modelleri Marka, farklı lokasyon ve hedef kitlelere uygun esnek mağaza konseptleriyle yatırımcıya çeşitlilik sunuyor: • 1401 Food & Drink: Geniş metrekareli, zengin yiyecek & içecek menüsü • High-street & AVM konseptleri: Yoğun yaya trafiğine uygun hızlı servis modeli Bu çeşitlilik, yatırımcıların bütçe ve lokasyon stratejilerine göre en doğru modeli seçmesini sağlıyor. Küresel Büyüme, Yerel İstihdam 1401 Coffee Shop’un her yeni şubesi yalnızca ticari bir yatırım değil; aynı zamanda bulunduğu bölgede istihdam yaratan bir değer zinciri oluşturuyor. Marka, globalleşirken yerel ekonomilere katkı sağlamayı da öncelikleri arasında konumlandırıyor.

Coffy, 2028 yılına kadar 500 mağazaya ulaşıyor! Haber

Coffy, 2028 yılına kadar 500 mağazaya ulaşıyor!

Türkiye’de dinamik bir girişim ruhuyla temellerini atan ve kısa sürede geniş bir operasyonel ağa ulaşan DP Eurasia Group markası Coffy, grubun global tecrübesini arkasına alarak 2028 yılına kadar 500 mağazalık bir ekosisteme dönüşmeyi planlıyor. Türkiye kahve pazarının 2030 yılında 155 milyar TL’lik bir hacme ulaşması öngörülürken, bu potansiyeli kaliteli kahveyi erişilebilir fiyatlarla sunma vizyonuyla karşılayan marka, teknoloji odaklı iş modeli ve güçlü franchising sistemiyle sektördeki konumunu her geçen gün güçlendiriyor. 01.04.2026, İstanbul Küresel kahve sektörü 2030 yılına kadar 370 milyar dolarlık dev bir hacme doğru ilerlerken, Türkiye kahve pazarı bu yarışta önemli bir oyuncu haline geliyor. 2030 yılında 155 milyar TL’lik bir hacme ulaşması beklenen pazarda, bu potansiyeli “kaliteli kahveyi erişilebilir kılma” vizyonuyla karşılayan DP Eurasia Group markası Coffy, grubun teknolojik, operasyonel ve lojistik gücünü arkasına alarak yükselişini sürdürüyor. 2025 yılını, bir önceki döneme göre %86,7’lik rekor bir ciro artışı ile kapatan marka, ulaştığı bu yüksek hacmin üzerine 2026'da yaklaşık %70 oranında bir büyüme daha eklemeyi öngörüyor. Sektördeki bu ivmeyi değerlendiren Domino’s Pizza Eurasia Group CEO’su Aslan Saranga, Coffy’nin temelinde yatan "bu ülkenin vatandaşı kaliteli kahveye çok fazla para ödememeli" ilkesinin altını çiziyor. Bu yaklaşımın sadece bir ticari motto değil, markanın sektördeki net duruşu olduğunu vurgulayan Saranga; Türkiye’de dinamik bir yapıyla yola çıktıklarını ve bu girişimi küresel bir operasyonel güçle birleştirdiklerini ifade ediyor. 2025 yılında gerçekleşen rekor büyümenin bir tesadüf olmadığını, ölçek ekonomisinin ve teknoloji tabanlı doğru iş modelinin somut bir sonucu olduğunu belirten Saranga, rüştünü ispatlamış bu kârlı modeli yakın gelecekte Türkiye sınırlarının ötesine, Doğu Avrupa, Balkanlar, Orta Doğu ve Asya'daki dünya başkentlerine taşımayı amaçlıyor. Dijitalleşme ve operasyonel güç: 250 kişilik teknoloji ekibi ve kesintisiz tedarik zinciri Coffy’yi sıradan bir kahve zincirinden ayıran en büyük güç olan “Food-Tech” vizyonu, markayı teknolojiyi odağına alan bir perakende mühendisliği şirketine dönüştürüyor. Merkez ofisinde görev yapan 200-250 kişilik dev bir teknoloji ekibiyle kendi yazılım ve dijital altyapısını yöneten marka, bugün satışlarının %30’dan fazlasını doğrudan dijital kanallar üzerinden gerçekleştiriyor. 1,14 milyon kayıtlı kullanıcı sayısına ulaşan Coffy App, %39’luk aktiflik oranıyla sektör standartlarının üzerinde bir sadakat tabanı oluştururken, “Beklemeden Gel Al” özelliği ve ziyaret sıklığını mükafatlandıran sadakat uygulamalarıyla müşteri deneyimini uçtan uca özelleştiriyor. Bu dijital kasları operasyonel mükemmellikle birleştiren Coffy, Gebze, İzmir, Ankara ve Gaziantep’teki dört üretim tesisi sayesinde Türkiye’nin her noktasına sekiz saatte tedarik sağlayabiliyor. Çekirdekten fincana tüm tedarik zincirini kontrol altında tutan marka, bu sayede hem kalite standardını koruyor hem de yatırımcıları için düşük maliyet avantajı yaratıyor. Yerel güç global deneyim DP Eurasia’nın 1000 mağazalık operasyon tecrübesinin ve ekosistemiyle yarattığı ölçek ekonomisinin Coffy modeline entegre edildiğini belirten Coffy CBO’su Feliks Boynuinceoğlu, "müşteri bizi nerede istiyorsa oradayız" prensibiyle hareket ettiklerini vurguluyor. Değişen pazar koşullarında artık tek tip bir müşteri olmadığını ifade eden Boynuinceoğlu, “Her harcamasını rasyonel bir yatırım kararı gibi veren bütçe odaklı kitle ile kafeleri bir sosyalleşme alanı ya da ev ve iş arasındaki durak olarak tercih eden kitleyi aynı potada eriterek günlük rutinlerinin bir parçası olmaya gayret ediyoruz” diyor. Türkiye'nin en saygın tedarikçileri ile çalışarak Coffy için ithal edilen %100 Arabica kahve çekirdeklerini yine Coffy’ye özel geliştirilen kavurma profili ile yerel tesislerinde hazırladıklarını ifade eden Boynuinceoğlu, yerel üretimi küresel standartlarla buluşturduklarının altını çiziyor. Güçlü franchise ekosistemi ve yatırımcı odaklı büyüme Bugün Türkiye’nin 44 ilinde ve KKTC’de yer alan 200 aktif mağazasıyla hizmet veren Coffy, 2028’de 500 mağazaya ulaştığında Türkiye’nin en büyük ilk iki kahve zincirinden biri olma hedefine odaklanıyor. Boynuinceoğlu, Coffy mağazalarının %74’ünün franchise ortakları tarafından yönetilmesinin bu sisteme duyulan güvenin kanıtı olduğunu vurguluyor. 36 ay gibi sektör lideri bir geri dönüş süresi ve esnek mağaza konseptleriyle girişimciler için benzersiz bir fırsat sunduklarını hatırlatan Boynuinceoğlu, yeni ürün ve uygulamaları önce kendi merkez mağazalarında test ederek yatırımcı riskini minimize eden, güvenli ve ölçeklenebilir bir iş modeli sunduklarını söylüyor.

Galatasaray kafe açıyor! GS Kafe projesi belli oldu Haber

Galatasaray kafe açıyor! GS Kafe projesi belli oldu

Galatasaray, marka değerini güçlendirme çalışmalarına bir yenisini daha ekliyor. Yeni konseptin temel hedefi, taraftar sadakatini artırırken kulübün gelir kaynaklarını da çeşitlendirmek. Halihazırda GS Store mağazalarından yıllık yaklaşık 100 milyon Euro gelir elde eden Galatasaray, GS Kafe projesiyle bu rakamı yükseltmeyi planlıyor. Öte yandan kulübün mağazacılık şirketi için devam eden halka arz sürecinde de son aşamalara gelindiği ifade ediliyor. İlk etapta yaklaşık 150 milyon dolarlık yatırım beklenirken, uzun vadede toplam gelirin 500 ila 700 milyon dolar arasında olması öngörülüyor. GS Kafe projesi, Galatasaray’ın sadece spor alanındaki başarılarıyla değil, ticari yatırımlarıyla da büyüme stratejisinin önemli bir unsuru olarak değerlendiriliyor. ÖZBEK VE KAVUKCU PROJEYE ODAKLANDI Her ilde açılacak GS Kafeler, kulübün gelirlerini çeşitlendirirken, taraftarlara da bir araya gelebilecekleri ortam sunacak. Başkan Dursun Özbek ve Abdullah Kavukcu bu projeyle birlikte hem sportif başarıları hem de marka değerini günlük hayata entegre etmeyi amaçlıyor. YILLIK 100 MİLYON EUROLUK GELİRİN ÜZERİNE... Kulüp, taraftarların maç günleri dışında da bir araya gelebileceği, sarı-kırmızı renklerin hakim olduğu mekanlar yaratarak aidiyet duygusunu güçlendirmeyi hedefliyor. GS Store zincirinden elde edilen yaklaşık 100 milyon Euro’luk yıllık gelirin ardından bu yeni projeyle kulübün gelirlerinin artması bekleniyor. Türkiye genelinde açılacak Galatasaray Cafe’ler, taraftar kültürünü günlük yaşamın merkezine taşıma potansiyeli taşıyor. Her şehirdeki bu kafeler, maç heyecanının paylaşıldığı, taraftar ruhunun pekiştirildiği ve sosyal etkileşimin arttığı yeni mekanlar olabilir. Bu proje, sadece bir kafe zinciri olmanın ötesinde; Sarı-Kırmızı renklere gönül verenlerin buluştuğu, GSStore ürünleri ve farklı etkinliklerle desteklenen kapsamlı bir taraftar ekosisteminin parçası olabilir. Galatasaray Cafe’ler taraftarlar için şehirde yeni bir buluşma ve sosyal deneyim alanı sunabilir.

İki Güçlü Marka, Tek Operasyon: Sampi Express & Pizza Portivo Haber

İki Güçlü Marka, Tek Operasyon: Sampi Express & Pizza Portivo

Pide sektörünün köklü ismi Sampi Pide A.Ş., artan maliyetlere karşı geliştirdiği "Sampi Express & Pizza Portivo" hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtı. Şirket, bir yandan geleneksel restoranlarıyla büyürken, diğer yandan 4 dakikada hazır hale gelen ürün teknolojisiyle kârlılık devrimi başlatıyor. Gıda sektöründe artan işçilik, enerji ve kira giderleri karşısında kâr marjlarının %5’lere gerilemesi, işletmeleri yeni arayışlara itti. 1989’dan bu yana sektörün öncüsü olan Sampi Pide , bu krizi fırsata çeviren "Hibrit Şube" modelini duyurdu. Geleneksel lezzet mirasını koruyarak dijital ve hızlı dünyaya entegre olan şirket, Ümraniye’de açılan ilk hibrit şubesiyle yatırımcıya düşük maliyetli ve yüksek verimli bir model sunuyor. Geleneksel Sampi Şubeleri Büyümeye Devam Ediyor Hibrit modelin yanı sıra, markanın amiral gemisi olan geleneksel konseptli Sampi restoranları da büyüme ivmesini koruyor. Türkiye genelinde toplam 10 şubeye ulaşan geleneksel Sampi şubeleri, taze hazırlanan klasik pide anlayışıyla müdavimlerini ağırlamaya devam ediyor. Şirket, hem geleneksel restoran deneyiminden vazgeçmeyenlere hem de hız ve pratiklik arayan yeni nesil tüketiciye aynı anda hitap eden ikili bir büyüme stratejisi izliyor. Kadın İstihdamı ve 20 Milyon TL’lik Yatırım Üretim gücünü Ümraniye’de kurduğu 20 milyon TL değerindeki tesisten alan Sampi Pide , toplumsal faydayı da odağına alıyor. 60 kişilik üretim ekibinin 56’sını kadınların oluşturduğu tesis, ekşi mayalı pide ve pizza üretiminde Türkiye’nin en modern merkezlerinden biri olma yolunda. Ar-Ge birimi ise şu sıralar ürün gamına eklenecek "lahmacun" ve yeni sokak lezzetleri üzerinde çalışıyor. Yatırımcı İçin Cazip Rakamlar: 1 Yılda Amorti Sampi Pide , 2026 yılı sonuna kadar İstanbul ve çevre illerde 20 yeni hibrit şube açmayı hedefliyor. Hibrit Model Avantajı: 80–100 m² alanlarda, minimum personel ile maksimum verim.Yatırım Bedeli: 2,5-3 milyon TL (Anahtar teslim, inşaat+ekipman).Hız: 270 derecede 4 dakikada pişme süresiyle paket serviste benzersiz hız.Hedef: Yatırımın yaklaşık 1 yıl içinde kendini amorti etmesi.Sampi Pide A.Ş. Çatısı Altında Büyük Vizyon Gıda dünyasında dev bir ekosistem kuran Sampi Pide A.Ş.; Sampi, Sampi Express, Pizza Portivo ve çok yakında Samsun’da başlayacak olan sokak lezzetleri konsepti "My Street Chef" (ıslak hamburger, sosisli, dilim pizza vb.) ile yoluna devam ediyor. Şirket, yakında duyuracağı sürpriz markalarla sektördeki pazar payını artırmayı hedefliyor. Sampi Pide A.Ş. Hakkında: 1989 yılında Ankara’da kurulan marka, bugün geleneksel ve modern üretim tekniklerini birleştirerek Türkiye’nin dört bir yanında kaliteli gıda hizmeti sunmaktadır. Kadın istihdamına verdiği destek ve inovatif ürün modelleriyle sektörün öncüleri arasında yer almaktadır.

Dinçerler Group’un Hedefi 3 yılda 100 Milyon Dolar Yatırımla 1.000 Mağazaya Ulaşmak Haber

Dinçerler Group’un Hedefi 3 yılda 100 Milyon Dolar Yatırımla 1.000 Mağazaya Ulaşmak

Dinçerler Group, iştiraklerini tek bir kurumsal çatı altında toplayarak gelecek 3 yıl içinde 100 milyon dolarlık yatırım yapacağını ve 1000 mağazalık bir ağa ulaşmayı hedeflediğini duyurdu. Gruptan yapılan açıklamaya göre, 25 ülkeye kahve üretimi gerçekleştiren Dinçerler Group, tüm iştiraklerini tek bir kurumsal çatı altında topladı. Grup, yeni markası BlueBean ile perakende pazarına adım atmayı planlıyor. Gloria Jean's Coffees ile 2012'de başlayan yolculuğunda bugün 4 marka, kavurma tesisi, merkez mutfak ve 1500 çalışana ulaşan entegre bir ekosistem haline getiren grup, büyümesini son 3 yılda 25 milyon dolarlık üretim, lojistik ve teknoloji yatırımlarıyla destekledi. Grubun amiral gemisi Gloria Jean's Coffees, Türkiye'de 50'den fazla şehirde 240 şubeye ulaşarak, markanın 30 ülkeyi kapsayan küresel ağındaki en büyük oyuncu konumuna yükseldi. Geçen yıl ulaştığı 36 milyon bardaklık satış hacmiyle pazardaki konumunu güçlendirdi. New York'un ikonik markası Magnolia Bakery ile de sürdüren grup, Türkiye'de 10'a ulaşan mağaza sayısını 2027'de ikiye katlamayı ve markayı buradan yurt dışı pazarlara açmayı hedefliyor. SuperCoff, grubun küresel vizyonunun bayrak taşıyıcısı olarak konumlanıyor. Berlin’in kozmopolit merkezi Mitte'de açılan iki şubenin ardından kısa sürede yoğun franchise talebi alan marka, 3 yıl içinde Avrupa genelinde 50 şubeye ulaşmayı planlıyor. Dinçerler Group ekosisteminin endüstriyel kalbi olan Dinçerler Roastery, yıllık 3 bin ton kahve işleme kapasitesi hedefiyle, hem grubun tüm markalarına ait mağazaların hem de Gloria Jean's'in dünya genelindeki 25 ülkesinin kahve tedarikini doğrudan sağlıyor. Üretim gücünü 1500 metrekarelik son teknoloji merkezi mutfağı ve lojistik ağıyla destekleyen grup, tarladan bardağa tüm süreci kendi denetiminde tutuyor. - Yeni kahve markasıyla perakende kanallara girecek Grup, üretim gücünü ve kahve uzmanlığını yeni markası BlueBean ile profesyonel kanal çözümlerine ve perakende pazarına taşıyor. Yüzde 100 Arabica çekirdekleriyle nitelikli kahve deneyimini dijital kanallar ve küresel pazaryerleri üzerinden doğrudan evlere ve işletmelere ulaştırmayı hedefleyen marka, grubun B2B alanındaki agresif büyüme stratejisinin de temsilcisi konumunda yer alıyor. - 'Tüm iştiraklerimizi tek bir kurumsal şemsiye altında topladık' Açıklamada görüşlerine yer verilen Dinçerler Group Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Dinçerler, dünya devi markaların temsilcisi olmanın yanı sıra, bu devlerin arkasındaki asıl gücü, kurdukları entegre ekosistemi Dinçerler Group çatısı altında bir araya getirdiklerini belirtti. Dinçerler, 23 yaşında bir girişimci olarak Türkiye'nin potansiyeline olan inancıyla attığı adımın bugün dev bir ekosisteme evrildiğini aktararak, 'Temsilcisi olduğumuz dünya markalarının yanına kendi kurduğumuz SuperCoff gibi markaları da ekleyerek tüm iştiraklerimizi tek bir kurumsal şemsiye altında topladık. Bu yeni yapılanmayla büyümek için çok daha güçlü ve vizyoner bir temel oluşturduk.' değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin operasyonel mükemmeliyette ulaştığı noktaya dikkati çeken Dinçerler, dünyadaki en büyük Gloria Jean's pazarı olmaları ve Magnolia Bakery'nin ABD dışındaki en başarılı temsilciliğini yürütmeleri, kurdukları sistemin global başarısının en somut kanıtı olduğuna işaret etti. Dinçerler, SuperCoff'un bir kahve zinciri olmanın ötesinde, müzikten tasarıma kadar gençliğin ritmini yakalayan bir 'üçüncü mekan' niteliği taşıdığını belirterek, 'Berlin'deki laboratuvar sürecimizin ardından bir sonraki durağımız Londra olacak.' duyurusunu yaptı. - 'Geleceğin ticaretini bugünden kurguluyoruz' Dijitalleşmenin stratejik önemine değinen Dinçerler, 'Geleceğin ticaretini bugünden kurguluyoruz. Satışlarımızın yüzde 30’unu mobil kanallardan yönetmeyi hedefleyen kapsamlı bir dijital dönüşümün tam merkezindeyiz.' değerlendirmesinde bulundu. Dinçerler, BlueBean'in dijital ticaret vizyonuna vurgu yaparak, Roastery tesislerindeki endüstriyel güçlerini BlueBean ile dijitalin hızıyla birleştirdiklerini aktardı. Dinçerler, 2026 yılını küresel ve yerel ekonomideki dengelenme sürecine paralel bir 'hazırlık yılı' olarak gördüklerini ifade ederek, şunları kaydetti: 'Önümüzdeki üç yıl içerisinde toplam 100 milyon dolar yatırım yapmayı ve bu süreçte fast-food sektörüne de girerek tüketicileri yeni nesil bir deneyimle tanıştırmayı hedefliyoruz. 2029 vizyonumuz doğrultusunda tüm operasyonumuzda toplam 1000 mağazaya ve en az 6 güçlü markaya sahip dev bir ekosistem olmayı amaçlıyoruz. Dinçerler Group olarak üretimimizle, teknolojimizle ve vizyonumuzla Türkiye'den dünyaya uzanan bir yaşam stili ekosistemi inşa etmeye, girişimci ruhumuzu küresel bir kurumsal akılla birleştirerek sınırları aşmaya devam edeceğiz.

Türkiye Genelinde Yükselen Marka: Pizza Tomato’nun Hikayesi Haber

Türkiye Genelinde Yükselen Marka: Pizza Tomato’nun Hikayesi

Rekabette Güçlü Formül: Ar-Ge ve Zengin Ürün Yelpazesi Pizza Tomato, “Türkiye’yi Saran Lezzet” mottosuyla Türkiye’nin 7 bölgesinde yaygın bayilik ve distribütörlük ağıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Markanın elde ettiği başarının arkasındaki temel dinamikleri anlatan Genel Müdür İbrahim Yazgan, Pizza Tomato’nun yalnızca bir restoran zinciri olmadığını vurguluyor. Yazgan, markanın yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: “Biz, lezzetin ötesine geçen; gıda güvenliği, izlenebilirlik ve yeni nesil hijyen standartları ile fark yaratan, aynı zamanda yüksek katma değer üreten bir yatırım ekosistemi inşa ediyoruz. Rekabet avantajımızın merkezinde güçlü Ar-Ge altyapımız ve geniş ürün çeşitliliğimiz yer alıyor. Günlük üretilen taze hamur ve özel reçeteyle hazırlanan domates sosumuzla öne çıkıyoruz. Ar-Ge ekibimiz sayesinde menümüzü sürekli geliştiriyor, tüketici beklentilerine hızla uyum sağlıyoruz.” 50’nin üzerinde üründen oluşan menüde pizzanın yanı sıra çıtır kaplamalı tavuk ürünleri, hamburgerler, tavada tavuk, makarna çeşitleri ve farklı lezzet alternatifleri yer alıyor. Bu esnek ve dinamik yapı, günün her saatinde satış potansiyeli yaratarak işletmelerin ciro sürekliliğini destekliyor. Gıda Ekonomisinde Yerli Güç ve Yatırım Avantajı Yerli üretim kabiliyeti ve inovasyon odaklı yönetim anlayışıyla gıda sektörünün dirençli yapısı içinde öne çıkan Pizza Tomato, yatırımcılara sunduğu avantajlarla dikkat çekiyor. İbrahim Yazgan, franchise modelinin güçlü yönlerini şu ifadelerle aktarıyor: “Bizim için en önemli kriterlerden biri yatırımın geri dönüş süresi. Ulaşılabilir bütçelerle sunduğumuz franchise sistemi, sektör ortalamasının altında maliyetlerle yüksek kârlılık sağlıyor. Yatırımcılarımız genellikle 12–18 ay gibi kısa bir sürede yatırımlarını geri kazanabiliyor. Anahtar teslim kurulumdan akademik eğitimlere, kesintisiz tedarik zincirinden reklam desteğine kadar sunduğumuz merkezi destekler, girişimcilerin risklerini minimuma indiriyor ve hızlı başarı elde etmelerine olanak tanıyor.” Her Lokasyon ve Bütçeye Uygun Konsept Seçenekleri Pizza Tomato, farklı yatırımcı profillerine hitap eden çoklu konsept modelleri ile öne çıkıyor. Bu esnek yapı sayesinde hem küçük metrekareli alanlar hem de yüksek hacimli lokasyonlar için çözümler sunuluyor. İbrahim Yazgan, konsept çeşitliliğini şu sözlerle anlatıyor: “Yatırımcılarımızın bütçesine ve bulunduğu lokasyona göre özel çözümler geliştiriyoruz. 50–60 metrekarelik alanlariçin paket servise odaklanan Express Konsept, düşük maliyetli girişler için ideal. 100–150 metrekarelik Restoran Konsepti ise aile sıcaklığı ve konforu ön planda tutan tam hizmet anlayışı sunuyor. AVM food-court alanlarındaverimliliği artıran AVM Konsepti’ni tercih ederken, 150–200 metrekarelik Cafe-Restoran Konsepti ile pizza lezzetini dünya kahveleriyle buluşturuyor, özellikle genç nüfusun yoğun olduğu bölgelerde güçlü talep görüyoruz.” “2026’da %45 ve Üzeri Büyüme Hedefliyoruz” 81 ile yayılma vizyonunu benimseyen Pizza Tomato, dijitalleşme ve yeni nesil işletme modelleri ile 2026 yılında sektörün en güvenilir yatırım markalarından biri olmayı hedefliyor. Genel Müdür İbrahim Yazgan, önümüzdeki döneme dair hedefleri şöyle paylaşıyor: “1999’dan bu yana operasyonel mükemmelliği yerel tatlarla harmanlayan Pizza Tomato, bugün yalnızca bir gıda markası değil; verimlilik odaklı güçlü bir yatırım modeli olarak konumlanıyor. Dijital dönüşüm ve yenilikçi konseptlerle 2026 yılında sektörün en güvenli yatırım limanlarından biri olmayı amaçlıyoruz. Önümüzdeki yıl için büyüme hedefimizi daha da yukarı taşıdık: %45 ve üzeri büyüme öngörüyoruz. Bu hedef, sadece şube sayısındaki artışla değil; verimlilik, sürdürülebilirlik ve inovasyon odaklı yönetim anlayışıyla desteklenecek.”

Radisson Otel Grubu “Yılın En İtibarlı Zincir Oteli” seçildi Haber

Radisson Otel Grubu “Yılın En İtibarlı Zincir Oteli” seçildi

Radisson Otel Grubu “Yılın En İtibarlı Zincir Oteli” seçildi – Radisson Otel Grubu Geliştirme ve Franchise Servisler Türkiye Direktörü Baran Türkel: – “Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin turizm potansiyeline inanarak büyümeye devam ederken, markamıza duyulan güveni daha da ileri taşımayı amaçlıyoruz” İSTANBUL (AA) – Radisson Otel Grubu, pazarlama ve iletişim alanında düzenlenen The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri'nde "Yılın En İtibarlı Zincir Oteli" ünvanına layık görüldü. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Marketing Türkiye ve Akademetre Research and Strategic Planning işbirliğiyle bu yıl 12'ncisi düzenlenen The ONE Awards'ta "Yılın İtibarlıları" belli oldu. Türkiye'de 12 ilde 1200 kişiyle yüz yüze yapılan "İtibar ve Marka Değer Performans Ölçümü" araştırmasının sonuçlarına göre belirlenen ödüllerde, 73 farklı kategoride itibarını en çok artıran markalar ödüllendirildi. Radisson Otel Grubu, misafir deneyimini odağına alan hizmet anlayışı, marka güvenini güçlendiren yaklaşımı ve bütünleşik pazarlama vizyonuyla Yılın En İtibarlı Zincir Oteli ödülüne değer bulundu. – "Kalıcı değer yaratmayı hedefliyoruz" Açıklamada görüşlerine yer verilen Radisson Otel Grubu Geliştirme ve Franchise Servisler Türkiye Direktörü Baran Türkel, The ONE Awards gibi saygın bir platformda ödüle layık görülmenin, grubun Türkiye pazarına duyduğu güvenin ve sürdürdüğü yatırım stratejisinin göstergesi olduğunu ifade etti. Türkel, büyümeyi yalnızca yeni yatırımlarla değil, misafirlerle kurulan güvene dayalı ilişkiyi derinleştirerek sürdürdüklerini aktararak, "Misafir deneyimini odağımıza alan yaklaşımımız ve yatırımcılarımızla geliştirdiğimiz uzun soluklu işbirlikleri sayesinde faaliyet gösterdiğimiz her noktada kalıcı değer yaratmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türkiye'nin turizm potansiyeline inanarak büyümeye devam ederken, markamıza duyulan güveni daha da ileri taşımayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı. Radisson Otel Grubu Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, Libya, Lübnan, Irak Pazarlama ve Halkla İlişkiler Müdürü Yeşim Doğukan da ödülün, misafirlerle kurulan güçlü bağın ve markaya duyulan güvenin somut göstergelerinden biri olduğunu vurguladı. Doğukan, "Radisson Otel Grubu olarak misafir deneyimini her zaman önceliğimiz yapıyor, iletişim gücümüzü ve hizmet kalitemizi sürekli geliştirmeye odaklanıyoruz. Bölgedeki büyümemizi sürdürürken, misafirlerimize her noktada aynı güveni ve kaliteyi sunmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de Franchise Sektörü Büyümeye Devam Ediyor Haber

Türkiye’de Franchise Sektörü Büyümeye Devam Ediyor

Türkiye’de Bayilik Sektöründe Yükseliş: Ekonomiye 50 Milyar Doların Üzerinde Katkı Türkiye'de bayilik sektörü, son yıllarda artan girişimcilik ilgisi ile marka oluşturma eğilimi sayesinde ekonominin en hareketli alanlarından biri haline geldi. Yemek-içecekten perakendeye, eğitimden hizmet sektörüne kadar çeşitlilik gösteren bayilik markaları, hem iş gücüne hem de yatırım kapsamına ciddi katkı sağlıyor. Raporlar ve sektör liderlerinin paylaştığı güncel bilgilere göre, Türkiye genelinde bayilik sunan marka sayısı 3.000' iaştı. Bu markalara bağlı 66 bini aşkın şube, ülke genelinde geniş bir iş ağı oluşturuyor. Bayilik sisteminin toplam ekonomik boyutunun ise 50–70 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. İstihdamda Büyük Katkı Bayilik modeli, özellikle küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ'ler) ve ilk defa yatırım yapacak girişimciler için daha kontrollü bir büyüme alanı sunuyor. Mevcut verilere göre bayilik sektörü, Türkiye’de 300 binden fazla kişiye doğrudan iş sağlıyor. Dolaylı istihdamla birlikte bu rakamın çok daha yüksek seviyelere ulaştığı belirtiliyor. En Fazla İlgi Yemek ve Hizmet Sektöründe Sektörel dağılıma bakıldığında, bayilik yatırımlarının büyük kısmının yemek-içecek, perakende ve hizmet alanlarında yoğunlaştığı görülüyor. Özellikle hızlı servis restoranları, kahve zincirleri, yerel tat markaları ve eğitim kurumları, girişimcilerin en çok tercih ettiği bayilik alanları içinde yer alıyor. Uzmanlara göre bu eğilimin temelinde, markalaşmış iş modellerinin sunduğu operasyonel destek, eğitim ve pazarlama kuvveti bulunuyor. Bayilik sistemleri, yatırımcılara başlangıçta marka yaratma riskine girmeden, tanınmış bir yapı içinde faaliyet sürdürme fırsatı veriyor. Yatırımların Geri Dönüş Süreleri Öne Çıkıyor Bayilik yatırımlarındaki başlangıç maliyetleri sektöre ve markaya bağlı olarak değişse de, genel olarak yatırım geri dönüş süresi 18–36 ay arasında tahmin ediliyor. Ekonomik dalgalanmaların olduğu dönemlerde bu sistem, daha cazip bulunuyor. Türkiye, Bölgesel Bayilik Merkezi Olma Hedefinde Sektör uzmanları, Türkiye’nin genç nüfusu, stratejik coğrafi konumu ve güçlü iç pazarı sayesinde bayilik alanında bölgesel bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. UFRAD ve TÜİK verileri de bu büyüme trendini destekliyor. Önümüzdeki yıllarda yerli bayilik markalarının yurtdışına açılımının artması ve yabancı markaların Türkiye pazarına olan ilgisinin devam etmesi bekleniyor. Uzmanlar, 2026 ve sonrasında bayilik sektörünün hem ciro hem de istihdam açısından çift haneli büyüme olasılığına dikkat çekiyor. Özetle, bayilik sektörü Türkiye ekonomisinde sadece bir yatırım modeli değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyüme, istihdam ve markalaşma alanında stratejik bir güç olarak öne çıkıyor. Sektör Toplam Marka Sayısı (Tahmini) % Yerli Marka % Yabancı Marka Gıda & İçecek ~1.280 %70 %30 Eğitim & Çocuk Gelişim ~550 %75 %25 Perakende (Giyim, Kozmetik, Teknoloji) ~420 %65 %35 Sağlık & Güzellik ~300 %80 %20 Diğer (Hizmet, Otomotiv, Ev & Yaşam vb.) ~500 %70 %30 Toplam Franchise Markası ~3.050 ~72% Yerli ~28% Yabancı Yerli ve Yabancı Bayilik Marka Dağılımı (2025 Verileri) Türkiye'deki bayilik sunan markaların büyük bir kısmı yerli markalardan oluşuyor. Yerli markaların oranı %72 civarında olarak rapor ediliyor. Yabancı markaların oranı ise yaklaşık %28 seviyelerinde. Bu Rakamların Anlamı Nedir? ✅ Yerli markalar, bayilik ağı içinde daha geniş bir paya sahip — bu da yerel girişimcilerin marka geliştirme ve genişletme konularında güçlü olduğunu ortaya koyuyor. ✅ Yabancı markalar da özellikle yemek-hizmet ve perakende sektörlerinde önemli bir konuma sahip; global zincirler (ör. McDonald's, Starbucks, Burger King vb.) Türkiye pazarında etkin bir rol üstleniyor.

Amerikan devlerine rakip Haber

Amerikan devlerine rakip

Garsonlukla iş hayatına başlayan Ahmet Turgut, Ankara’da ufak bir restoranda mutfakta çalışmaya başlar. Zamanla kendisini geliştiren Turgut, şefliğe kadar yükselir ve kendi işini kurmaya karar verir. 33 yaşında Cajun Corner adıyla tavukta devrim yapan Turgut günden güne büyümeye başlar. 40 çeşit menüyla 100’den fazla şubeye ulaşan Cajun Corner’in hikayesini Ahmet Turgut ChefStory için anlattı… 1984 Ankara doğumlu olan Ahmet Turgut, eğitim hayatına ortaokula kadar devam edip sonrasında kendisini iş dünyasında bulanlardan. Bir anlamda mesleğin alaylılarından. Ankara’da bir restoranda komi olarak başlayan Turgut, sonrasında mutfağa geçince kendi ifadesiyle kader de ağlarını yavaş yavaş örmeye başlıyor. Mutfakta yamaklıktan aşçılığa oradan da mutfak şefliğine kadar yükselen Turgut daha sonra birçok restoranın işletmeciliğini üstleniyor. 2017’ye kadar bir restoranın mutfağını yöneten Turgut, sonrasında restoranın müdürüyle ortak olarak kendilerine bir mekan açma kararı verirler. 40 BİN LİRA İLE BAŞLADI Şöyle devam ediyor: “Bir gün restoranda şef kıyafetiyle gezerken bir müşteri, ‘teşekkür ederim, Allah tuttuğunuzu altın etsin’ dedi. Çok şaşırdım, yani hani parası karşılığında bir yemek yiyorsunuz ve neden bu kadar mutlu diye düşündüm. Sonra şunu anladım, güzel bir yemeğin karşılığı gerçekten onun ona ödenen para değil. Oradan aldığınız keyif, haz, o yemeğe ulaşmak, o restoranda o yemeği yemek… Şunu anlamış oldum, demek ki sadece o yemeğin parasını vermek yeterli bir şey değil, o yemeğe ulaşmak daha değerli. Çok fazla restoran gezip onların menülerini denedim, yaptıkları işlere baktım. Sonra dedim ki biz çok daha iyisini yapabiliriz. Her yerde kaliteli restoranlar vardı ama pakette bu kaliteli yemekleri sunabilen restoran sayısı yok denecek kadar azdı. İşe 2 ortak girdik, yüzde 50-50, 20 şer bin lira sermayeyle girdik. İlk dükkanımız Ankara’da 18 metrekare bir dükkandı. Çalıştığım restoranda cajun baharatı diye bir baharat keşfetmiştim. O dönem bu baharattan yola çıkarak bir tavuğu kapladık, paneledik, bir sürü deneme yaptık. Asıl ürünü ortaya çıkarana kadar kilolarca tavuk yedik. Ama sonunda ürünü bulduk ve çok tuttu. Biz zaten tutacağından emindik ve bilerek yolar çıktık. Hatta ilk 4 şubeyi bile nereye açacağımızı planlamıştık. İşler bir anda patlayınca ilk şubemizde günde 1500 adet ürüne kadar çıktık. Yüksek cirolara ve satış adetlerine ulaşmaya başlayınca hemen ikinci şubeyi, kredi çekip üçüncüyü, ardından da dördüncüyü açtık.” 100’E YAKIN ŞUBEYE ULAŞTI İlk 4 şubeden sonra iş modeline farklı bir gözle bakmaya başlayan Turgut, devamının nasıl geliştiğini de şöyle anlatıyor: “İlk 4 şubenin sonunda Coca Cola’nın Bölge Müdürü Özer bey vardı, ona hedeflerimden bahsettim, Türkiye’nin hangi illerine ne kadar şube sayısına ne kadar zamanda ulaşacağını anlattım. Bana inananlardan birisi de oydu. Bize Coca Cola tarafından bir yatırım çıkartacağını söyledi, görüşmelerimiz başladı, sonra da bir sözleşme imzaladık ve biz Coca Cola’dan bir yatırım aldık. Aldığımız bu yatırımla imalathaneyi büyüttük, merkezini iyi bir yere taşıdık ve franchise verme serüvenimiz başladı. Şu an geldiğimiz noktada Cajun Corner 100’e yakın şubesi ve 1500 personelle 32 ilde faaliyette. Çok yakında yurt dışında da planlarımız var. Günde 15-20 bin arası müşteriye ulaşıyoruz. Yakında 500 şubeye ulaşabilecek bir potansiyelimiz olduğunu düşünüyorum.” YATIRIMCILARIMIZI ÇEŞİTLENDİRDİK İlk şubelerini açtıkları andan itibaren Türkiye’nin bir çok yerine şube açmayı planladıklarını anlatan Turgut, “Hayallerimiz, hedeflerimiz hep büyümek adınaydı ama altyapıyı tamamlamadan, merkezimizi güçlendirmeden bir hamle yapmadık. Bu 2 yıl sürdü. Franchise taleplerimizi toplarken şuna dikkat ettik; hiçbir zaman bir yatırımcıyla çalışmadık çünkü yatırımcı sizden 3-4 tane şube alır, sonra en ufak bir sıkıntıda ikisini kapatır kalan 2 tanesiyle yoluna devam eder. Bizde ise kendi işinin başında duran, yani kendi gemisinin kaptanı olabilecek düzeyde tabir ettiğimiz insanlardan oluşuyor. Birçok şubemiz şu an günlük 2 milyon liranın üzerinde ciro yapıyor. Amerikalı tavuk ve hamburger zincirlerinden bazı şubelerimiz daha iyi ciroları yakaladı. Bunun sebebi de iyi çalışıp, gerçekten güzel ürünleri çıkartmaktan geçiyor. Şu an merkezi olarak Cajun Corner bünyesinde çok fazla koordinatörümüz var ve bu koordinatörler günlük olarak haftalık olarak şubelerimizi düzenli ziyaret ediyor, düzenli denetimlerini yapıyor, eğitimlerini gerçekleştiriyor ve bu da bizi sürekli taze ve diri tutuyor, ürünlerimizin güzel çıkmasını sağlıyor.” diyor. 100 BİN DOLARA AÇILABİLİYOR Turgut’a göre şu anda bir Cajun Corner sahibi olmak 80.000-100.000 $ arası bir sermayeyle mümkün ve bir bayi, ortalama 1, 1.5 yıl gibi bir zamanda bütün yatırımını çıkartmış oluyor. Ancak Turgut, özellikle genç girişimcileri tercihlediklerinin altını çiziyor. Cajun Corner’in mutfağında Güney Amerika tarzı ürünler yer alıyor. Kajun baharatlı kemikli kemiksiz tavuklar en çok satılan ürünler. Yine Meksika mutfağından yemekler de çok satılanlar arasında. Her kesime hitap ediyor olsalar da genelde müşteri portföyü gençlerden oluşuyor. ÇOK FEDAKARLIK GEREKİYOR Turgut’un bu işe girmek isteyen gençlere önemli tavsiyeleri de var: “Şunu öncelikle bilmeleri gerekiyor, çok fedakarlık yapmaları lazım. Ailelerinden, sosyal yaşamlarından feragat edecekler, gece gündüz demeden sabahlara kadar çalışmaları gerekecek. Başarının sırrı çok emek vermek. Bir arkadaşım bana, ‘gün gelecek bir gün yetmeyecek’ demişti. Ne anlama geldiğini anlayamamıştım ama gerçekten de bir günün yetmediği oluyor, gece yarılarına kadar çalışmanız gerekebiliyor. “

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.